Batman’ın tarihi, petrolün keşfiyle değil; aynı zamanda hakikati savunan, belleği diri tutan kalemlerle yazıldı.
O kalemlerden biri, yarım asrı aşan emeğiyle hem şehrin hem de bölgenin vicdanı oldu: M. Latif Yıldız.
Batman ile Birlikte Büyüyen Bir Ömür
1952’de henüz 15-20 haneden ibaret küçük bir yerleşim olan Batman’a ailesiyle gelen Yıldız, kentin gelişimine adeta doğrudan tanıklık etti. Çocukluğunun oyun alanı olan toprak, yıllar sonra onun gazeteciliğinin ve toplumsal mücadelesinin sahnesine dönüştü. Batman büyüdükçe o da büyüdü; şehrin sesi, belleği ve kalemi oldu.
1969’da başladığı gazetecilik serüveniyle Batman’ın adını ulusal basına taşıdı. Günaydın, Tercüman, Akşam gibi gazetelerde; ardından Sabah, Star ve ATV’de temsilcilik yaparak yalnızca Batman’ı değil, çevresindeki illeri de İstanbul’un merkezine, Türkiye’nin gündemine taşımayı başardı. Bugün, 1969’dan hayatta kalan iki Batmanlı gazeteciden biri olarak hâlâ o günlerin hafızasını taşımaktadır.
Hasankeyf’in Yürekli Savunucusu
Yıldız’ın adı, Batman’ın büyümesiyle birlikte anıldığı kadar, Hasankeyf’in çığlığıyla da özdeşleşti. Ilısu Barajı’nın gölgesinde yok edilmek istenen binlerce yıllık tarihin en gür sesli savunucularından biri oldu. Çünkü Hasankeyf onun için yalnızca bir haber değildi; çocukluğunun hatırası, insanlığın ortak mirasıydı.
Bu mücadeleyi sadece köşe yazılarında ve röportajlarında değil, kalıcı bir eserle de taçlandırdı: Hawar. Bu kitap, hem Hasankeyf için bir ağıt hem de gelecek nesiller için bir vicdan kaydıdır. Yıldız, “Hasankeyf aktivisti” kimliğiyle tarihe geçti; kelimelerini bir kalkan, kalemini bir direniş aracı yaptı.
Batman’ın Belleği
Gazeteciliğin ötesinde, Yıldız’ın kimliği Batman’la özdeşleşir. Onun satırlarında Batman yalnızca bir coğrafya değil; bir hafıza, bir tanıklık, bir mücadele alanıdır. Şehrin ilk günlerinden bugüne uzanan yolculuğu, kendi hayat çizgisiyle iç içe geçmiştir.
M. Latif Yıldız, bugün hâlâ Batman’ın yaşayan belleği, Hasankeyf’in vicdanı ve kalemin onurudur. Onun hikâyesi, geriye şu hakikati bırakır: Bir insan, hem bir şehrin sesi hem bir tarihin koruyucusu hem de bir medeniyetin hafızası olabilir.