Bazı kurumlar vardır; onlar için ne yazsan eksik, ne söylersen kifayetsiz kalır.
Çünkü yaptıkları iş sadece bir faaliyet değil, bir direniş, bir nefes, bir umuttur.
İşte Batman’daki Yeni Sahne, tam da böyle bir yer.
Bir avuç sanatseverin yürek koyarak kurduğu bu topluluk, adını Kürtçede çok güzel bir deyimden alıyor: Kaniya Hûnere — yani Sanatın Çeşmesi…
Ne güzel bir benzetme!
Çoraklaştırılmış bir coğrafyada, kurutulmuş hayallerin ortasında bir çeşme olmak…
Herkese değil, ama sanata susamış olanlara can olmak…
Batman’da bir ilki başardılar.
Sadece bir tiyatro topluluğu kurmadılar, bir sahne açmadılar.
Onlar, Kürt tiyatrosunun suskun kalmış sesini yeniden yankılandırdılar.
O sahnede, sadece replikler değil; dil, kültür, kimlik ve direnç yankı buldu.
Oynadıkları pek çok oyun kapalı gişe gitti.
Seyircinin ilgisi, hasretin bir başka adıydı belki de.
Yeni Sahne yalnızca tiyatro üretmiyor. Aynı zamanda birçok yazar, düşünür, sanatçıyı konuk ediyor. Sanatı bir dil, bir düşünce ve bir duruş olarak yaşatıyor. Devletin ya da belediyenin elini sürmediği alanlarda, bu gençler kendi elleriyle yarattı her şeyi. Kürtçeye, Kürt dilinin sanattaki varlığına omuz verdiler. Dilsiz bırakılmak istenen bir halkın sesi oldular; kelimelerle, rollerle, ışıklarla…
Bu ülkenin ve coğrafyanın en çok da böyle cesur, yaratıcı ve inatçı kurumlara ihtiyacı var. Çünkü onlar sadece oyun değil, umut sahneliyorlar. Düşün ki; gençler, yüreklerini koyarak, kendi dillerinde sahneye çıkıyor ve “Biz buradayız” diyorlar. Ne kadar gurur verici!
Ben, bir Batmanlı olarak, bir sanat dostu olarak, sizinle gurur duyuyorum.
İyi ki varsınız Yeni Sahne.
İyi ki varsınız, emeğiyle bu ışığı yakan güzel insanlar.
Yolunuz açık, sesiniz gür, sahneniz kalabalık olsun…