Batman’ın göbeğinde sessiz sedasız yürütülen iki proje, hem kentimizin belleğini hem de günlük yaşamımızı derinden sarsacak türden projelerdir.
Bu iki projeyle ilgili olarak ne bir kamuoyu bilgilendirmesi yapıldı ne de halkın görüşü soruldu. Oysa şehre yansımaları yıllar boyunca sürecek bu iki müdahale, sadece şehir estetiğine değil, sosyal yaşamımıza da büyük zararlar verecektir.
İlk proje, Devlet Demiryollarına (DDY) ait şehir içindeki yaklaşık 10 kilometrelik ray hattının çevresinin beton duvar ve çitlerle kapatılması. Batman gibi ulaşım altyapısının sınırlı olduğu bir kentte, hâlihazırda sadece birkaç hemzemin geçit, iki üst geçit ve bir alt geçit varken, bu uygulamayla adeta şehrin iki yakası birbirinden koparılıyor. İnsanların mahalleler arası geçişi engelleniyor, esnaf-müşteri ilişkileri sekteye uğruyor, akraba ziyaretleri bile güçleşiyor bu yüzden.
Bir şehir düşünün; karşıdan karşıya artık kolayca geçilemiyor, tıpkı bir ülkeden bir ülkeye geçişi engellemek için duvar çekiliyor. Bu uygulamayla Batman'ın merkezine düpedüz bir sınır çekiliyor. Beton ve çit tellerle örülen duvar, halktan habersizce, “Biz yaparsak en iyisini yaparız” anlayışıyla yürütülüyor. Oysa kentler, halkla birlikte, onların ihtiyaçları gözetilerek planlanmalı. Batman halkı bu projeyi ne istedi ne de onayladı; oysa resmen dayatıldı.
DDY'nin bir diğer projesi ise daha da acı verici: 85 yıllık tarihî Batman Tren Garı’nın hemen yanındaki asırlık ağaçların kesilmesi planlanıyor. Bahane de mevcut alt geçit yerine yeni alt geçit yapılacakmış.
Oysa bu bahçede 60-70 yıllık ağaçların gölgesinde nice yolcu dinlendi, nice anı birikti. Sabah kuş cıvıltılarıyla uyanan bu bahçe, Batman halkı için bir nefes alma noktasıydı. Şimdi, bu ağaçların üzerine işaret konulmuş durumda. Bu ağaçları koruyamazsak yakında kesilecekleri belli. Bahane hazır; benzer uygulamalarda tekrar edilen sözler gibi: “Biz onların yerine yeni ağaçlar dikeceğiz. Bu ağaçları taşıyacağız.” Bizim bu bahanelere karnımız tok. O ağaçları hiçbir teknolojiyle taşıyamazsınız, taşısanız da yaşatamazsınız. Bu ağaçların yerini de hiçbir ağaç dolduramaz; o ağaçların her bir dalında anılar saklıdır bu şehrin.
Gelişmiş ülkelerde asırlık ağaçlar, kentin hafızası olarak korunur. Yeni projeler bu yeşil dokulara zarar vermeden planlanır. Bizde ise her fırsatta "gelişme" bahanesiyle doğaya kast ediliyor. Bu anlayış değişmediği sürece, biz ne kadar beton dökersek dökelim; bu şehri yaşanabilir kılamayız.
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği’nin DDY bahçesindeki ağaç kıyımına karşı verdiği mücadele ise örnek teşkil ediyor. Dernek Başkanı Hasan Argunağa'nın dediği gibi: Bu bahçe sadece bir yeşil alan değil, Batman’ın belleğidir. Bu ağaçlar sadece gölge değil, bu kentin ruhudur.
Devlet Demiryolları, şehirde yaşamı zorlaştıran projeler değil, hayatı kolaylaştıran çözümler üretmelidir. Alt geçit yerine üst geçit yapılsın. Ağaçlara dokunmadan da kent düzenlemesi yapılabilir. Örnekleri dünyada çoktur; bir ağaç için yolun yönü değiştiriliyor, binanın inşaatı ağaca dikkat edilerek projelendiriliyor. Bizde ise ağacı proje esnasında dikkate alan yoktur.
Batmanlılar olarak biz, DDY Garı bahçesindeki ağaçlara sahip çıkmalıyız. Batman’ın sokakları, bu geçmişe sahip çıkmak zorundadır. Kent düzenlemeleri ve ihtiyaçları sadece betonla değil; yeşille, geçmişini anımsatan hafızasıyla, insanla inşa edilir.
Bu nedenle, DDY bahçesindeki ağaçlara sakın ha sakın kıymayın.