?>

Makûs talih

Ekrem Işık

3 hafta önce

Batman’ın, eski adıyla İluh’un serüveni yaklaşık seksen yıl önce petrolün bulunmasıyla başladı. O güne kadar mütevazı bir yerleşim yeri olan bu coğrafya, petrolün keşfiyle birlikte hızlı bir değişimin merkezine dönüştü. Ardından rafinerinin kurulması, ekonomik hareketliliği artırırken beraberinde yoğun göçü de getirdi. İnsanlar iş, aş ve yeni bir hayat ümidiyle Batman’a akın etti. Ancak bu hızlı büyüme, planlı bir şehirleşmeyi değil; rafineri çevresinde gelişen düzensiz yapılaşmayı doğurdu.

Bir ovanın ortasında kurulan Batman, coğrafi yapısının da etkisiyle zamanla ciddi bir hava kirliliği sorunu yaşamaya başladı. Şehirde hava sirkülasyonunun yeterli olmaması, kirli havanın uzun süre atmosferde asılı kalmasına neden oldu. Özellikle petrol türevlerinden kaynaklanan buharlaşmalar, baca gazları ve sanayi atıkları, zaten ağır olan havayı daha da yaşanmaz hale getirdi.

Bugün Batman’da yaşayan insanların en büyük ortak şikâyetlerinden biri nefes almakta zorlanmalarıdır. Solunum yolu hastalıklarının yaygınlığı artık sıradan bir sağlık sorunu olmaktan çıkmış durumdadır. KOAH, astım ve akciğer kanseri gibi hastalıkların şehirde ciddi oranlarda görülmesi tesadüf değildir. Elbette bu hastalıkların tek sebebini yalnızca çevresel faktörlere bağlamak bilimsel olarak doğru olmayabilir; ancak hava kirliliğinin etkisini görmezden gelmek de mümkün değildir.

Özellikle Tüpraş kaynaklı baca gazları, atık havuzlarından oluşan buharlaşmalar ve endüstriyel emisyonlar konusunda toplumun ciddi kaygıları bulunmaktadır. İnsanlar yalnızca ekonomik kalkınma değil, sağlıklı bir yaşam da istemektedir. Sanayi ile insan sağlığı arasındaki denge kurulamadığında, kalkınma dediğimiz şey zamanla bir bedel ödetmeye başlar.

Bu noktada en önemli mesele şeffaflıktır. Filtre sistemlerinin ne ölçüde etkin çalıştığı, atık havuzlarının nasıl denetlendiği, emisyon değerlerinin hangi seviyelerde olduğu düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Ölçümler yapılıyor olabilir; fakat halk bunlardan haberdar değilse, güven duygusu da oluşmaz. Oysa çevreyle ilgili verilerin belirli aralıklarla açıklanması, hem kamu vicdanını rahatlatacak hem de olası ihmallerin önüne geçecektir.

Batman halkı temiz hava solumanın lüks değil, temel bir hak olduğunu düşünüyor. İnsanların çocuklarını gönül rahatlığıyla parka götürebildiği, pencerelerini korkmadan açabildiği bir şehir istemesi son derece doğal bir taleptir.

Bu nedenle konunun yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gerekiyor. Batman Valiliği başta olmak üzere ilgili tüm kurumların daha aktif, daha şeffaf ve daha denetleyici bir yaklaşım ortaya koyması önemlidir. Özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerin üst ölçekte takip edilmesi, sonuçların kamuoyuyla paylaşılması ve bağımsız incelemelerin artırılması şehir adına önemli bir adım olacaktır.

Batman’ın makûs talihi değişebilir. Çünkü kader dediğimiz şey bazen alınmayan önlemlerin, ertelenen denetimlerin ve duyulmayan çığlıkların sonucudur. Eğer insan sağlığı merkeze alınırsa, sanayi ile çevre arasında gerçek bir denge kurulursa, Batman yalnızca petrolüyle değil; yaşanabilirliğiyle de anılan bir şehir olabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI