Batman Barosu, sadece bir meslek odası olmanın ötesinde, yıllardır bu kentte hak, hukuk ve adalet mücadelesinin önemli bir temsilcisi oldu.Mesleğim gereği baronun kurucu başkanı Av. Zeki Ekmen’den tutun da Av. Sabih Ataç’a, rahmetli Av. Zekeriya Aydın, Av. Ahmet Sevim ve merhum Av. Sedat Özevin’e; ardından Av. Yusuf Tanrıseven, Av. Erkan Şenses ve bugün görevde olan Başkan Abdülhamit Çakan’a kadar birçok isimle tanışma fırsatım oldu.Gazeteci ve sivil toplumcu kimliğim dolayısıyla hepsiyle geçmişten gelen bir tanışıklığım, bir samimiyetim vardır.
Bu nedenle Batman Barosunun sağlam temelleri olan, saygın ve ilkeli duruşuna defalarca tanıklık etmiş biriyim. Her dönem başkanları hem meslek onurunu korumuş hem de kentteki sosyal ve hukuki meselelerde örnek tutum sergilemişlerdir. Hatta çoğu zaman kendi kendime, “Keşke Batman’daki tüm meslek odaları üyelerinin haklarını ve toplumsal meseleleri Batman Barosu kadar ciddiyetle ele alsa” demişliğim vardır.
Ama bu hafta yaşanan bir basın açıklaması beni oldukça şaşırttı. Çünkü alışageldiğimiz Batman Barosu refleksiyle hiç örtüşmüyordu.Normalde baro, bir açıklama ya da etkinlik planladığında basını davet eder, basınla kurduğu iletişim ağını aktif kullanır. Ben de o ağın bir parçasıyım; baronun ilgili yöneticileri ve çalışanları bugüne kadar görevlerini en sağlıklı, en zamanında şekilde yerine getirmişlerdir. Basına açık, net ve doğru bilgi akışı sağlanırdı hep.Fakat bu hafta yapılan açıklama neredeyse “oldubittiye” getirilmiş gibiydi.
Basın mensuplarına herhangi bir davet yapılmadan, baro girişinde sınırlı katılımla gerçekleştirilen bir açıklamadan söz ediyoruz.Baronun yaptığı kısa açıklama notunda, bir avukatın kolluk görevlileri tarafından hem fiziksel hem de sözlü saldırıya uğramasından söz ediliyordu.Açıklamaya basın çağrılmadı, sesli-görüntülü kayıt alınmadı… Ardından da baronun sitesine ve basın grubuna birkaç fotoğraf ile kısa bir “bilgi notu” gönderildi. Notta, avukatların yoğun katılımından söz ediliyor; saldırının kabul edilemez olduğu, sürecin takip edileceği ve ilgili polis memuru hakkında gerekli idari ve adli adımların atılacağı ifade ediliyordu. Basın açıklaması metni ise hem baronun sitesinde hem de basına gönderilen bilgi notunda yoktu.
Anlayacağınız, baronun meslektaşları ile ilgili o açıklamada haberciliğin omurgası olan 5N 1K yoktu.Oysa açıklamada yer alması gereken altı temel soru; Ne, Ne zaman, Nerede, Nasıl, Neden, Kim? bir olayın tüm yönlerini açığa çıkaran, okuyucuya gerçek anlamda bilgi veren çerçeveyi oluşturur.
Gazetecilik gözüyle baktığımda şunu gördüm: Bir olay yaşanmış ama nerede yaşanmış? Ne zaman olmuş? Kimler arasında olmuş? Nasıl cereyan etmiş? En önemlisi neden yaşanmış?Hiçbirine dair tek satır bilgi yoktu.
Açıklama sanki sadece “adet yerini bulsun” diye yapılmış gibiydi.Fotoğraflara, bilgi notuna baktığımda öylesine, zorunluluktan yapılan bir açıklama gibi geldi bana.Doğrusunu söylemek gerekirse, Batman Barosunun alışkın olduğumuz şeffaf, net ve güçlü açıklamalarına hiç benzemiyordu.
Bunun neden böyle yapıldığının gerekçesini elbette baro yönetimi bilir; ancak kamuoyuna bilgi vermek—özellikle de meslektaşına yönelik bir saldırı söz konusuysa—açıklamanın daha anlaşılabilir olması gerekirdi.
Batman Barosu bu kentin güvendiği kurumlardan biridir. O nedenle kamuoyu da, basın da baronun açıklamalarının her zamanki gibi net olmasını bekler. Bu son açıklama ne basın tarafından ne de kamuoyu tarafından yeteri kadar şeffaf görülmedi.Umarım Batman Barosu bir dahaki basın açıklamalarında basına ve kamuoyuna daha şeffaf ve anlaşılabilir bir bilgilendirme yapar.