Son zamanlarda siyasette giderek daha sık karşımıza çıkan boykot çağrıları, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir konu haline geldi.
Özellikle CHP’nin bazı yerli markalara karşı başlattığı boykot girişimi, ilk bakışta siyasi bir tavır gibi görünse de aslında çok daha derin ve düşündürücü sonuçlar doğurabilecek bir hamledir.
Yerli bir markayı ya da ürünü boykot etmek demek, o ürünün üreticisini, çalışanını, tedarikçisini ve satıcısını da boykot etmek anlamına gelir.
Peki, bu zincirin sonunda kim vardır? Elbette bu ülkenin vatandaşı, yani bizler.
Bir parti, siyasi pozisyonunu ifade ederken, bu topraklarda üretilen malları hedef alırsa; farkında olmadan veya bilerek, ülke ekonomisine zarar verecek bir sürecin önünü açmış olur.
Yerli üretimin sekteye uğraması, doğrudan üretim hacmini düşürür. Üretim azalınca işgücüne olan ihtiyaç da azalır. Bu da istihdam kaybına, yani işsizliğe yol açar.
Üstelik bu yalnızca üretim tesislerinde çalışanlar için değil, o ürünleri satan esnaf, dağıtan lojistikçiler, yan sanayide hizmet veren küçük işletmeler için de geçerlidir.
Zincirleme bir ekonomik daralmadan söz ediyoruz. Ve bu daralmanın ilk etkilediği kesim her zaman düşük ve orta gelirli vatandaşlar olur.
Diğer taraftan yerli üretim azalınca, ihtiyaç duyulan mallar dış piyasadan temin edilmek zorunda kalınır. Bu da ithalatı artırır, cari açığı büyütür.
Cari açık arttıkça, bu açığı kapatmak için devletin başvuracağı yollar bellidir: Yeni vergiler, zamlar, kamu harcamalarında kısıtlamalar…
Yani döner dolaşır, fatura yine vatandaşa kesilir.
Ekonomik boyutun dışında, bu tür boykotların toplumda kutuplaşmayı daha da artırdığı da göz ardı edilmemelidir.
Bir partinin destekçisi olan bir vatandaşın işlettiği bir dükkânın, sadece siyasi tercihinden dolayı hedef haline gelmesi kabul edilemez.
Farklı düşünebiliriz, farklı tercihlere sahip olabiliriz ama hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemi su alırsa, hep birlikte batarız.
CHP’nin bu tür çağrıları yaparken çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir.
Zira söz konusu olan, yalnızca siyasi bir gösteri değil; halkın refahı, esnafın geleceği, gençlerin istihdam umudu ve ülkenin ekonomik dengeleridir.
Eğer boykot başarılı olsaydı, CHP’ye oy veren binlerce yurttaş da bu işsizliğin, bu fakirleşmenin içinde yer alacaktı.
Bu noktada kaçınılmaz bir soru akla geliyor: Yerli malına boykot çağrısıyla CHP aslında kime hizmet ediyor?
Genel olarak bakarsak bizlere; vatandaşa, esnafa, işçiye, memura, emekliye vs yurtiçinde yaşayan kimseye yaramaz.
Ancak yabancı üreticiye ve ithalatçıya yarar. Ülke kaynaklarının dışarıya gitmesine vesile olur. Döviz ihtiyacına neden olur.
Neyse ki, sağduyulu vatandaş pek itibar etmedi de yapılan hamle sönük kaldı.