Geçtiğimiz yaz mevsiminde yaşanan trafik kazaları gerekçe gösterilerek Batman-Beşiri karayolu üzerinde faaliyet gösteren bazı düğün salonları kapatılmıştı.
Cadde üzerinde faaliyet gösteren 5 düğün salonunun kapatılması ile ilgili olarak son günlerde kamu kurumu ve salon sahipleri arasında söz düellosu yaşanıyor.
Düğün salonu sahipleri, ruhsat işlemleri için gerekli girişimlerde bulunduklarını, işletmelerini de mevzuata uygun hale getirdiklerini iddia ediyor.
Batman Valiliği de iddialara yanıt vererek, yapılan denetimlerde birçok işletmenin tarım arazisi ya da imar planına aykırı alanlar üzerine kaçak olarak inşa edildiğini ve ciddi yapısal eksiklikler barındırdığını açıkladı.
Valilikçe kurulan komisyon tarafından, söz konusu işletmelerin imar mevzuatı, otopark, karayolu trafik güvenliği, yangın ve tahliye gibi alanlarda ciddi eksikliklerinin bulunduğu da tespit edilmiş.
Kapatma işlemlerinin ise yasalara uygun yapıldığı da belirtiliyor.
İşletme sahipleri ise mağdur edildiklerini ve kendilerince de haklı gerekçeler göstererek işletmelerine faaliyet izni verilmesi gerektiğini belirtiyor.
Her biri dönümlerce tarım arazisini işgal ederek ve milyonlarca lira para harcayarak kurulan işletmelerin çoğu, kredi çekerek ve borçlanarak bu işe girdiklerini, bu yüzden büyük mağduriyet yaşadıklarını söylüyorlar.
Canı yanan kır düğün salonu sahipleri, kendilerince emsal gösterdikleri ruhsatsız bazı işletmelerin hâlen faaliyette olduğuna da dikkat çekiyor.
İşletme sahipleri “Ruhsat almak için İl Özel İdaresi’ne başvuru yapıldığı, yine kurum görüşleri istendiği, olumlu kurum görüşlerine rağmen cins değişikliği yapılmadığı ve ruhsat almak için bu salonların önünün kapatıldığı da bir gerçektir. 10 aydır kapalı ve hiçbir çözüm yolu bulunmayan salon sahipleri olarak bu ekonomik ve psikolojik çöküntü içindeyiz” diyorlar.
Söz düellosuna giren tarafların açıklama ve gerekçelerine bakıldığında herkes kendince haklı görünüyor.
Valiliğin yaptığı kesinlikle mevzuata uygun; işletmeler ise “Neden sadece biz kurban seçiliyoruz?” ve “Ruhsat alınması için imarda işletmenin cins değişikliği ile ilgili neden karar alınmadı?” diyerek mağduriyet yaşıyorlar.
O zaman, düğün salonlarının kapatılmasında suçlu kim?
Bana sorarsanız, suçlu bir değil, birden daha çok.
Suçluları say say bitmez.
Bir kere bu düğün salonları ve benzer işletmelerin bazılarının birinci derece tarım arazisi üzerine kurulması başlı başına sıkıntı.
Toprak Koruma Kurulu, İl Tarım Müdürlüğü bir kere tarım arazilerinde yapılaşmaya izin vermemeliydi.
İl Özel İdaresi, ne amaçla olursa olsun hiçbir kaçak yapıya müsaade etmemeliydi.
Karayolları güzergâhında trafiği olumsuz etkileyen her türlü faaliyete zamanında müdahale edilmeliydi.
Kır düğün salonunu yapacak kişi, projesi ve imar izni, ruhsatı olmayan bir yatırıma girişmemeliydi.
Anlayacağınız, şayet suçlu aranacaksa ortada bir değil, birden daha çok suçlu var.
Ölümlü trafik kazaları yaşanmayana kadar, nasıl olur da günde yüzlerce kamu ve güvenlik görevlisinin geçtiği bu güzergahta bu kır düğün salonlarının yapımı ve faaliyete geçmesi kimse tarafından görülmemiş?
Görmemeleri mümkün mü peki?
Bence mümkün değil.
Demem şu ki, sadece suçu kır düğün salonlarına atmak da doğru değildir elbette.
Ortada bir suç varsa, geçmişte görevlerini yapmayan, başta toprağı korumakla görevli olan yetkililer olmak üzere, imar, ruhsat ve kaçak yapıya bakan herkesin burada bir ihmali söz konusudur.
Aynı şekilde kır düğün salonlarını yapanlar da etraflarındaki kaçak yapıları emsal görerek böyle bir işe giriştikleri için suçludur.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ama ortada ciddi bir mağduriyet de söz konusu.