?>

Nereye kadar?

Ekrem Işık

8 ay önce

Toplum, bir arada yaşayan insanların oluşturduğu düzenin adıdır.
İnsan, tabiatı gereği tek başına değil, başkalarıyla birlikte yaşar.
İşte bu yüzden her bireyin davranışları sadece kendisini değil, çevresindekileri de etkiler.
Hal böyle olunca, “Ben özgürüm, istediğim gibi yaşarım” anlayışı mutlak bir hakikat değildir.
Zira bir kişinin özgürlüğü, bir diğerinin özgürlüğünü sınırlayabilir.
Bu yüzden özgürlükler, birbirine zarar vermeden kullanılabilsin diye kurallar konulmuştur.
Düşünün, trafik hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kırmızı ışıkta durmak, kavşakta önceliği vermek, anayol ve tali yol düzenine uymak hep bu sebeptendir.

Eğer bir sürücü, “Ben özgürüm, istediğim gibi geçerim” diyerek kırmızı ışıkta yoluna devam ederse, kaza yapar; hem kendisine hem başkasına zarar verir, üstelik ceza alır. Özgürlüğün sınırının başkasının hakkı olduğu burada açıkça görülmektedir.

Aynı şekilde, toplu yaşam alanları için çıkarılan Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman ve site düzeninin korunmasını amaçlar. Çünkü bir binada onlarca farklı aile, farklı birey bir arada yaşar. Ortak alanların kullanımı, gürültü, aidat ödemeleri, hepsi düzen altına alınmıştır. Eğer bu kurallara uyulmazsa, mahkemeler devreye girer ve yaptırım uygular.
Ancak ne yazık ki günümüzde, özellikle genç nesilde farklı bir anlayış belirmeye başladı. “Özgürlük” adı altında ölçüsüz bir açılma, sınır tanımaz bir gösteriş merakı gözleniyor. Kimi zaman bu, toplumun örf ve değerlerini hiçe sayarak çıplaklık seviyesine kadar ulaşıyor. İşte burada sormak gerekiyor: Bu ölçüsüzlük nereye kadar?

Toplum içinde yaşayan her bireyin, yalnızca kendisine değil, birlikte yaşadığı diğer insanlara da saygı göstermesi gerekir. Özgürlüğün en temel şartı ölçüdür. Ölçü olmayan yerde anarşi başlar. İnsanın aklı vardır, edebi vardır; bu yüzden davranışları sınırlı ve dengeli olmalıdır. Hayvanın ise aklı ve edebi yoktur. Ama dikkat ediniz, kimi hayvanlarda dahi ölçüye dair bir iz görebiliriz. Örneğin evcil bir kedi, ihtiyacını gidirdikten sonra dışkısını kuma gömer, üstünü kapatır.

Şimdi soralım: İnsan, ölçüsüz ve edepsiz davranırsa neye benzer?
İnsanın değerini, hayvandan ayıran yegâne özellik ölçü ve edep değil midir? O halde özgürlük adı altında ölçüsüzlük sergileyen kişi, aslında kendi insanlığını hiçe saymakta değil midir?
Toplum, ancak kurallarla ayakta kalır. Özgürlük, başkasının hakkını çiğnemediği müddetçe değerlidir. Ahlak ve edep, insana insanlığını kazandırır. Ölçüsüzlük ise hem kişiyi hem toplumu yozlaştırır.

Son söz şu olmalı:

Özgürlük, başıboşluk değil; saygı ve ölçüyle var olur. Ölçüsüz davranan insan, önce kendisine, sonra topluma zarar verir. Ve en acısı, insanlığını kaybeder.

YAZARIN DİĞER YAZILARI