Batman'ın hikâyesi biraz da kaçırılan fırsatların, zamanında sahip çıkılmayan değerlerin hikâyesidir. Ne yazık ki yıllardır birçok yatırımın, kurumun ve imkânın elimizden kayıp gidişini seyrediyoruz. Komşu iller kazanırken, biz çoğu zaman seyirci koltuğunda oturuyoruz.
Dönüp geçmişe baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz.
EÜAŞ Dicle HES ve Yöresi Müdürlüğü kurulurken Batman güçlü bir aday olabilirdi. Ancak sonuçta Diyarbakır kazandı, Batman seyretmekle yetindi.
Tıp fakülteleri bölge illerine dağıtılırken Mardin ve Siirt bu önemli yatırımları aldı. Batman ise yine bekledi. Bugün sağlık alanında yaşadığımız birçok sorunun temelinde o gün kaçırılan fırsatlar yatıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun bölge yapılanmasında TÜİK Siirt'te kuruldu. Batman bir kez daha seyirci kaldı.
Şimdi ise Kurtalan Uluslararası Havalimanı projesi gündemde. Elbette her yatırım değerlidir. Ancak sormak gerekiyor: Batman mevcut havaalanına sahipken, bölgenin en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen neden sürekli başkalarının projelerini konuşuyor? Yarın bu yatırımın oluşturacağı ekonomik hareketlilik de elimizden kayıp giderse yine sadece seyredecek miyiz?
Hızlı tren projeleri konuşuldu. Hatlar Diyarbakır ve Mardin ekseninde şekillendi. Batman'ın adı yine arka sıralarda kaldı.
Oysa Batman sıradan bir şehir değildir. Türkiye'nin enerji serüveninde özel bir yere sahiptir. Türkiye'nin ilk rafinerisi burada kuruldu. Bu şehir petrolün başkentidir. Ancak yıllar içerisinde Batman Rafinerisi hak ettiği modernizasyon yatırımlarını yeterince alamadı. Büyük dönüşüm projeleri başka illere yöneldi. Kırıkkale Rafinerisi gelişirken Batman'ın beklentileri ertelendi.
Bugün ise yeni bir soru ile karşı karşıyayız. Batman'ın büyümesinde ve gelişmesinde en büyük pay sahiplerinden biri olan TPAO'nun bölgedeki etkinliği giderek Şırnak'a mı kayıyor? Şırnak'ta yapılan bölge müdürlüğü yatırımları gelecekte kurumsal ağırlığın da oraya taşınmasının habercisi mi? Eğer öyleyse bunun ekonomik ve sosyal sonuçlarını şimdiden düşünmek zorundayız.
Bu yazı başka şehirlerin yatırımlarını kıskanmak için yazılmıyor. Tam tersine, Batman'ın kendi hak ettiği payı alabilmesi için yazılıyor. Çünkü mesele bir kurumun hangi ilde kurulduğu değildir. Mesele, bir şehrin geleceğine ne kadar sahip çıktığıdır.
Asıl soru şudur:
Batman neden sürekli kaybeden taraf oluyor?
Neden yatırım gündemleri oluşurken yeterince güçlü bir lobi ortaya koyamıyoruz?
Neden ortak şehir menfaati etrafında birleşemiyoruz?
Neden yıllar sonra dönüp baktığımızda "Onu da kaptırdık, bunu da kaptırdık" demek zorunda kalıyoruz?
Bir şehir ancak sahipleri kadar büyür. Eğer şehrin geleceğine sahip çıkmazsanız, başkaları sizin yerinize karar verir. Eğer ortak akıl oluşturamazsanız, yatırımlar başka adreslere gider. Eğer sesinizi duyuramazsanız, haklı talepleriniz bile duyulmaz.
Batman artık seyreden değil, talep eden bir şehir olmak zorundadır.
Çünkü kaybedilen her yatırım sadece bir bina değildir; istihdamdır, ekonomidir, eğitimdir, sağlıktır, gelecek umududur.
Ve artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir: