?>

İç tahkim ve empati

Ekrem Işık

10 ay önce

PKK’nın silah bırakma kararı ve ardından 30 kişilik bir grubun silahlarını yakmasıyla başlayan süreç, Türkiye’de yıllardır süren çatışmalı dönemin ardından yeni bir kapı aralamıştır.

Bu kapının tam anlamıyla açılması ve iç barışın sağlam bir temele oturması ise yalnızca siyasi irade ile değil, toplumun her kesiminde gelişecek samimi bir yaklaşım ile mümkündür.

Barışa giden yol, tarafların birbirine güvenmesi, önyargılarından arınması ve süreci samimiyetle sahiplenmesiyle şekillenir.
Yol haritasının kesintiye uğramadan devam etmesi için en büyük ihtiyaç, samimiyettir. Elbette ki bu süreçte provokasyonlar, tahrikler ve çatışma ortamını yeniden alevlendirmek isteyen odaklar olacaktır.

 Ortadoğu’nun karmaşık denkleminde, bölgedeki istikrarsızlıktan beslenen küresel güçlerin – başta İsrail ve onun bölgedeki çıkarlarını savunan ABD'nin – barıştan yana bir irade göstermesi beklenemez.

Bugün bile Suriye'de Dürziler üzerinden ülkeyi daha da parçalamaya çalışan bu aktörler, Türkiye’de de huzur ve sükûnet istememektedir.
Dolayısıyla, bu sürecin akamete uğramaması için herkesin üzerine düşeni yapması tarihi bir sorumluluktur.
Türkiye’de yaşayan her birey – Türk, Kürt, Arap ya da başka bir kimliğe mensup olsun – bu coğrafyanın geleceğini birlikte inşa edeceği bilinciyle hareket etmelidir.
Farklılıklarımızı ayrışma değil, zenginlik olarak görmeli, ötekileştirme dilinden uzak durmalıyız.

Empati kurmadan yapılan her yorum, her eleştiri, her tepki, çözüm sürecine zarar verecek; sömürgeci ve işgalci zihniyete hizmet edecektir.

 Unutulmamalıdır ki bu toprakların insanları dün işgale karşı nasıl omuz omuza mücadele ettiyse, bugün de aynı birliktelik ruhuna ihtiyaç vardır.
İç barış, sadece siyasi bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesidir. Toplum olarak empati kurmalı, farklı düşünceleri anlamaya çalışmalı, ırkçı ve dışlayıcı söylemlerden uzak durmalıyız.
 Birbirimize hak gördüğümüz özgürlükleri başkalarından esirgememeli, doğuştan gelen insan haklarını "meşru" ya da "yasak" ilan etmemeliyiz.

 Farklı kimliklere ve geçmişte ötekileştirdiğimiz gruplara karşı oluşturduğumuz duvarları yıkmadıkça, gerçek barışa ulaşmamız mümkün olmayacaktır.

Bugün atılacak her yapıcı adım, sadece bugünün değil, yarının çocuklarına da umut ve güven içinde bir gelecek sunacaktır.
Bu nedenle artık uzaklaştırmak değil, birleştirmek; ayrıştırmak değil, kenetlenmek; dışlamak değil, kucaklamak zamanıdır.
Unutmamalıyız ki, birbirimize kentlenmek için atacağımız her adım bizi bölüp parçalamak isteyen işgalci zihniyete atacağımız bir darbe demektir.

Aksine birbirimizi dışlayan,ötekileştiren her konuşma, her açıklama işgalci ve sömürgeci zihniyetin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelecek ve işini kolaylaştıracaktır.

Son olarak demeli ve anlamalıyız ki, siyonist emel, Orta Doğu’da yaşayan yahudi dışındaki herkesi köle olarak kullanmak istemektedir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI