?>

Orhan Alpaslan’a vefa

Selim Toprak

2 ay önce

Bir Şehrin Hafızasında Bir İsim: Orhan Alpaslan’a Vefa…
Bazı insanlar vardır; bir şehirde sadece yaşamakla kalmaz, o şehrin ruhuna siner, hafızasına kazınır. Onlar bir sokakta yürüdüğünde, aslında yıllar yürür peşlerinden…

İşte Orhan Alpaslan, Batman için tam da böyle bir isimdir.
1955 yılında doğan, kökleri bu toprağın derinliklerine uzanan bir ailenin evladı…

Beşiri’de belediye başkanlığı yapmış Şefik Alpaslan’ın oğlu olarak dünyaya gelirken, aslında bir sorumluluğun da mirasçısı oluyordu. 5 kardeşin arasında büyüyen bu çocuk, ileride binlerce gencin “hocası” olacak, bir neslin kaderine dokunacaktı.

Eğitim yolculuğu da tıpkı karakteri gibi samimi ve içtendi. Mardin’de yatılı okul kazanmıştı; ama insan bazen aklıyla değil kalbiyle karar verir. O, kalbinin sesini dinledi. Memleket hasreti ağır bastı ve geri döndü. Batman Lisesi’ne kaydoldu. Ve kaderin güzel bir cilvesi…
Yıllar sonra o okulun sıralarından kürsüsüne uzanan bir hikâye yazacaktı.

1970’li yıllarda belediye bünyesinde çalışarak hayatın farklı yüzlerini tanıdı. Ama onun asıl yolu, tebeşir tozunun, kara tahtanın ve öğrenci bakışlarının olduğu yerdi. 1980 yılında, mezun olduğu okula bu kez öğretmen olarak döndü. Bu dönüş sıradan bir meslek başlangıcı değildi; bu, bir vefanın, bir aidiyetin ve bir adanmışlığın hikâyesiydi.

Tam 27 yıl…

Aynı okulda, aynı koridorlarda, aynı idealle… Kolay değildir. Her gün yeni bir umutla sınıfa girmek, her öğrencide yeni bir dünya görmek, her hatada sabrı, her başarıda gururu yaşamak… O sadece ders anlatmadı; düşünmeyi öğretti. Ezberi değil, sorgulamayı; korkuyu değil, özgüveni aşıladı.

Onun öğrencileri arasında bugün tanınmış isimler var. Ama Orhan Alpaslan için hiçbir zaman önemli olan “kim oldukları” değil, “nasıl insanlar olduklarıydı.” Çünkü o biliyordu; bir öğretmen sadece bilgi vermez, karakter inşa eder.

Belki de onu farklı kılan en önemli cümlesiydi:
“Önce barış, sonra eğitim.”
Çünkü o, eğitimin sadece sınıf duvarları arasında değil, toplumun huzurunda yeşerdiğine inanıyordu. Gürültünün, kavganın, huzursuzluğun olduğu yerde bilginin kök salamayacağını en iyi bilenlerdendi.
Emekli oldu… Ama bazı insanlar emekli olmaz, sadece görev değiştirir. O da öyle yaptı. Batman Lisesi isminin yaşaması için mücadele etti. Çünkü o isim, onun için bir okuldan çok daha fazlasıydı; bir kimlikti, bir hatıraydı, bir şehrin ortak vicdanıydı.

Bugün hâlâ aynı şehirde, aynı tevazu ile yaşamaya devam ediyor. Öğretmenler Günü’nde kapısı çalınan, bayramlarda hatırlanan, bir selamla yüzü gülen o güzel insanlardan biri… Belki kürsüde değil artık ama hâlâ öğrencilerinin hayatında bir rehber, bir iz, bir yön olarak varlığını sürdürüyor.

Bir şehir düşünün… Ve o şehirde, yıllar geçse de adı saygıyla anılan bir öğretmen…
İşte Orhan Alpaslan, o saygının, o emeğin ve o vefanın adıdır.

Bazı insanlar unutulmaz…

Çünkü onlar sadece yaşamaz, iz bırakır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI