Ortadoğu, tarih boyunca pek çok medeniyete beşiklik etmiş kadim bir coğrafya olsa da, bugün ne yazık ki barışın değil, yükselen dumanların ve sönmek bilmeyen fitne ateşlerinin merkez üssü haline gelmiş durumda. Bölgedeki gerilim hattı artık sadece diplomatik bir kriz değil, topyekûn bir coğrafyayı içine çekmeye yeminli bir "fitne kazanı" halini almıştır. Bu kazanın altındaki ateşi harlayan el ise, stratejik çıkarlarını kaos ve istikrarsızlık üzerine kurgulayan İsrail yönetiminden başkası değildir.
Son dönemde bölge ülkelerinin, özellikle de Türkiye ve Azerbaycan gibi kritik aktörlerin topraklarına düşen füze parçaları, sıradan birer "teknik kaza" olarak değerlendirilemez. Stratejik akıl yürütüldüğünde, İran’ın kendi sınır komşularıyla -yani Türkiye ve Azerbaycan ile- bir düşman bloğu oluşturmak istemesi mantık dışıdır. Aksine, İran’ın etrafının kuşatılması ve komşularıyla karşı karşıya getirilmesi, doğrudan İsrail’in bölgesel planlarına hizmet etmektedir.
İsrail, savaşı sadece kendi sınırları içerisinde tutmak değil, bölge ülkelerini de bu yangının birer parçası haline getirmek için elinden geleni yapmaktadır. Amaç nettir: Bölgesel bir yalnızlaştırma operasyonu ve Ortadoğu’nun tamamını kapsayan bir güvenlik krizi yaratmak.
Bu tehlikeli oyunun ardında sadece siyasi hesaplar değil, ürkütücü bir teolojik zemin de yatmaktadır. Bugün Ortadoğu’da atılan adımları anlamak için, Yahudi ve Evanjelist çevrelerin paylaştığı "Tanrı’yı kıyamete zorlama" (Armageddon) inancına bakmak gerekir. Bu karanlık doktrine göre, büyük bir kaosun ve küresel bir savaşın çıkması, beklenen "sonun" başlangıcıdır. Ateşi körüklemek, onlar için sadece bir askeri strateji değil, aynı zamanda kutsal bir vazife gibi görülmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de Yahudilerin yeryüzünde iki defa fitne ateşini yakacağına ve bu ateşin söndürüleceğine dair yer alan işaretler, bugün yaşananların tarihsel ve manevi derinliğini de gözler önüne sermektedir. İnsanlık dışı saldırılarla harlanan bu ateş, modern dünyanın gözleri önünde tüm bölgeyi yutmaya çalışmaktadır.
Basiret ve İtidal
Ortadoğu’nun üzerine çöken bu fitne bulutlarını dağıtmanın tek yolu, bölge ülkelerinin sergileyeceği stratejik basirettir. Türkiye, Azerbaycan ve diğer komşu ülkeler, kendilerini bu ateş çemberinin içine çekmek isteyen provokasyonlara karşı azami dikkat göstermelidir.
Algı Yönetimine Karşı Dikkat: Sınırlarımıza düşen her parça, söylenen her kışkırtıcı söz, bizi bir çatışma sahasına çekmek için tasarlanmış olabilir.
Bölge aktörleri arasındaki doğrudan iletişim kanalları, üçüncü tarafların fitne çıkarma çabalarını boşa çıkaracaktır.
Ateşi körükleyenlerin nihai hedefi, Ortadoğu’yu yönetilemez bir enkaz yığınına çevirmektir. Bu oyunu bozacak olan tek güç, sağduyulu ve vakur duruştur.