?>

Ezberci eğitim ve eleştirel düşünme

Ekrem Işık

9 ay önce

Türkiye’de eğitim sistemi uzun yıllardır ezberciliğe dayalı bir anlayış üzerine inşa edilmiştir. Çocuklarımız ilkokuldan üniversiteye kadar çoğunlukla bilgiyi depolamaya yönlendirilmekte, fakat bu bilginin işlenmesi, eleştirilmesi ve üretime dönüştürülmesi neredeyse hiç öğretilmemektedir. Sonuçta okuldan mezun olan gençler, kısa sürede unutulan bilgilerle doldurulmuş, sınavdan sınava koşan ama düşünce üretmekte zorlanan bireyler haline gelmektedir.

Bugün bir öğrenciye bakıldığında, elinde sayısız kaynak kitap, soru bankası ve test defteri görmek mümkündür. Çocuğun zihnine yüklenen bu devasa bilgi yığını, günlük yaşamla ilişkilendirilmediği için adeta zihin felci yaratmaktadır. Farklı düşünme, sorgulama, üretme ve yeni fikirler geliştirme becerileri sistemimizin dışında bırakılmıştır. Eğitim adeta tek tip insan yetiştirme fabrikasına dönüşmüş, gençlerimiz “bilgi hamalı” olmuştur.

Oysa dünyada başarılı eğitim modelleri bunun tam tersini göstermektedir. Çin’in eğitim sisteminde, daha küçük yaşlardan itibaren çocuklara üretim becerisi, problem çözme alışkanlığı ve eleştirel bakış açısı kazandırılmaktadır. Batı ülkelerinde ise eğitim, teoriden çok uygulama üzerine kuruludur. Öğrenci bilgiyi yalnızca öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda tartışır, deneyimleyerek pekiştirir ve farklı senaryolarda kullanmayı öğrenir.

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaydır. İnternet, yapay zekâ ve dijital kaynaklar sayesinde, bir tuşa basarak binlerce sayfalık veriye ulaşabiliyoruz. Ancak asıl mesele bilginin niceliği değil, işlenmesi ve üretime dönüştürülmesidir. Ezberlenen ama kullanılmayan bilgi kısa sürede unutulmaya mahkûmdur. Buna karşılık işlenen, tartışılan ve uygulanan bilgi hem kalıcı olmakta hem de yenilikçi ürünlere ve fikirlere dönüşmektedir.

Eleştirel düşünme, çağımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz yetenektir. Fakat eğitim sistemimiz bu yeteneği geliştirmekten çok uzak görünmektedir. Çocuklarımız soru sormaya değil, ezberlemeye yönlendirilmektedir. Böyle olunca toplumda hep aynı düşünceler tekrar edilmekte, herkes aynı kalıpları konuşmakta ve benzer davranış biçimleri sergilemektedir. Eleştiri yerine itaati öne çıkaran kültürel bir anlayış, adeta genlerimize işlenmiştir.

Oysa ilerlemenin yolu, farklı düşünebilmekten geçmektedir. Eğitim sistemimiz, gençlere sadece bilgiyi aktarmakla yetinmemeli; onlara sorgulamayı, karşılaştırmayı, eleştirmeyi ve üretmeyi de öğretmelidir. Daha az teorik yük, daha çok uygulama; daha az ezber, daha çok tartışma; daha az itaat, daha çok sorgulama… İşte bu formül, geleceğin özgür, yaratıcı ve üretken bireylerini yetiştirecek olan yaklaşımdır.

Bugün elimizdeki fırsatlar ve imkânlar, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar güçlüdür. Eğer eğitimimizi ezberden üretime, itaattan eleştiriye, pasif bireyden aktif bireye dönüştürebilirsek, geleceğin Türkiye’si çok daha umut verici olacaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI