Zamanın ruhu, doğası gereği bizi hep daha ileriye, daha moderne ve daha konforlu bir yaşama taşımalıdır.
Birey olarak da toplum olarak da beklentimiz budur: Her geçen günün, bir öncekinden daha iyi olması. Ancak Batman’da her sabah uyandığımızda karşı karşıya kaldığımız bazı gerçekler, bizi ne yazık ki ileriye değil, hızla geriye gittiğimiz hissiyle baş başa bırakıyor. İster istemez kendimize şu soruyu soruyoruz: Yaşadıklarımız, gördüklerimiz bu şehre gerçekten yakışıyor mu?
Bu sorunun en somut, en can acıtıcı cevabı şu günlerde Güney Çevre Yolu’nda yatıyor.
Büyük umutlarla, milyonlarca liralık büyük masraflarla hayata geçirilen bu proje, bugün adeta bir enkaz görüntüsüyle karşımızda duruyor. Şehrin en yoğun, en can damarı niteliğindeki bu şehirlerarası yol, aylardır adeta bir cenaze gibi ortada bırakılmış durumda. Günlerce, haftalarca kapatılan şeritler yüzünden, ulaşım tek şeride mahkûm ediliyor. Sonuç? Bitmek bilmeyen araç kuyrukları, sinir harbi ve zaman kayıpları…
Özellikle uzun ve geniş tonajlı araçların arkasına takıldığınızda, o yol adeta bitmek bilmeyen bir çile tüneline dönüşüyor. İşi gücü olan, acelesi olan vatandaşın sabrı zorlanıyor. Ve işin en vahim, en yürek yakan boyutu da tam burada başlıyor: Trafik sıkışıklığından bunalan, acele eden sürücülerin hatalı sollamaları yüzünden yaşanan, can ve mal kayıplarına yol açan o feci trafik kazaları…
Soruyorum yetkililere ve bu gidişata sessiz kalanlara: Bu yıkık, dökük, köstebek yuvasına dönmüş yol Batman’a yakışıyor mu?
Son zamanlarda dilimizden düşmeyen bir slogan var: "Büyükşehir Batman."
Her platformda bu iddiayı, bu hedefi dillendiriyoruz. Ancak dışarıdan gelen bir misafiri, şehrin en yoğun giriş kapısı olan bu döküntü yolla karşılarken "Büyükşehir" vurgusu yapmak, içi boş ve anlamsız bir sedadan öteye geçemiyor. Vizyon, sadece tabelaya "Büyükşehir" yazmakla kazanılmaz.
Gerçekçi olalım ve kendimizi kandırmayı bırakıp şu soruları soralım:
Yarın bir gün resmiyette Büyükşehir olunca, her şey sihirli bir değnek değmiş gibi birden düzelecek mi? Zihniyetimiz mi değişecek? Eğri büğrü imar planlarımız, yamalı yollarımız bir gecede mi hizaya girecek? Trafik karmaşası kendiliğinden mi bitecek? Kent kimliğine yakışır toplu taşıma alternatifleri; metrolar, tramvaylar gelip insanların hizmetine mi sunulacak?
Eğer zihniyeti değiştiremezsek, elimizdeki mevcut yolları bile işletip koruyamazsak, "Büyükşehir" unvanı sadece omuzlarımıza yüklenmiş daha büyük bir koordinasyonsuzluk bagajı haline gelir.
Batman, bölgenin en dinamik, en genç ve potansiyeli en yüksek şehirlerinden biri. Bu kentin insanı da sürücüsü de esnafı da modern, güvenli ve kesintisiz bir ulaşım altyapısını sonuna kadar hak ediyor. Güney Çevre Yolu’ndaki bu ayıba, bu "cenaze" görüntüsüne bir an önce son verilmelidir.
Çünkü bu plansızlık, bu sahipsizlik ve bu döküntü manzara Batman’a hiç ama hiç yakışmıyor.