?>

Şekilden öze geçiş ne zaman?

Ekrem Işık

3 ay önce

Her yıl Ramazan ayında, iftar saatine doğru ekranlarımızda aynı heyecan… Yarışmacılar, jüri üyeleri, alkışlar ve gözyaşları… Kur’an tilaveti yankılanıyor stüdyoda. Sesler güçlü, makamlar yerli yerinde, tecvit kaideleri titizlikle uygulanıyor.

Fakat sormamız gereken soru şu:

Bu ses, hayatımıza ne kadar dokunuyor?

Kur’an elbette güzel okunmalıdır. Zira güzel ses, kalbe bir kapı aralar. Ancak kapıyı aralamak ile içeri girmek aynı şey değildir. Bir jüri üyesinin, okunan ayeti “hicaz mı, saba mı?” diye değerlendirmesi; Kur’an’ı bir estetik performans çerçevesine hapsetmez mi?

Kur’an bir musiki metni değildir.

Bir sanat icrası hiç değildir.

O, bir hayat rehberidir.

Makamın doğruluğu, ahlakın doğruluğunu garanti eder mi?
Tecvitin kusursuzluğu, adaletin kusursuzluğuna dönüşür mü?
Bugün toplum olarak derdimiz; makam hatası değil, ahlak hatasıdır.

Telaffuz kusuru değil, vicdan kusurudur.

On yıldır süren bu yarışma, kaç gencin hayatında köklü bir dönüşüm başlattı? Kaç izleyici, bir ayeti duyup “Ben bunu hayatıma nasıl taşımalıyım?” diye sordu?

Kur’an’ı sadece güzel okumak, onu cam fanus içine koymak gibidir. Seyrederiz, hayran oluruz, alkışlarız… ama dokunmayız. Oysa Kur’an, hayata dokunmak için indirilmiştir.
Anlamadan okunan metin; ruha temas etmez, yalnızca kulağa temas eder.
Yaşanmayan ayet; vicdanda kök salmaz, yalnızca hafızada kalır.
Belki artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

“Kur’an’ı Güzel Okuma Yarışması” yerine, “Kur’an’ı Doğru Anlama ve Doğru Yaşama Yarışması” yapılsa ne olur?

Bir ayetin sosyal hayata uygulanışı değerlendirilemez mi?
Bir genç, “Bu ayeti hayatımda şöyle yaşadım” diye örnek sunamaz mı?
İyilikte yarışmak, infakta yarışmak, adalette yarışmak neden ekranlara taşınmasın?

Ekranlarda makam tartışmak yerine,

Sokakta merhamet konuşsak…

Stüdyoda puan vermek yerine,

Hayatta sorumluluk alsak…

Belki o zaman Kur’an, bir ses yarışmasının ötesine geçer;

bir hayat yarışmasının merkezi olur.
Ramazan; açlığın estetiği değil, sabrın terbiyesidir.
Tilavetin gösterisi değil, takvanın inşasıdır.

Eğer oruç bizi merhametli yapmıyorsa,

Eğer okuduğumuz ayet bizi adaletli yapmıyorsa,

Eğer dinlediğimiz tilavet bizi dürüst yapmıyorsa…

Sorun sesimizde değil, özümüzdedir.

Kur’an güzel okunsun; buna itiraz yok.

Ama daha önemlisi, güzel yaşansın.
Çünkü ses göğe yükselir,

ama ahlak yere kök salar.

Ve toplumları değiştiren; makamlar değil,

yaşanan hakikatlerdir.

Şekilden öze geçmek için daha neyi bekliyoruz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI