Bu şehirde çifte standart o kadar yaygın ki, insan hangisini dile getireceğini şaşırıyor. Ama en yakıcı olanı, en derin yarayı açanı kuşkusuz gelir dağılımındaki uçurumdur. Zengin ile yoksul arasındaki mesafe sadece ekonomik değil; aynı zamanda sosyal, kültürel ve hatta hukuki bir ayrışmayı da beraberinde getiriyor. Bu uçurum büyüdükçe toplumun dengesi bozuluyor, ortak yaşam duygusu zayıflıyor. Birinin aylık geliri yüksek, diğerinin düşük; bundan daha can alıcı bir çifte standart yoktur.
Ne var ki mesele yalnızca ekonomiyle sınırlı değil. Çifte standart dediğimiz şey, bu şehirde hayatın hemen her alanına sinmiş durumda. Bazen görmezden geliyoruz, bazen fark etmiyoruz. Ama çoğu zaman bir okurun, bir vatandaşın uyarısıyla yüzleşiyoruz bu gerçekle.
Geçtiğimiz günlerde bir okurumla yaptığım konuşma, bu çelişkilerin ne kadar sıradanlaştığını bir kez daha gösterdi. Adı bende saklı okurumla dünya görüşlerimiz birçok konuda farklı olsa da, bu şehirde ters giden bir şey olduğunda beni aramayı ihmal etmiyor. Aramızda zamanla oluşan bu “yazar-okur hukuku”, aslında toplumun nabzını tutmanın en sahici yollarından biri.
Okurumla son konuşmamızda dikkat çektiği konu ise oldukça çarpıcıydı. Ramazan ayında bir vakfın astığı “hoş geldin” pankartının kısa sürede indirilmesi ve bunun yarattığı gerilim hâlâ hafızalarda. Aynı şehirde, bugün Batman Petrolspor takımının başarısı için yüzlerce pankartın gelişigüzel asılması ise kimseyi rahatsız etmiyor. Okurum, bu çelişki karşısında soruyor: Bu çifte standart değil de nedir?
Elbette şehrimizin Süper Lig’deki temsilcisi Batman Petrolspor’un önemli başarısı hepimizi sevindirmektedir. Kentin kenetlendiği ortak bir mutluluktur bu. İnsanların takımlarına görsellerle başarı dilemeleri anlaşılır bir durumdur. Sorun olan, aynı hassasiyetin, aynı anlayışın neden başka konularda gösterilmediğidir.
Ramazan ayı gibi toplumun önemli değerleri söz konusu olduğunda, bir pankartın kim tarafından ve ne niyetle asıldığına bakılmamalıdır. Tıpkı bugün önüne gelenin Batman Petrolspor pankartı astığı gibi.
Aslında sorun pankartın kendisi değildir. Sorun, kuralların kişiye, kuruma ya da duruma göre esnetilmesidir. Şayet Batman’da pankart asmanın bir kuralı varsa, bu kural herkes için geçerli olmalıdır. Birine serbest olan diğerine yasak oluyorsa, orada adaletten söz edemeyiz. O noktada vatandaşın “Pankart asılması ile ilgili bu ne biçim çifte standart?” diye sorması en doğal hakkıdır.
Batman Petrolspor’un 1. Lig yolunda elde ettiği başarı nedeniyle asılan pankartlar üzerinden bu şehirde yaşanan çifte standardı örnek gösterdiğimiz için bazıları tepki gösterebilir. Ama unutulmamalıdır ki birileri için Petrolspor’un başarısı ne kadar önemliyse, başkası için de başka başarılar ve Ramazan ayının gelişi o kadar önemli ve değerli olabilir.
Eğer Petrolspor’un başarısını kutlamak için pankart asma özgürlüğü varsa, düşüncesine ve niyetine bakılmaksızın herhangi bir dernek ve şahıs için de bu özgürlük olmalıdır. Yok, pankart yasaksa, Petrolspor için de herhangi bir dernek için de yasak olmalıdır.
Bugün bir pankart örneği üzerinden konuşuyor olabiliriz. Ama mesele bundan çok daha büyüktür. Küçük gibi görünen bu örnekler, zamanla toplumun her alanına sirayet eder. Hukuktan eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her yerde aynı çarpıklık kendini gösterir. Ve sonuçta ortaya bölünmüş, birbirine güvenmeyen, adalet duygusunu yitirmiş bir toplum çıkar.
Unutulmamalıdır ki çifte standart, sadece bir uygulama hatası değildir; aynı zamanda toplumsal ayrışmanın en güçlü tetikleyicisidir. İnsanlar kendilerine farklı, başkalarına farklı muamele yapıldığını gördükçe aidiyet duygularını kaybeder. “Biz” olma hâli zedelenir, yerini “onlar ve biz” ayrımı alır.
Oysa olması gereken, kuralların herkes için eşit uygulanmasıdır. Ne pankart asma konusunda ne de başka meselelerde hiç kimseye ayrıcalık tanınmamalı, hiç kimse keyfî uygulamalara maruz bırakılmamalıdır. Adalet, ancak eşitlikle anlam kazanır.
Batman’ın ihtiyacı olan şey tam da budur: Ayrımcılık değil, eşitlik. Çifte standart değil, eşit haklarda özgürlük. Çünkü bir şehir, ancak herkes için aynı kurallar geçerliyse gerçekten şehir olur.