Madrid gezisinden sonra Sevilla gezisi için yola çıktım. Sevilla Endülüs bölgesinde bir şehirdir. Özellikle Endülüs bölgesini gezmek için bu şehri seçtim. Endülüs, Tarık Bin Ziyad tarafından fethedilen bir bölgedir. Bu bölgede; Sevilla, Kordoba, Malaga ve Granada gibi şehirler vardır. Bu şehirlerde tarihi eserler bulunmaktadır. Endülüs medeniyetini bu şehirlerde olabildiğince fark ediyorsunuz.
Madrid’den Sevilla’yadaha önce biletini aldığım Ouigio şirketine ait hızlı trenle gittim. Trende İspanya’nın kuzeyinde bulunan Burgoz şehrinden olan bir aile ile tanıştım. Burgoz kuzeyde ve kışın çok soğuk bir şehirmiş. Yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürdü.
SevillaSantaJusta tren istasyonunda indik. Daha önce yapay zeka ile gezi programını oluşturmuştum. Buna göre Hotelimin tren istasyonuna yakın olduğunu hatırlıyordum. İnternetim olmayınca ve İngilizce bilen çok fazla kişi bulamayınca kısa yoldan taksiyle hotele geçmeyi denedim. Ancak otel ile SantaJusta tren istasyonu mesafesi uzak imiş . Yaklaşık 22 km olan mesafeye 50 Euro ödedim. Bu da İstanbul Madrid uçak bilet fiyatına denk geliyordu.
Otele yerleştikten sonra etrafı gezmeye başladım. Marine Del AlcorSevilla’ya bağlı bir mahalle gibi idi.Ertesi gün otelin karşısında bulunan otobüs durağından Sevilla’ya gittim. Bir kafede kahvaltı yaptıktan sonra Elcazar sarayını aradım. Tarihi mekanlar birbirine yakın olduğu için hemen buldum. Elcazar sarayı için biletler erken bittiği için erkenden almak lazım. Ardından Sevilla katedraline gittim. Katedral Elcazar Sarayına çok yakın. Elcazar Sarayı Avrupa’da halen aktif olarak kullanılan en eski kraliyet sarayı olup,1987’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesindedir.Sarayda Game of Thrones film çekimlerinin bir bölümü çekilmiş.
Plaza del Espanya’yı bulmak için haritalara baktım. Bir süre yürüdüm bu yürüyüş esnasında İspanya’nın ünlü dansı Flamenko dansı yapanlara denk geldim. Bu dans eşliğinde şarkı söyleyen ve müzik aleti çalanlarda bir koro oluşturuyordu.
Plaza del Espanya çok büyük bir mekan ve bahçesinde su kanalları bulunmakta idi. Ayrıca burada da gitar çalanlar ve Flamenko dansı yapanlar vardı. At arabaları ile gezinti yapmak isteyenler belirlenen güzergahlarda gezebiliyordu. Plaza del Espanya’nınbaçesinde birçok ilin özelliklerini çiniler ve resimler ile yansıtan bölümler yapılmıştı.
Bundan sonra Setas denilen ahşap yapımı bir mimari harikası yeri aradım. Yolda Mısırlı bir cerrah ile tanıştım. O da bana yol arkadaşlığı yaptı. İnternetim olmadığı için Setas’ı bulmak zor olabilirdi. Ancak Mısırlı arkadaşla Google map vasıtasıyla Setas’a ulaştık. Setas yolu üzerinde bir Suriyeli lokantasına denk geldik. Burada da muhabbet sonrası sarma yedik.Setas’ta fotoğraf çekiminden sonra ayrılarak Sevilla şehrinin içinden geçen nehre uğradık. Nehrin kenarında Denizcilik malzemelerinin bulunduğu kale vardı. Bu kalenin içinde maket gemiler ve denizcilik malzemeleri bulunuyordu.
Burayı da gezdikten sonra tarihi mekanlara döndük. Bu alanda İspanya’nın ünlü yemeği Paella yemeğe karar verdik. Paella safranlı pirinç içinde karides büyüklüğü ve şeklinde balıkların olduğu yemek idi. Bu yemek damak zevkime yakın olduğu için beğenerek yedim.