?>

Aynı şehrin rüzgârında büyüyen bir ses: Berken Bereh

Selim Toprak

5 ay önce

Bazı isimler vardır; sadece şiir yazmaz, kelimelerin omzuna yüklenen bütün bir coğrafyanın hafızasını taşır. Bazen bir dağın gölgesinden, bazen bir nehrin uğultusundan, bazen de yasaklı bir kelimenin inatçı direnişinden doğar o sesler. İşte Berken Bereh, tam da böyle bir sesten ibarettir. Bir şair değil yalnızca, bir dil nöbetçisi, bir yürek tanığı, bir coğrafya anlatıcısı…

1954’te Şırnak’ın sessiz ama derin toprağında doğar. O toprak ki, her taşı bir hikâye, her rüzgârı şiir kokuyor. Belki de bu yüzden şiiri sadece yazmak için değil, yaşamak ve yaşatmak için seçer. Çünkü o, Kürtçenin yasaklı günlerinde, şiiri bir bulut gibi gökyüzüne asanlardan; dili paslı zincirlerden kurtarıp ona yeniden nefes verenlerden biridir.

Bolu Eğitim Enstitüsü’nde aldığı eğitim ona meslek kattı belki ama ruhuna asıl sesi ilk şiiri kattı: 1979’da Tîrêj dergisinde yayımlanan o şiir, aslında bir halkın dilsizliğe karşı ilk isyan çığlığıydı. Ve Bereh, o günden sonra ne kaleminden vazgeçti, ne kelimesinden… Nûbûn, Nûdem, Jiyana Rewşen, Nûbihar gibi dergilerde; gazete köşelerinde, kitap sayfalarında hep o dilsizliğin utancını değil, direnişin onurunu yazdı.

Serwer Botî, Argeş Amedî, Mem Bêtîr… Kimi zaman isim değiştirdi, ama söz hiç değişmedi. Çünkü onun için yazmak; saklanmak değil, görünmekti. Sözü masaya yatırmak değil, sokağa salmaktı. Şiir onun elinde bir sığınak değil, bir meydan oldu. Kelimeleri karga tulumba değil, özgür kuşlar gibi uçurmak istedi hep.

Berken Bereh, Kürtçenin sadece bir iletişim aracı değil, bir duygu hazinesi, bir hafıza mekânı, bir vicdan sesi olduğunu bilenlerdendi. “Şiir,” diyordu, “yasaklı bir dilin yaşamaya en meşru bahanesidir.” Ve belki de bu yüzden, onun şiirlerinde her kelime biraz yorgun, biraz asi, biraz da yetimdir. Ama umut hep diri, sevda hep canlıdır.

Lîs Yayınları’ndan çıkan Dilê Min Palgeh e Ji Işqê re — Kalbim Bir Yastıktır Aşka, sadece şiir toplamı değil; bir ömrün, bir dilin ve bir halkın kalbe dokunan hikâyesidir. Ateşten, külden, isyan ve izandan süzülmüş mısraların yastığıdır o kitap.

Çünkü bazı şairler, kelimeyle sadece şiir yazmaz; kelimenin alnına kader yazar. Berken Bereh, işte tam da böyle bir kader yazıcısıdır. Aynı şehrin rüzgârından, aynı toprağın sesinden, aynı dilin yarasından beslenen bir dosttur. Ve eğer aynı pencereden bakıyorsan hayata, onu yazmamak değil; onu anlamamak büyük eksikliktir.

Belki de bazı insanlar, yaşadıkları coğrafyanın sessiz birer çevirmenidir. Dağın dilini insana, insanın dilini şiire çeviren…

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI