?>

Vicdan Filosu ve Tarihin Kırılma Noktası

Ekrem Işık

6 gün önce

​Tarih, yalnızca güçlülerin, silahların ve makamların yazdığı bir kronolojiden ibaret değildir. Asıl tarih; zalimin karşısında dik duranların, dilsiz şeytan olmayı reddedenlerin ve insanlık onurunu kurtarmak için yola çıkanların hikayesidir. Bugün modern dünyanın gözleri önünde yaşanan zulme, akıtılan kanlara ve "vampirleşen" küresel sistemin vahşetine karşı yola çıkan Vicdan Filosu, tam da bu hakikat hikayesinin günümüzdeki tezahürüdür.
​Bu filo, yalnızca denizleri aşan gemilerden oluşan fiziki bir yapı değildir; o, yitirilmeye yüz tutmuş insanlığın ortak çığlığı, dünyanın atan nabzı ve sömürülen halkların sessiz çığlığıdır.
​ Gücün Sağırlığına Karşı Vicdanın Sesi
​Dünya bugün, gücü elinde bulunduranların büyük bir sağırlık ve körlük içinde olduğu karanlık bir dönemden geçiyor. Uluslararası kurumların, masalarda yazılan süslü adalet sözlerinin ve modern hukukun, zalimin silahı karşısında nasıl cüceleştiğini izliyoruz. İşte Vicdan Filosu, tam da bu sağırlığı yırtmak, konforlu alanlarında oturup katliamları bir film gibi izleyenlerin vicdanlarını sarsmak için demir aldı.
​Onlar, hakkı ve adaleti savunmanın sadece bir söylem değil, bir eylem gerektirdiğini gösteren çağımızın fedaileridir. Bu gemilere binenler, tıpkı insanlığın ikinci kez var oluşunu simgeleyen Hz. Nuh’un Gemisi’ne binenler gibidir. Karşılarındaki azgın zulüm tufanına rağmen, insan kalabilmenin yegane yolunun bu gemide yer almak olduğunu bilerek yola çıkmışlardır.
​ Zulüm Denizinde Boğulanlar ve Kızıldeniz’i Yaranlar
​Bu yolculuk, sembolik anlamıyla bir Musa duruşudur. Nasıl ki Hz. Musa asasıyla Kızıldeniz’i ikiye bölüp zulüm ile adaleti, firavun ile mazlumu birbirinden ayırdıysa; bugün Vicdan Filosu da modern dünyanın denizlerini ortadan ikiye yarıyor. Bir tarafta hakkı, adaleti ve insan onurunu savunanlar; diğer tarafta ise zulmün taşmasına seyirci kalanlar kalıyor.
​Peki ya geride kalanlar? "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyenler, sessizliğiyle zalime onay verenler, konforunu bozmamak adına kafasını kuma gömenler... Onlar, fiziki bir denizde olmasa bile, kendi yarattıkları vicdan tufanında boğulmaktadırlar. Çünkü zulme karşı sessiz kalmak, zalimin ortaklığına soyunmaktır. Taşmakta olan bu zulüm denizi, bugün mazlumları yutuyor gibi görünse de, yarın o sessiz kalanların, o nemelazımcıların dünyasını da karartacaktır.
​ Sahil-i Selamete Ulaşacak Yarınlar
​Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olan zamandır.
​Vicdan Filosu bugün belki fiziki olarak hedeflenen sahile ulaşamamış, engellerle karşılaşmış veya küresel güçlerin barikatlarına takılmış olabilir. Ancak bu bir yenilgi değildir. Çünkü bu filo, varması gereken asıl menzile, yani insanlığın kalbine ve bilincine çoktan varmıştır.
​Bugün adalet sahiline ulaşamayan bu gemiler, yarın mutlaka ama mutlaka sahil-i selamete çıkacaktır. Tarihin diyalektiği ve ilahi adalet bize gösterir ki; hiçbir zulüm ebedi olmamıştır ve hiçbir firavun kendi kan denizinde boğulmaktan kurtulamamıştır.
​ Ya Kalanlar?
​Filo menziline doğru inançla ilerlerken, arkada kalanların sorması gereken yakıcı soru şudur: Zulüm her yeri kapladığında, insanlık büyük bir imtihandan geçerken biz hangi taraftaydık? Gemidekiler tarihin şerefli sayfalarına adlarını yazdırırken, geride kalanlar o büyük vicdan tufanının dalgaları arasında kaybolup gitmekle yüz yüzedir. Çünkü sular çekildiğinde, geriye sadece iyiliği haykıranlar ve o iyilik uğruna yola çıkanlar kalacaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI