?>

Her yasal olan adil midir?

Ekrem Işık

4 hafta önce

​Hukuk ve adalet kavramları çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da, aralarındaki ilişki her zaman kusursuz bir paralellik göstermez. Bir eylemin kanunlara uygun olması, onun her zaman etik, ahlaki veya adil olduğu anlamına gelmez. Özellikle mülkiyet hakları ve imar düzenlemeleri söz konusu olduğunda, "yasallık" bazen adaletsizliği maskeleyen bir kılıfa dönüşebilir. Bu durumun en somut örneklerinden biri, tarım arazilerinin korunması ve yapılaşma süreçlerinde karşımıza çıkmaktadır.

​ Yasallık ve Sonuç Odaklı Bakış

​Hobi bahçeleri üzerinden yürütülen tartışmalar, bu çelişkinin merkezinde yer alır. Bir hobi bahçesine yapı inşa etmek mevcut mevzuata göre "yasal" olmayabilir. Gerekçe ise haklıdır: Tarım arazilerinin bütünlüğünü korumak ve üretimi sabote etmemek. Bu, teoride kamu yararını gözeten adil bir yaklaşımdır.
​Ancak meselenin özü, "yasallığın" sadece bir grup veya bir durum için işletilip işletilmediğinde düğümlenir. Eğer bir hobi bahçesindeki küçük bir yapı "tarımı sabote ettiği" gerekçesiyle yıkılıyorsa, aynı tarım arazisi üzerine inşa edilen devasa villaların veya sanayi tesislerinin çeşitli imar düzenlemeleriyle "yasal" hale getirilmesi, sonucun değişmediği gerçeğini ortaya koyar. Her iki durumda da tarım arazisi yok edilmektedir.

​ Çifte Standart ve Adalet Dengesi

​Adaletin en temel ilkelerinden biri, "benzer durumdakilere benzer muamele yapılması" ilkesidir. Bir eylemi sadece mevzuata uydurarak meşrulaştırmak, o eylemin doğurduğu zararı ortadan kaldırmaz.

​ İmar Barışı ve Yasallaştırma :

Kaçak yapılmış lüks konutların veya villa projelerinin "imar affı" gibi düzenlemelerle yasallaştırılması, hukuki bir statü kazandırsa da toplumsal vicdanda adalet sağlamaz.

​ Ahlaki Tutarsızlık:

 Şehir çeperindeki tarım alanlarını ranta açıp imara dahil etmek yasal bir süreçtir, ancak hobi bahçesindeki vatandaşa yasak uygulamak, yasanın ruhuyla çelişir.
​Buradaki temel sorun, yasanın toplumsal faydayı mı yoksa belirli çıkarları mı koruduğudur. Birinin yasallaştırılması, diğerinin ise cezalandırılması, yasayı sadece güçlü olanın veya süreci yönetebilenin lehine bir araç haline getirir.

​ Sonuç : Vicdanın Yasası

​Yasalar, toplumsal düzeni sağlamak için birer araçtır; adaletin kendisi değildir. Eğer bir yasal düzenleme, aynı sonucu doğuran iki eylemden birini ödüllendirip diğerini cezalandırıyorsa, orada "hukuk" vardır ama "adalet" yoktur.
​Tarım arazilerini korumak kutsal bir amaçtır. Ancak bu amaç, sadece küçük toprak sahiplerine değil, büyük inşaat projelerine ve rant odaklı imar planlarına karşı da aynı sertlikte savunulmalıdır. Unutulmamalıdır ki, her yasal olan adil değildir ve her adil olanın henüz yasası yazılmamış olabilir. Adalet dengesinin bozulduğu yerde, yasalar sadece kağıt üzerindeki metinlerden ibaret kalır.
​ Özetle : Aynı durumu (tarım arazisinin yok edilmesi) farklı isimler altında sınıflandırıp birine "yasal", diğerine "suç" demek, adaletin kantarına zarar verir. Ahlaki olan, yasayı sonucun zararına göre değil, hakkaniyetin eşitliğine göre işletmektir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI