?>

Beton yığınları arasında kaybolan şehir: Batman

Ekrem Işık

1 yıl önce

Şehirler, insanlara barınma, huzur ve yaşam kalitesi sunmak için inşa edilir. Ancak ne yazık ki, günümüzde hızla artan düzensiz yapılaşma ve betonlaşma, şehirleri yaşanabilir alanlar olmaktan çıkarıp birer beton yığınına dönüştürüyor.
Batman da bu dönüşümden fazlasıyla nasibini almış durumda. Yeni mahalleler bile hava ve güneş almayan, sıkışık, çirkin ve estetikten uzak binalarla doluyor.

 Özellikle Gültepe girişinde yükselen siteler, modern konut anlayışından çok, bir Çin mahallesini veya yüksek güvenlikli cezaevlerini andırıyor. Peki, bu ucube yapılara kim ve neden ruhsat veriyor?

Bir şehirde yapılaşmanın düzenli olması, hava akışını, yeşil alanları ve sosyal yaşamı korumak açısından son derece önemlidir. Ancak Batman'da yapılan binaların büyük çoğunluğu, rant ekonomisinin eseri gibi görünüyor.

Dar alanlara maksimum daire sıkıştırma mantığıyla inşa edilen bu yapılar, sadece müteahhitlerin ve arsa sahiplerinin cebini dolduruyor. Milyonluk fiyatlarla satılan daireler, ne manzaraya sahip ne de doğal ışıktan faydalanabiliyor.

 Birçok insan, sırf yatırım amaçlı bu daireleri satın alıyor, ancak yaşamak için en temel koşulları bile karşılamadıklarını fark ettiğinde iş işten geçmiş oluyor.
Şehirdeki bu çarpık yapılaşmanın arkasında yerel yönetimlerin eksiklikleri yatıyor. Belediye, imar planlarını bilimsel veriler ışığında oluşturmalı ve şehrin geleceğini düşünerek hareket etmelidir.

Ancak görünen o ki, Batman'da bu süreç sağlıklı ilerlemiyor. Hangi kriterlere dayanarak bu kadar sıkışık ve estetikten uzak yapılaşmaya izin verildiği belirsiz.

İmar komisyonlarının ve belediyelerin, beton ekonomisine hizmet etmek yerine, şehirde yaşanabilir alanlar yaratma sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor.
Yapılaşma sadece fiziksel bir sorun değildir. Şehirlerin estetik açıdan güzel olması, insan psikolojisi üzerinde doğrudan etkilidir.
Gri ve sıkışık binalarla dolu bir şehirde yaşamak, insanları mutsuz ve depresif hale getirir.

 Açık alanların, parkların, sosyal donatı alanlarının yok olması, insanları kapalı ortamlara mahkûm eder. Bu da toplumsal huzursuzluğa, stresin artmasına ve insanların şehirden kaçma isteğine neden olur.

Batman’ın bu çirkin yapılaşmadan kurtulması için radikal adımlar atılması gerekiyor:
1. İmar Planlarının Gözden Geçirilmesi: Şehirde daha fazla yeşil alan, geniş yollar ve sosyal yaşam alanları oluşturulmalı.
2. Ruhsatlandırma Sürecinde Şeffaflık: Hangi bina projelerine neden onay verildiği kamuoyuyla paylaşılmalı.
3. Yüksek Katlı Binalara Sınırlama Getirilmesi: Şehirde hava sirkülasyonunu ve güneş ışığını engelleyen yapılara izin verilmemeli.

4. Kentsel Dönüşümün Ranta Değil, Yaşam Kalitesine Hizmet Etmesi: Betonlaşma değil, sürdürülebilir kentleşme esas alınmalı.

Batman gibi gelişmekte olan bir şehir için doğru şehir planlaması hayati öneme sahiptir. Eğer bu beton yığınlarının önüne geçilmezse, ilerleyen yıllarda hem yaşam kalitesi düşecek hem de şehir, insanların kaçmak istediği bir yere dönüşecektir.

 Şimdi, şehri yönetenler için vicdan muhasebesi yapma zamanıdır. Şehirleri inşa etmek, yalnızca bina dikmekten ibaret değildir. Gerçek şehircilik, insanlara nefes alacak alanlar sunmaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI