?>

Çok mu zor?

Ekrem Işık

7 saat önce

Geçtiğimiz hafta milyonlarca ortaokul öğrencisi LGS’de ter döktü; bu hafta sonu ise sıra üniversite adayı gençlerin hayat memat meselesi olarak gördüğü YKS (TYT ve AYT) maratonuna geliyor. Ülkemizde bir üniversite diploması, sadece akademik bir unvan değil, aynı zamanda geleceğe açılan en önemli geçim kapısı. Durum böyle olunca, bu kapıdan geçişi sağlayan sınavların da her şeyden önce *"fırsat eşitliği"* ilkesine dayanması gerekiyor.
Ancak her yıl haziran ayı geldiğinde, bu eşitlik ilkesi adeta kavurucu sıcakların altında eriyip gidiyor.

Soruyorum: Bu hayati sınavları haziranın ortasında, yaz sıcağında yapmak gerçekten bir zorunluluk mu? *Çok mu zor bu takvimi mayıs ayına çekmek?*

Bakınız, sınavın kendi stresi ve heyecanı zaten başlı başına insanı soğuk havada bile terletmeye yetiyor. Bir de buna coğrafyanın getirdiği iklimsel adaletsizlik ekleniyor. Bugün Batman, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa gibi bölge illerimizde haziran ayı demek, termometrelerin 40 dereceyi zorlaması demek. Sınav salonlarının büyük çoğunluğunda klima yok. Öğrenciler şapır şapır ter dökerek, sıcaktan bunalmış bir halde, hayatlarının en kritik sorularına odaklanmaya çalışıyorlar. Hele bir de oturduğu sıra sınıfın güneş alan güney ya da doğu cephesine denk geldiyse, o öğrenci için sınav adeta bir dayanıklılık testine dönüşüyor. Sıcaklık yüzünden dikkati dağılan, optik formu terden sırılsıklam olan bir gencin konsantrasyonunu koruması ne kadar mümkün?

Madalyonun diğer yüzüne bakalım. İç bölgelerde ya da kuzey kesimlerdeki illerde hava nispeten daha serin ve esintili. Orada sınava giren bir öğrenci, iklimsel olarak çok daha konforlu bir ortamda soruları çözerken; Güneydoğu'nun kavurucu sıcağına maruz kalan bir gencimiz sadece sorularla değil, doğanın şartlarıyla da savaşmak zorunda kalıyor. İşte tam bu noktada, o çok savunduğumuz "fırsat eşitliği" ciddi bir darbe alıyor. Aynı puan tablosu için yarışan öğrenciler, tamamen coğrafi konumun getirdiği bir haksızlıkla karşı karşıya kalıyor.

Oysa çözüm hem çok basit hem de çok rasyonel: *Bu sınavları mayıs ayına almak.*
Mayıs ayında ülkemizin genelinde hava şartları çok daha dengeli, serin ve sınav atmosferine uygundur. Müfredatın yetişmesi ya da planlamaların yapılması açısından mayıs ayı, hazirandan çok farklı bir dinamik gerektirmez. Sadece küçük bir takvim düzenlemesiyle, iklim kaynaklı bu büyük eşitsizliğin önüne geçilebilir. Gençlerimizin geleceğini belirleyen bu denli büyük bir organizasyonda, hava durumunun yarattığı adaletsizliği ortadan kaldırmak eğitim otoritelerinin asli görevi olmalıdır. Anlamak mümkün değil; milyarlarca liralık bütçeleri, devasa lojistik ağları yöneten sistem için sınavı birkaç hafta öne çekmek gerçekten çok mu zor?

Umidimiz ve beklentimiz, yetkililerin bu feryadı duyması ve önümüzdeki yıllardan itibaren LGS ile YKS’nin mayıs ayının o serin, sakin iklimine taşınmasıdır. Eğitimde adaleti tam manasıyla sağlamak istiyorsak, önce salondaki havayı eşitlemeliyiz.

Bu vesileyle, önümüzdeki hafta sonu YKS’nin o zorlu atmosferinde, her türlü olumsuzluğa ve sıcağa rağmen geleceği için ter dökecek olan tüm öğrencilerimize yürekten başarılar dilerim. Emekleriniz zayi olmasın.
YAZARIN DİĞER YAZILARI