Batman durmaksızın 70 yıldır büyüyor.
Şehir merkezi nüfusu neredeyse yarım milyona dayanmış durumda.
Büyüyen sadece nüfus değil; sorunlar da aynı hızla büyüyor.
Olağanüstü çaba hizmetlere rağmen, ulaşımdan altyapıya, çarpık kentleşmeden barınma sorununa, işsizlikten madde bağımlılığına kadar uzanan sorunlarla karşı karşıyayız.
Peki, Batman bütün bu sorunlarla baş etmek için nasıl bir gelecek hayal ediyor?
Bugün Avrupa’daki şehirler, attıkları her adımı 30-50 yıllık planlarla şekillendiriyorlar.
Yeni bir yol yaparken, bir meydan tasarlarken, sanayi alanı oluştururken sadece bugünü değil; geleceği de düşünüyorlar.
Bizde durum farklı.
Batman’ın köyden kasabaya, kasabadan şehre dönüşüm sürecine baktığımızda çoğu yatırımın plansız, vizyonsuz ve geçici çözümler üzerine kurulduğunu görüyoruz.
Şehirdeki yapıların önemli bir kısmının hâlâ tapu ya da yapı kullanım sorunlarıyla boğuşması bunun en açık göstergesi. Kentin onlarca yıllık meslek odalarının bile kendilerine ait güçlü bir kurumsal yapıya sahip olmaması düşündürücü.
İnsan başka şehirleri görünce ve Batman’ı göz önüne getirince daha çok üzülüyor.
Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’daydım.
İstanbul Sanayi Odası binasının önünden geçerken dev bir pankart dikkatimi çekti:
“Hayalimdeki Gelecek”
Merak edip içeri girdim. Karşıma çıkan manzara sadece bir sergi değildi; geleceğe dair büyük bir vizyondu.
T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile ortak yürütülen projede çocuklar, 5G teknolojisinden çevreci ulaşıma kadar geleceğin dünyasını hayal etmişlerdi.
Yapay zekâ destekli projelerle üretim ekosistemini yeniden tasarlıyor, daha yeşil, daha adil şehirler düşlüyorlardı.
Serginin girişindeki şu sözler ise adeta bugünün yöneticilerine verilmiş bir dersti:
“Çocuklar engelleri değil, olasılıkları görüyor. Bizim sınırladığımız ufukları cesaretle sonsuzluğa taşıyorlar. Bizim görevimiz onlara hayallerini gerçeğe dönüştürecek özgür bir zemin hazırlamaktır”
Bir çocuğun şu cümlesi ise bütün raporlardan, strateji belgelerinden daha etkileyiciydi:
“Küçük kalbimde büyük hayaller var”
Başka biri şöyle diyordu:
“Bir gün yıldızlara dokunacağım”
Bir diğeri:
“Uçan arabalar tasarlayıp insanları hayallerine ulaştıracağım”
Dikkat edin…
Bu çocuklar sadece hayal kurmuyor. Aynı zamanda çözüm üretiyorlar. Teknolojiyi doğayı yok etmek için değil, koruyarak üretmek için kullanmayı düşünüyorlar. Beton yığınları değil; insan dostu şehirler tasarlıyorlar.
Batman’da da böyle bir çalışma şart.
Batman’ın çocuklarına “Nasıl bir şehirde yaşamak istiyorsunuz?” diye sorulmalıdır.
Mesela yakın zamanda Batman’da açılacak Narin Nasıroğlu Bilim Merkezi böyle bir çalışma ile start alabilir.
Okullarda “Benim Hayalimdeki Batman” proje yarışmaları düzenlenebilir.
Belediye, üniversite, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları çocukların hayallerinden oluşan bir “2050 Batman Vizyonu” başlığı altında bir stratejik plan oluşturabilirler.
Batman’ın en büyük eksiği bina değil, yol değil, köprü değil…
Hayal eksikliğidir.
Çünkü geleceği önce hayal edenler kurar.
Bir şehir sadece betonla büyümez.
Bir şehir, vizyonla, stratejiyle, kültürle, bilimle ve çocuklarının kurduğu hayallerle iyi bir geleceğe doğru ilerler.
Batman’ın artık sadece bugünü konuşmayı bırakıp yarını tartışması gerekiyor.
Çünkü bu şehrin çocuklarının da İstanbul’daki çocuklar kadar önemli ve büyük hayalleri var.
Kim bilir, belki de Batman’ın gerçek dönüşümü, bir çocuğun kurduğu küçücük bir hayalle başlayacaktır.