?>

Kürtçe ders var, o halde öğretmen nerede?

Recep Kavuş

3 ay önce

AK Partinin Kürtlerin ana dil hakkı ile ilgili olarak attığı önemli adımlardan biri de 2012 yılında, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde “Yaşayan Diller ve Lehçeler” başlığı altında Kürtçeyi (Kurmancî ve Kirmanckî/Zazakî) seçmeli ders olarak müfredata koymasıdır.

Bu düzenleme ile birlikte, “Kürtçe konuşmanın ve öğrenmenin önünde hiçbir engel yoktur. İsteyen öğrenci ana dilini okulda öğrenebilecek.” denildi.

Bu düzenlemeye bağlı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde dört üniversitede Kürt Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı. Ancak bu bölümleri bitirenlerin öğretmen olarak atanması ve özel sektörde iş bulması çok nadir olduğu için pek tercih edilmedi.

Kürtçe seçmeli ders ile ilgili olarak aradan yıllar geçmesine rağmen, bu önemli adım neredeyse kâğıt üzerinde kaldı. Uygulamanın üzerinden 14 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu iş bir türlü rayına oturtulmadı.

Geçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaptığı bir açıklamada, vatandaşların Kürtçe dersini tercih etmediğini söyledi. Oysa okul idarecileri ve öğretmenler, kendi ana dillerini seçme konusunda öğrencileri teşvik etmek yerine önlerine engel koyarlarsa, elbette tercih edilmez.
Eğitim Sen Diyarbakır 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Serhat Kılıç’ın tespitleri de sorunun az talep değil, talebin önüne konulan engeller olduğunu ortaya koyuyor.
Veliler okullara gidip “Kürtçe dersini seçmek istiyoruz” dediğinde, karşılarına çoğu zaman aynı cümle çıkıyor:“Bu dersi verecek öğretmen yok.”
Veliler ısrar ettiğinde bu kez, “Seçseniz bile dersler boş geçer” deniliyor. Atama döneminde ise “Nasıl olsa kimse seçmeli Kürtçe dersini tercih etmiyor” denilerek Kürtçe öğretmeni atanmıyor.
Kürtçe seçmeli dersin önünde böylesi bir çelişki yaratılıyor:Öğretmen yok diye seçmeli Kürtçe dersi açılmıyor, ders açılmadığı için talep oluşmuyor, talep gelmediği için de öğretmen atanmıyor.Ne yaman çelişki değil mi?
Oysa mevzuat açık. Ortaokullarda 6, 7 ve 8. sınıflarda; liselerde ise 9. sınıfta bu ders seçilebiliyor. Kurmancî ve Kirmanckî lehçeleri için ayrı ayrı en az 10 öğrencinin başvurması gerekiyor.
Şart sağlandığında haftada iki saat ana dilde eğitim hakkı var. Bakanlık, öğretmen bulunamazsa görevlendirme ya da ücretli öğretmenle çözüm üretileceğini söylüyor.

Batman gibi nüfusunun neredeyse %90’ı Kürt olan bir şehirde, şayet engel olunmaz ve koşullar oluşturulursa; ailenin siyasi görüşü ne olursa olsun çocuğunun okulda Kürtçe ders görmesine karşı çıkacağına inanmıyorum. Ancak Kürtçe seçmeli dersin önü samimiyetle açılmıyor ve altyapısı oluşturulmuyor.

Bugün yüz binlerce Kürt çocuğunun teorik olarak seçebileceği Kürtçe derslerini, pratikte yalnızca sınırlı sayıda öğrenci alabiliyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Sorun Kürtçeye ilgi olmaması değil; kamusal iradenin bu dili yaşatma konusunda yeterince samimi ve güçlü bir irade ortaya koymamasıdır.

Ana dil yalnızca bir iletişim aracı değildir. Ana dil, insanın dünyayı anlamlandırma biçimidir. Pedagojik araştırmalar; çocuğun ana dilinde okuma-yazma becerisi kazanmasının akademik başarıyı artırdığını, özgüvenini güçlendirdiğini ve kimlik gelişimini desteklediğini ortaya koyuyor. Kendi dilini okul bahçesinde, koridorlarda, öğretmen odasında duymayan bir çocuğa eşit yurttaşlık duygusunu anlatmak ne kadar mümkündür?

Kürtçe derslerin seçilmesi için velilere okul idarelerince çağrı yapılması, öğrencilerin teşvik edilmesi elbette önemlidir. Öğretmenlerin tercih döneminde öğrencileri yönlendirdikleri bilinen bir gerçektir. Ancak iş Kürtçe seçmeli derse gelince, kimse teşvik etme ve yönlendirme konusunda etkili olmuyor.
Kürtçe seçmeli ders için başvuruların zamanında yapılması ve okul yönetimlerinin talepleri sisteme işlemesi konusunda yalnızca öğrenci ve velilere sorumluluk yüklemek adil değildir. Okul yöneticilerinin görevi, diğer seçmeli derslerde olduğu gibi Kürtçe dersin tercihi için de çaba sarf etmektir.
Eğer bir ülkede bir ders, seçmeli de olsa müfredata konulmuşsa; o dersin öğretmenini atamak ve eğitim materyallerini hazırlamak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür.
Bugün Kürtçe için yeterli sayıda öğretmen atanmıyorsa, bu yalnızca bir istihdam sorunu değildir; aynı zamanda dilin kamusal alanda gördüğü değerin de göstergesidir.“Kürtçe ders seçilmiyor” denilmesi haklı bir gerekçe olamaz. Bu söylem, Kürtçe seçmeli dersin müfredattan tamamen kaldırılması için bir bahane hâline getirilmektedir.
Ana dilde konuşmak, eğitim görmek ve öğrenmek bir haktır; lütuf değildir.
Seçmeli de olsa Kürtçe eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi öncelikle okul idarecilerinin görevidir. Bu hakkın altyapısını oluşturmak, yeterli düzeyde eğitmen ve materyali sağlamak zorundadırlar.
Kürtçe dersin kaderi, bir yerde kamu idaresinin meseleye yaklaşımını ve niyetini de ortaya koymaktadır.
Kürtçe ders var deniliyorsa, öğretmen de olmalı, sınıflar da açılmalıdır.Bu hak veriliyorsa ve ders varsa; buna rağmen yeterli öğretmen yoksa bu durum ister istemez kafalarda soru işaretlerine neden olur.
Bir ana dili yaşatmak, yalnızca o dili konuşanların değil; o ülkede birlikte yaşayan herkesin sorumluluğudur. Ana dilini seçmek, “kimliğimle buradayım” demektir.
Bu bilinçle, şartları tutan ana dili Kürtçe olan öğrencilerin; ders verecek öğretmen olup olmadığına bakmaksızın, en geç 20 Şubat’a kadar Kürtçeyi seçmeli ders olarak seçmeleri gerekir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI