Geçen hafta Şırnak Üniversitesi’nin düzenlediği bir sempozyuma katılan IKBY lideri Mesud Barzani’nin ziyareti, bazı çevreler tarafından adeta “bir kaşık suda koparılan fırtınaya” dönüştürüldü.
Mesele neydi?
Barzani’nin korumalarının uzun namlulu silahlarla görünmesi…
Birden ortalık ayağa kaldırıldı. Bir kesim işi iftira ve hakaret boyutuna taşıyıp “Siyonist uşağı” gibi yakışıksız sözler sarf etti.
İnsan ister istemez sormadan edemiyor:
Aynı tepkiyi “Coniler” gelse gösterebilir miydiniz?
ABD askerleri havaalanında, şehir girişlerinde, kamusal alanlarda onlarca kez uzun namlulu silahlarla görüldü. Bir kere sesiniz çıktı mı?
Bir kere “Bu neyin gösterisi?” dediniz mi?
Hayır. Çünkü mesele aslında “silah” değil; mesele zihinlere kazınmış korkular, ezilmişlikler ve cesaret isteyen gerçeklerle yüzleşememektir.
***
Barzani kimdir?
Yüzyıllardır bu coğrafyada aynı kaderi paylaştığımız, aynı sofralara oturduğumuz, aynı düşmana karşı omuz omuza durmuş insanların temsilcisidir. İngiliz emperyalizminin cetvelle çizdiği suni sınırlar bizi birbirimizden ayrı göstermiş, ama ayrı yapamamıştır. Dilimiz, kültürümüz, akrabalığımız, hatta acılarımız ortaktır.
Bugün hâlâ bazı kimselerin, İngiliz aklının gölgesinde üretilen ayrıştırıcı söylemleri tekrarlaması, bölgede birliğin değil, ayrışmanın peşinde koşanlara hizmet etmektedir.
Ve maalesef farkında olmadan da olsa bu tür söylemler tam da siyonist zihniyetin arzuladığı tabloyu beslemektedir.
***
Tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
Aynı coğrafyanın halkları birlik olursa, emperyalizm zayıflar.
Birlik bozulursa, bölge kaosa teslim olur.
Kardeş kavgası, taşeron savaşçıların en sevdiği zemindir.
Bugün bölgede kanser gibi yayılmaya çalışan siyonist emellerin hedefi, tam da bu ayrışmayı derinleştirmektir:
Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Arap’a, Arap’ı Acem’e düşman etmek…
Akrabayı akrabaya kırdırmak…
Birlik ihtimalini ortadan kaldırmak…
Bu yüzden Barzani’ye yöneltilen haksız, ölçüsüz ve hakaret dolu söylemler sadece ayıp değil, aynı zamanda tehlikelidir.
***
Kürt, Türk, Arap, Ezidi, Türkmen… Bu coğrafyanın insanları yüzyıllardır aynı sofrada tuz-ekmek paylaştı, aynı düşmanın karşısında can verdi, aynı dostun kapısını çaldı.
Bugün siyasi, ideolojik, mezhebi veya etnik farklılıkları kaşıyıp halkları birbirine düşman etmeye çalışanlar, farkında oldukları veya olmadıkları halde bölgede fitne üretmekle kalmıyor; aynı zamanda emperyalizmin ve siyonizmin değirmenine su taşıyorlar.
Gerçek şu ki:
Coniye susup Peşmergeye bağırmak yiğitlik değil, özgüvensizliğin resmidir.
Komşusuna aslan, yabancıya fare kesilmek; aynaya bakamamanın, tarihin omuzlara yüklediği kardeşliği taşıyamamanın işaretidir.
***
Bugün yapılması gereken, birbirimize dönüp “Biz kimiz? Nereden geliyoruz? Bu toprakların ortak iradesi nedir?” sorularını yeniden hatırlamaktır.
Çünkü bu coğrafya, ayrılıkla değil, birlikle nefes alır.
Coğrafyanın mayası kardeşliktir; fitne değil.
Geçmişi ortak olanların geleceği de ortaktır.