?>

Batman’ın sessiz hizmetkarı: Faris Özdemir

Selim Toprak

11 ay önce

Ben yaşadığım şehrin renkli simalarını yazarken, kalemimin ucunda hep sanatçılar, esnaf çınarları, toplumun unutulmaz hafızaları vardı.
Bir gün bir siyasetçiyi anlatacağım aklımın ucundan bile geçmemişti. Hele ki dünya görüşümden uzak birini…
Ama gazetecilik, sadece hoşumuza gidenleri yazmak değil; gerçeğe tanıklık etme cesaretini gösterebilmektir. Bugün kalbimle ve vicdanımla yazıyorum. Çünkü bir söz vardır: “Yiğidi öldür, hakkını yeme.” Ve ben bugün hakkını teslim etmezsem, yıllardır savunduğum gazeteci dürüstlüğüne ihanet etmiş olurum.

***

Faris Özdemir… Adını duyan bazı dostlar belki dudak bükecek. Siyasi çizgisini beğenmeyebilirsiniz, partisinin icraatlarını eleştirebilir. Buna kimsenin diyecek sözü olamaz, zira bu da demokrasinin bir parçasıdır. Fakat öyle zamanlar vardır ki, ideolojiler susar, insanlık konuşur. Benim için Faris Özdemir’in hikayesi tam da böyle bir hikayedir.

Çünkü, Faris Özdemir, insanların hayatına dokunduğu gibi, siyasi görüş gözetmezsiniz herkesin yardımına koştu, barış elçisi oldu, düğününe katıldığı gibi insanların acılı günlerini paylaştı, kısacası Faris Özdemir insanlara dokundu.

***

Yıllardır tanırım kendisini. Benden birkaç yaş büyük… Aynı mahallenin tozlu yollarında top oynadık, aynı sokak lambalarının altında büyüdük. Çocuk yaşta gördüğümden beri o hep ağırbaşlı, ölçülü bir insandı. Feodal bir aileden geliyor olması, ona bir çeşit eski zaman terbiyesi, bir asalet katmıştı. Daha önce de bir yazımda söylemiştim: Asalet, sadece soyadınızda yazmaz; zor günde halkın kapısına dikilebiliyorsanız, asıl orada ortaya çıkar.
Batman’ın tarihinde hep bir bekleyiş, bir eksiklik vardır. Deniz yok, fabrika yok, yatırımlar hep sözde kalır. Parlamentoya gönderdiğimiz nice milletvekili, kürsülerde memleket övgüsü düzerken, halkın en basit ihtiyaçlarını bile unutur. Yıllarca bir cenaze aracına, bir ambulansa muhtaç kalmış insanlar gördüm. Bir hastası için Ankara yollarında perişan olan nice fakir aile tanıdım.
Fariz Özdemir, milletvekili olduğu dönemde bu küçük ama hayati boşlukları doldurmayı kendine görev bildi. Batman’a özel bir ambulans kazandırdı. Bir cenaze aracı aldı, sessizce belediyeye teslim etti. Ne kamera çağırdı ne tören yaptı. Ankara’da hasta taşıma aracı ayarladı. Yetmedi, Batman’dan tedaviye giden insanlarımız başkentte açıkta kalmasın diye mütevazı bir pansiyon açtırdı. Yıllarca o pansiyonun kapısından kimsesiz hastalar, çaresiz çocuklar, yaşlı anne babalar geçti. O kapıda bir bardak sıcak çay içip “Allah razı olsun” diyen insan sayısını kimse bilmez.
Ve ne zaman biri bürokraside bir duvara çarpsa, bir evrak sıkışsa, “Başın düşerse dara Faris Abi’yi ara” cümlesi bir umut cümlesi olurdu. Belki de siyaset dediğimiz şey tam olarak budur: İnsanın derdini unutmamak, sırtında yük taşımak.

Bugün Batman’ın hangi sokağına gitseniz, Fariz Özdemir’den hizmet gören bir aileyle karşılaşırsınız. Belki devasa projeler, büyük yatırımlar yaptıramadı. Ama insanların hayatına dokundu, kalıcı olan da budur: Halkın kalbine dokunan küçük iyilikler. Bu yüzden birileri neden Fariz Özdemir diye sorduğunda benim cevabım çok açık: Yiğidi öldür, hakkını yeme.

***

Bu satırları yazarken başka bir ismi de düşünmeden edemiyorum. Sayın Mehmet Şimşek… Yıllarca milletvekilliği yaptı, bakan oldu, bütçeler yönetti. Ama doğup büyüdüğü bu topraklara hangi kalıcı izi bıraktı? Hangi hastanenin önünde bir ambulans teslim etti? Hangi pansiyona Batmanlı garibanlar sığınabildi? Bu soruların cevabını ben veremem, halk verecek. Muhalefet milletvekilleri de geldi geçti, kimisi sadece oy istedi, kimisi hiç dönüp bakmadı. Ama yirmi küsur yıldır iktidar eli kolu olmuş vekillerden beklentimiz hep daha yüksek oldu, bundan sonra da olacak.

***

Ben bugün bu yazıyı bir siyasetçiyi övmek için değil, tanıklığımı kayda geçirmek için yazıyorum. Çünkü yıllar sonra dönüp Batman’ın yakın tarihini okuyanlar bilsin isterim: Bu şehirde bir adam vardı. Dünyamıza uzak bir siyasi cepheden gelirdi belki. Ama halkın çaresine el uzatmayı görev bilirdi. Gönül köprüsü kurmayı becerirdi. Bu köprülerin adı çoğu zaman gazetelere haber olmaz, çünkü reklamı yoktur. Ama o köprüler, bir hasta yatağı kadar gerçektir. Bir cenaze kadar sessizdir.

***

Faris Özdemir… Onu yıllarca yakından gözlemlemiş biri olarak söylüyorum: Eğer siyaset bir gün bu topraklarda yeniden itibar kazanacaksa, bunun yolu tam da böyle samimiyetten, halkın yükünü omuzlamaktan geçecek. Bu yüzden kalbim rahat, kalemim rahat: Yiğidi öldürmem. Ama hakkını da yemem.

Her şey Batman için… Ve Batman’a dokunan herkesin hikayesini anlatmak benim mesleki vicdan borcumdur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI