?>

Ne İstediniz Serê Tabla’dan?

Recep Kavuş

2 hafta önce

Bir şehrin hafızası onun kimliğidir.

Bir şehrin hafızasını oluşturan; tarihi, renkleri ve kültürüdür.

Batman, şehir merkezi olarak çok büyük bir geçmişe sahip olmamasına rağmen hafıza mekânlarına sahip bir kenttir.

Ancak ne yazık ki bu hafızanın önemli parçaları birer birer değiştirildi, dönüştürüldü ve sonunda ruhunu kaybetti.

Alê Tewşo, Cumhuriyet Meydanı ve daha niceleri…

Her biri Batman’ın geçmişine açılan kapılardı. Fakat bana göre en büyük kayıplardan biri, halk arasında “Serê Tabla” olarak bilinen semt pazarı oldu.

Huzur Mahallesi ile İluh Mahallesi’nin kesiştiği noktada yer alan Serê Tabla, yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildi. Orası Batman’ın yaşayan belleğiydi. Belediyeleşme sürecine kadar uzanan geçmişiyle kentin en eski ticaret alanlarından biriydi. İnsanlar oraya sadece uygun fiyatlı sebze ve meyve almak için gitmezdi; geçmişin sıcaklığını hissetmek, eski Batman’ı yaşamak için de uğrardı.

Daracık sokakları, baraka tarzı üst örtüsü ve iç içe geçmiş dükkânlarıyla tarihi bir çarşıyı andırıyordu.
Yazın ayrı, kışın ayrı bir canlılığı vardı.
Taze sebze ve meyvenin kokusu, esnafın sesi, insanların telaşı… Hepsi Serê Tabla’nın ruhunu oluşturuyordu.

Batmanlılar için Serê Tabla bir buluşma noktasıydı. Adres tarifleri bile onun üzerinden yapılırdı: “Serê Tabla’nın şu yanı”, “öte tarafı”, “yakını”… Çünkü orası sadece bir pazar değil, şehrin merkezinde yer alan bir hafızaydı.

Birkaç yıl önce bir sabah uyandık ve Serê Tabla’nın dümdüz edildiğini gördük.
Gerekçe hazırdı: “Modernleştirilecek burası…”
Ama kimse Batmanlılara değişim için sormadı. Yıllardır orada ekmeğini kazanan esnafa da danışılmadı.

Yıkımdan sonra hızla beton bloklar, panel çatılar yapıldı. Ortaya görünüşte daha düzenli, daha modern bir alan çıkarıldı. Fakat o dönüşümle birlikte Serê Tabla’nın ruhu da yok edildi.

Çünkü bir mekânı ayakta tutan şey yalnızca duvarları değildir; hafızasıdır, dokusudur, yaşanmışlığıdır.
Yeni hâlinden sonra ne yaptıysalar, ne kadar uğraştılarsa da Serê Tabla eski kimliğine kavuşamadı.
Yıllarca burada ekmek derdinde olan esnaf, zamanla birer birer orayı terk etti.
Bugün ise geriye birkaç sakatatçının faaliyet gösterdiği sessiz, ruhsuz bir alan kaldı. O eski kalabalığın, o canlı ticaretin yerinde şimdi suskunluk var.
Bir hafıza daha yok edildi ne yazık ki.

Elbette şehirler zamanla değişir. Tarihi mekânlar restore edilir, güçlendirilir, yenilenir. Ancak mesele yenilemek değil; özünü koruyabilmektir. Modernleşme adına her şeyi kökten değiştirmek, şehirleri kimliksizleştirmekten başka bir işe yaramaz.

Serê Tabla elbette yeniden dizayn edilebilirdi. Ama bunu yaparken oranın ruhunu yaşatacak bir anlayış gerekiyordu. Betonla değil, hafızayla inşa edilmesi gerekiyordu.
Çünkü bir şehrin hafızasını yok etmek, aslında o şehrin hatıralarını silmektir.
Bugün Serê Tabla’yı bu hâle getiren mimarların, mühendislerin bile yapılan hatayı gördüğüne inanıyorum.

Çünkü bir yeri yıkmak kolaydır. Değiştirmek, başka bir yüze büründürmek kolaydır. Ama kaybolan ruhu geri getirmek neredeyse imkânsızdır.

Ve Batman, ne yazık ki değişim ve modernleşme adı altında hafızasını kaybeden şehirlerden biri olma yolunda adım adım ilerliyor.
YAZARIN DİĞER YAZILARI