Batman’da trafik her geçen gün içinden çıkılmaz bir hale geliyor.
Özellikle akşam saatlerinde şehir merkezinden çıkmak adeta bir çileye dönüşmüş durumda.
Yarım saatte şehir dışına çıkamadığınız oluyor.
Üstelik bu sadece yoğun saatlere özgü bir tablo değil; günün her anında uzun kuyruklar, sıkışıklık ve sabır sınırlarını zorlayan bir keşmekeş yaşanıyor.
Ama işin asıl vahim yanı, kuralsızlığın neredeyse bir “trafik kültürü” haline gelmiş olması.
Direksiyon başında çocuğunu kucağına alıp araç süren mi ararsınız, sinyal vermeyi lüks gören mi? Akıllı kavşakta yol verene rastlamak neredeyse imkânsız.
Sabahın köründe abartılı egzoz sesleriyle mahalleleri inletmek için sıraya giren “kahramanlar” ayrı bir dert. Makas atmayı marifet zannedenler, ters yönden gelmeyi moda haline getirenler, ikili-üçlü parklarla yolları tıkayanlar…
Liste uzar da uzar.
“Önce yaya” sloganı ise ne yazık ki “Sonra yaya”ya dönüşmüş. Hız sınırına uyanı görsek neredeyse madalya takacağız. Geçiş üstünlüğü, “güç üstünlüğü”ne evrilmiş durumda. Hele ki öğrenci servisleri… Oysa en çok kurallara uyması gereken bu araçlar, en fazla kural ihlali yapanlar listesinde başı çekiyor.
Şehir içi minibüsler ise ayrı bir facia. İstedikleri yerde yolcu indirip bindiriyorlar. Trafiği felç etseler de umurlarında değil. Batman’daki minibüs manzaraları, Hindistan’ın keşmekeşini aratmayacak durumda.
Trafik bir “kuralsızlık tiyatrosu”na dönüşmüş ama sahnenin yönetmeni yok. Oyuncular kendi keyfine göre oynamaya devam ediyor.
Şimdi soralım: Bu şehirde trafik polisleri nerede? Allah aşkına, siz trafikte düzeni sağlayan bir trafik polisi görüyor musunuz? Yalnızca okul açılış günlerinde, ya da protokol misafirleri geldiğinde ortaya çıkmak yeterli midir?
Batman halkı, trafikte disiplin, denetim ve güvenlik görmek istiyor. Kuralsızlığın hüküm sürdüğü bir yerde düzeni sağlamak, şehir sakinlerine nefes aldırmak, öncelikle trafik polisinin görevi değil midir?
Batman trafiği artık alarm veriyor.
Bu çağrıyı duyan, bu karmaşaya “dur” diyecek bir yetkili var mı?