?>

Dimyata pirince giderken

Ekrem Işık

2 ay önce

​Jeopolitikte aşırı özgüven, genellikle stratejik körlüğü beraberinde getirir. Donald Trump döneminin dış politika hamleleri, Venezuela’da Maduro’yu saf dışı bırakıp petrol kaynakları üzerinde denetim kurma başarısıyla (kendi deyimiyle) bir "zafer" sarhoşluğuna dönüşmüştü. Ancak Karayipler’deki bu kolay lokma, Washington’ı çok daha tehlikeli bir sulara; binlerce yıllık devlet geleneği olan İran’ın kıyılarına sürükledi.

 Epstein Dosyaları ve İsrail Kıskacı

​Siyasetin karanlık dehlizlerinde hiçbir hamle nedensiz değildir. İddia o ki; İsrail, Epstein dosyalarının sarsıcı içeriklerini birer koz olarak kullanarak Trump’ı İran’a karşı sert bir cephe açmaya zorladı. Trump, Venezuela’da uyguladığı "çökme" stratejisinin Tahran’da da işleyeceğini sandı. Oysa atladığı temel bir gerçek vardı: Millet olma bilinci ve şehadet kültürü.

​İran halkı, Batı’nın sandığı gibi sadece ekonomik yaptırımlarla diz çökecek bir kitle değildi. Binlerce yıllık Pers devlet aklı ve ölümden korkmayan, vatan savunmasını kutsal sayan toplumsal yapısı, Trump’ın "kolay zafer" hayallerini daha ilk aşamada duvara toslattı.
​ Hürmüz Boğazı: Satrancın Şah-Mat Hamlesi

​Trump tehditler savurup geri adım atmaya çalıştıkça, Fars siyaseti en güçlü kozunu masaya sürdü: Hürmüz Boğazı. * Geçişlerin ücretli hale getirilmesi,

​Petrol ticaretinde doların terk edilip Yuan’a geçilmesi,
​Arzın kısıtlanmasıyla fırlayan petrol fiyatları...
​Bu hamleler küresel bir domino etkisini tetikledi. ABD içinde enflasyon rekor kırarken, faizlerin yükselmesi Trump üzerindeki iç baskıyı artırdı. Petrol bağımlısı müttefiklerin dış baskısı da eklenince, Washington "dünya jandarmalığı" koltuğunda sallanmaya başladı.

​ Efsanelerin Sonu: F-35 ve Demir Kubbe

​Savaş meydanı sadece ekonomik değil, teknolojik bir yıkıma da sahne oldu. Yıllardır bir "yenilmezlik miti" olarak pazarlanan F-35 uçaklarının radara yakalanmayacağı iddiası, İran hava savunma sistemleri tarafından yerle bir edildi. Düşürülen her uçak, ABD savunma sanayiinin prestijini de beraberinde götürdü.

​Benzer bir hüsran Tel Aviv hattında yaşandı. İsrail’in gökyüzündeki kalkanı Demir Kubbe, yoğun ve zekice planlanmış saldırılar karşısında adeta bir "teneke çukura" dönüştü. Savunma efsanelerinin çöküşü, yıllardır ABD ve İsrail’in kabadayılığından çekinen bölge ülkelerine beklenmedik bir cesaret aşıladı.

 ​Sonuç: Evdeki Bulgurdan Olmak

​Trump, İran rejimini devirip petrole "çökmeyi" hedeflerken; elindeki dolar hegemonyasını, savunma sanayii itibarını ve bölgedeki mutlak hakimiyetini kaybetti. ABD’ye dönen tabutlar, iç kamuoyunda bardağı taşıran son damla oldu.

​Bugün gelinen noktada, "Dimyata pirince giden" Washington, sadece Ortadoğu’daki nüfuzunu değil, küresel sistemdeki "korku imparatorluğu" vasfını da kaybetmiş durumdadır. Tarih bir kez daha göstermiştir ki; kökü derinde olan bir milleti hafife almak, imparatorlukların sonunu hazırlayan en büyük hatadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI