Son zamanlarda Batman’da yaşanan olaylara bakınca insan ister istemez “Burası Batman mı, yoksa Teksas mı?” diye sormadan edemiyor. Neredeyse her gün bir silahlı kavga, bir çatışma, bir sokak arbede haberiyle karşılaşıyoruz. Bu gidişat, sadece haber bültenlerinin değil, toplumsal vicdanın da karardığının göstergesi.
Geçen hafta ardı ardına iki gün silahlı kavgalar yaşandı. İlki, Salı günü Buket Kavşağı’nda bir işyeri sahibi veya sahipleriyle bazı gençler arasında meydana geldi. İddialara göre, bazı gençlerin yolda yürüyen kadınlara laf atması üzerine işyeri sahipleri duruma müdahale etmiş. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşmüş. Eğer olay gerçekten bu şekilde yaşandıysa, söyleyecek tek söz var: Yazıklar olsun.
Kadınlara laf atmayı “erkeklik” ya da “cesaret” zanneden, bu rezilliği bir de kavgayla taçlandıran onursuzlara lanet olsun! Böyle bir utancı sokak ortasında sergileyenlerin hâlâ aramızda dolaşıyor olması bile toplum olarak geldiğimiz noktayı gösteriyor. Onur, ahlak, edep gibi kavramlar yerini kabalığa, şiddete, hoyratlığa bırakmış durumda.
Ertesi gün, Çarşamba günü GAP Mahallesi’ndeki Kafeler Sokağı’nda biri polis sekiz kişinin yaralandığı bir başka silahlı kavga yaşandı. Görüntüler adeta bir Teksas filmi gibiydi. Ekranda izlesek “Bu kadarı da abartı” derdik ama maalesef hepsi bizim sokaklarımızda, bizim mahallelerimizde oluyor.
Peki, bu toplum nasıl bu hale geldi?
Bu kadar kolay tetiğe uzanan eller, bu kadar çabuk parlayan öfkeler, bu kadar hızlı yükselen nefret nereden besleniyor?
Acaba bu tablo çıkarcılığın, materyalistliğin, maddeye tapınmanın bir sonucu mu? Yoksa her gün ekranlarda izlediğimiz vurdulu kırdılı dizilerin, “kahraman” kılıklı silahlı figürlerin zihinlerimize işlediği şiddet kültürünün bir yansıması mı? Herkes kendini bir “Polat Alemdar”, bir “Yamaç Koçovalı” mı sanıyor?
Bu soruların cevabını gerçekten arayan var mı?
Ben arıyorum, ama asıl sormamız gereken şu: Yetkililer bu soruları soruyor mu?
Bu şehirde yaşanan her olayın ardından, sosyologlar, psikologlar, toplum bilimciler devreye giriyor mu? Yoksa sadece adli tutanaklar ve haber bültenleriyle mi yetiniyoruz?
Şiddet sadece bir adli vaka değildir. O, toplumsal bir hastalıktır. Her kavga, her silah sesi, aslında bir çocuğun zihninde yankılanan “şiddet normaldir” mesajıdır. Ve bu mesaj yayıldıkça, bir şehir değil, bir nesil kaybolur.
Eğer bu gidişatın sebepleri bilimsel olarak araştırılmaz, eğitimden medyaya, aileden sokak kültürüne kadar her boyutta irdelenmezse, bu şehirde huzur beklemek safdillik olur. Çünkü şiddet, sadece bir olay değil; bir alışkanlık haline gelir.
Hasılı, Batman… pardon Teksas’ta, şiddet artmaya devam ediyor.
Sokaklarımızda silah sesleri susmadıkça, vicdanlarımızda da huzur sesi yükselmeyecek gibi görünüyor.