?>

Zânâ ve Nézânâlar

Ekrem Işık

5 ay önce

Zânâ; bilen, idrak eden, ne yaptığının farkında olan demektir.
Nézânâ ise bilmeyen, farkında olmadan kullanılan, olup biteni kavrayamayan…

Bursaspor ile Somaspor arasında oynanan maçta, her ne hikmetse bir kısım seyircinin Leyla Zana’ya yönelik hakaretlerde bulunması bu iki kavramı yeniden düşünmemizi zorunlu kıldı. Zira Leyla Zana ne Somasporludur ne de söz konusu maçla en ufak bir ilgisi vardır. Velev ki ilgisi olsaydı dahi, ortada hakareti gerektirecek bir söz ya da eylem yoktur.

O hâlde soruyu açıkça sormak gerekir:
Seyirci neden durup dururken, ilgisiz bir kişiyi hedef alarak hakaret etmeye başlar?

Bu sorunun cevabı spontane bir öfke ya da masum bir refleks değildir. Aksine, bu tür çıkışlar çoğu zaman planlıdır, yönlendirilmiştir ve belli amaçlara hizmet eder. Özellikle son dönemde sıkça dile getirilen “Terörsüz Türkiye” sürecinin konuşulduğu bir atmosferde, bu tarz provokasyonların tesadüf olduğunu düşünmek saflık olur.

Toplumsal fay hatlarını kaşıyan, kimlikler üzerinden gerilim üreten bir kısım ajan-provokatörlerin devrede olduğu açıktır. Elbette “seyirci oyuna gelmesin” demek kolaydır. Gelmemelidir de… Ancak mesele tam da burada düğümlenmektedir. Eğer bir kitle, ırkçı eğilimlere yatkınsa, neyin parçası hâline getirildiğini bilmiyorsa ve nasıl bir oyunda figüranlık yaptığının farkında değilse, yani Nézânâ ise, bu manipülasyona açık hâle gelir.

Ortaya çıkan tablo şudur:

Kendi aklıyla değil, başkalarının kurguladığı senaryolarla hareket eden kalabalıklar…
Bu yapılan eylemler, kime yaradığına bakıldığında daha net anlaşılır. Merhum istihbaratçı Mahir Kaynak’ın meşhur sözü tam da burada anlam kazanır:

“Bir eylem kime yarıyorsa, onu yapan odur.”

Irkçılık, işte bu yüzden son derece tehlikeli ve kolay yönlendirilebilir bir beladır. Aklı devre dışı bırakır, vicdanı susturur, insanları birbirine düşman eder. Sonunda kazanan ne millet olur ne de ülke; kazanan, bu topraklarda kaos ve ayrışma isteyen emperyalist ve siyonist odaklar olur.

Zânâ olmak; sorgulamayı, akletmeyi, kime ve neye hizmet edildiğini görmeyi gerektirir. Nézânâ olmak ise başkasının düdüğüyle oynayan, farkında olmadan başkalarının hesabına çalışan bir figüranlıktır.

Rabbim bizi bilenlerden, idrak edenlerden, oyuna gelmeyenlerden eylesin.

Sonumuzu hayreylesin inşallah.

YAZARIN DİĞER YAZILARI