Son yıllarda gazetelerde sıkça rastladığımız haberlerden biri: “Falanca heyet gazetemizi ziyaret etti”, “Filanca dernek başkanı şu kurumu ziyaret etti”, “Siyasi parti temsilcileri bir dizi ziyarette bulundu.”
Bu başlıklar, neredeyse her gün karşımıza çıkıyor.
Ne yazık ki, ziyaretin kendisi bir faaliyet gibi sunuluyor.
Birilerini ziyaret etmek, elbette sosyal ilişkilerin bir parçasıdır.
Nezakettir, iletişimdir.
Ancak bu durumun bir “etkinlik” ya da “icraat” gibi sunulması, toplumun iş yapma anlayışındaki sığlığı gösteriyor.
Çünkü gerçek faaliyet; üretmek, çözüm üretmek, topluma fayda sağlamaktır.
Bir çay içmekle, fotoğraf verip sosyal medyada paylaşmakla “çalışmış” sayılmıyoruz.
Zaman zaman görüyoruz; özellikle seçim dönemlerinde siyasiler ardı ardına ziyaretler gerçekleştiriyor. Fotoğraf makineleri, kameralar hazır bekliyor.
Bir kahve içiliyor, birkaç temenni cümlesi kuruluyor, ardından flaşlar patlıyor.
Sonra da “Parti heyetimiz halkla buluştu” başlıkları atılıyor.
Oysa halk, ziyaret değil; çözüm bekliyor.
Bir başka garip manzara ise bir bakan, genel müdür veya bürokrat ilimize geldiğinde yaşanıyor.
İlgili ilgisiz herkes havaalanında, karşılama töreninde.
Sanki ordu komutanı bölüğü teftişe gelmiş gibi herkes sıraya diziliyor.
Yüzlerde yapay tebessümler, dillerde klişe cümleler: “Sayın bakanımızı ilimizde ağırlamaktan onur duyduk.”
Bu tabloyu izlerken insan ister istemez düşünüyor:
Bu gösterişle mi memleket kalkınacak?
Gerçek kalkınma; zamanını doğru kullanan, kaynaklarını israf etmeyen, makamı şov değil hizmet için kullanan anlayışla mümkündür.
Fotoğraf çekmekle değil, proje üretmekle.
Karşılama törenleriyle değil, halkın sorunlarına kalıcı çözümler bulmakla.
Ziyaret etmek kötü değil elbette. Ama her ziyaretin bir anlamı, bir amacı, bir sonucu olmalı.
Sırf görünmek, görünür olmak, gündemde kalmak için yapılan ziyaretler; hem zamanı hem emeği heba ediyor.
Oysa bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, gösteriş değil; üretkenliktir.
Belki de memleketin neden ilerlemediğini anlamak için bu manzaralara bakmak yeterlidir:
Zamanın değerini bilmeyenler, gösteriyi hizmet sananlar, fotoğrafı başarıyla karıştıranlar...
Asıl faaliyet, sessizce çalışanların, üretiyormuş gibi görünmeyenlerin elindedir.