?>

Körpe dimağlar zehirlenmesin!

Ekrem Işık

9 ay önce

Geçtiğimiz günlerde elime bir kitap geçti. Kitabın kapağında herhangi bir uyarı ya da dikkat çekici işaret yoktu. Daha da önemlisi, kitabın üzerinde bir ilkokul kütüphanesine kayıtlı olduğuna dair mühür vardı. Merakla içini açtığımda, aman Allah’ım dedim, bu kitap nasıl olur da ilkokul çağındaki çocukların kütüphanesine girebilir? İçeriği, bırakın çocukları, yetişkinlerin bile rahatlıkla okuyamayacağı derecede uygunsuz ifadelerle doluydu.
Kitap, bir karı kocanın evlenmeden önce yaşadıkları cinsel tecrübeleri birbirine itiraf etmesini konu alıyordu. Adam, çocukluk yıllarında hayvanlarla, kızlarla ve hatta meyvelerle yaşadığı cinsel deneyimlerden söz ediyor; kadın ise evlenmeden önceki ilişkilerini anlatıyordu. Açıkçası, bu satırların bir ilkokul öğrencisinin zihnine ulaşması düşünüldüğünde insanın tüyleri diken diken oluyor. Çünkü bu tür içerikler, körpe dimağların henüz gelişme aşamasındaki saf ve temiz zihinlerini derinden yaralayacak niteliktedir.
Şimdi sormak gerekir: Bu kitap nasıl oldu da bir okul kütüphanesine girdi? Muhtemelen kitap okunmadan raflara konuldu. Belki de bağış yoluyla gelen kitaplar hiçbir incelemeden geçirilmeden çocukların erişimine açıldı. Sebep her ne olursa olsun sonuç değişmiyor: Bu büyük bir yanlış.
Çocukların okuma serüveni, onların dünyayı tanıma, kendilerini geliştirme ve kişiliklerini şekillendirme yolculuğunun en önemli aşamasıdır. Bu yolculuğa konulan yanlış bir taş, ileride büyük yarıklara yol açabilir. Çocuğun zihnine erken yaşta sokulan uygunsuz içerikler, ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkiler; onları yanlış yönelimlere sürükler.

O halde ne yapılmalı?

1. Okul kütüphanelerine alınacak her kitap, mutlaka bir incelemeden geçirilmelidir. Bu inceleme yalnızca şeklen değil, içeriğe yönelik bir okuma ve değerlendirme olmalıdır.

2. Bir denetim kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurul, pedagojiden anlayan uzmanlar, eğitimciler ve yazarlar tarafından oluşturulmalı; hangi kitabın hangi yaş grubuna uygun olduğunu net bir şekilde belirlemelidir.

3. Şikâyet mekanizması işletilmelidir. Veliler, öğretmenler veya öğrencilerden gelen bir şikâyet hızlıca ele alınmalı; sorunlu kitap derhal kütüphaneden kaldırılmalı ve sorumlular hakkında işlem yapılmalıdır.

4. Kurul sorumluluk taşımalıdır. Eğer inceleme kurulunun gözünden kaçan bir kitap çocukların eline geçerse, bundan kurulun kendisi de mesul olmalıdır. Çünkü sorumluluk yüklenmeyen hiçbir sistem sağlıklı işlemez.

Eğer bu tedbirler alınmazsa, okul kütüphaneleri birer “yol geçen hanına” dönüşür. Her gelen kitap kontrolsüzce raflara girer ve çocukların zihin dünyasını geri dönüşü zor biçimde tahrip eder. Körpe dimağların, daha hayatın başında iken böylesi kirli içeriklerle tanıştırılması, onları zehirlemekten başka bir şey değildir.
Sonuç olarak, eğitim kurumlarının en büyük sermayesi, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklardır. Onların ruh dünyasını korumak, saf ve temiz kalmalarını sağlamak hepimizin görevidir. Kitap, doğru seçildiğinde bir hazine; yanlış seçildiğinde ise bir zehir olabilir. O halde görevimiz açık: Kütüphanelerimizi titizlikle korumak, her kitabı elden geçirip süzgeçten geçirmek ve körpe dimağları zehirlemek isteyen içeriklere asla izin vermemektir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI