?>

Evliliği zorlaştıran düğünlerdeki şatafat

Recep Kavuş

16 saat önce

Evlilik, iki insanın hayatlarını birleştirmesi, bir yuva kurması ve mutluluğa adım atması anlamına gelir.
Günümüzde ise birçok genç için evlilik, altından kalkılması zor bir mali yük ve bitmek bilmeyen talepler zinciri hâline geldi.

Düğünler artık ömür boyu sürecek mutluluğun başlangıcı olma amacından çıktı; adeta bir gösteri yarışına dönüştü. Makasın kesmediği takı törenleri, söz merasimleri, demet demet güller, gösterişli nişan organizasyonları, salonlar, ikramlar, kına geceleri, dış çekimler, kuaförler, özel konseptler, gelinlikler, nişanlıklar, damatlıklar...

Liste uzayıp gidiyor.

Bunlara çeyiz serme törenleri, evin sıfırdan döşenmesi, altın ve mücevher talepleri, hatta yeni ev satın alma beklentileri de eklenince evlilik, gençlerin gözünde ulaşılması güç bir hayale dönüşüyor.
Oysa geçmişte durum çok farklıydı.
Kız istemeye gidildiğinde aileler, "İmkânınız neye el veriyorsa onu yapın." derdi. Önemli olan gösteriş değil, kurulan yuvanın mutluluğu ve huzuruydu. Atalarımız sık sık "Nikâhta keramet vardır." sözünü hatırlatırdı. Bu söz; evliliğin sevgi, bağlılık, bereket ve huzur getireceğine olan inancı ifade ederdi.
Bugün ise ne yazık ki keramet, nikâhta değil; düğün salonlarının ihtişamında aranıyor.

Sosyal medyada görülen düğünler örnek alınıyor, insanlar birbirleriyle farkında olmadan yarışıyor. Gelenek ve göreneklerimizin özünde olmayan birçok uygulama, sırf "el âlem ne der" düşüncesiyle yapılmaya devam ediyor. Şekilcilik, taklitçilik ve gösteriş, evliliğin önüne geçmiş durumda.

Bir düğünün maliyeti artık milyonlarla ifade ediliyor. Harcamaların sınırı ise çoğu zaman yok. Sonuçta genç çiftler, daha evliliklerinin ilk gününde ağır borç yüklerinin altına giriyor. Mutlulukla başlaması gereken yeni hayat, kredi taksitleri ve ödenemeyen borçların gölgesinde kalıyor.
Sonra da gençlerin neden evlenmek istemediğini, neden evlilik yaşının giderek yükseldiğini sorguluyoruz.

Belki de önce şu soruyu sormamız gerekiyor:

Gerçekten bir yuva mı kuruyoruz, yoksa birkaç saatlik gösteriş uğruna yıllarca ödenecek borçların temelini mi atıyoruz?
Evliliğin özünde sevgi, saygı ve fedakârlık vardır. Gösteriş, israf ve yarış ise ne huzur getirir ne de mutluluk.
Nikâhta keramet hâlâ var. Yeter ki biz onu düğünün şatafatında değil, kurulan yuvanın samimiyetinde arayalım.
Düğünlerde sadeleşmeli, israftan ve gösterişten kaçınılmalıdır.
Kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ve aşiret temsilcileri bir araya gelerek düğünlerle ilgili makul kriterler ve ortak ölçütler belirlemelidir.

Düğünler, aileleri ekonomik yük altına sokan bir yarışa değil; mutluluğun ve birlikteliğin paylaşıldığı sade ve anlamlı organizasyonlara dönüşmelidir.

Şatafat, gösteriş ve israfın öne çıktığı düğün anlayışı yerine, gençlerin yeni hayatlarına borç yüküyle başlamalarının önüne geçecek bir kültür oluşturulmalıdır. Günümüzde boşanmaların önemli bir kısmının ekonomik sıkıntılardan kaynaklandığı düşünüldüğünde, düğünlerden kalan ağır borçların da bu sorunları derinleştirdiği açıktır.
Toplumsal dayanışmayı güçlendiren, aileleri maddi açıdan yıpratmayan ve gençlerin geleceğini ipotek altına almayan düğünler; hem bireylerin hem de toplumun yararına olacaktır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI