Bir ay boyunca Batman adeta fuarların merkezi haline dönecek.
Edebiyat, Giyim ve Gastronomi temalı bu organizasyonlar 15 Ekim – 16 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Açıklanan takvime göre;
Tekstil Fuarı: 15 – 20 Ekim 2025, Kitap Fuarı: 24 Ekim – 2 Kasım 2025, Gastronomi fuarı: 5 – 16 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Düzenlenecek fuarın geçen yıldan bir fark bu kez tarım fuarı programda yer almıyor.
Organizasyon yine önceki yıllarda olduğu gibi aynı kurumlar tarafından aynı alanda, yani valilik önünde yapılacak.
Yapılan açıklamalarda fuarların; yerel üreticinin ticaret hacmini genişletmek, şehrin kültür-sanat yaşamını canlandırmak ve Batman’ın ulusal tanıtımına katkı sunmak amacıyla düzenlendiği belirtiliyor.
Kağıt üzerinde hedefler güzel görünse de bu hedeflere gerçekten ulaşılıp ulaşılmadığı tartışma konusu.
Gerçek şu ki fuarlar sadece ürün satılan alanlar değil, bir şehrin vizyonunu sergilediği, markalaşma iradesini ortaya koyduğu, yerel ile küreseli buluşturan önemli fırsatlardır.
Bir fuar doğru kurgulanırsa Sanattan, Turizme, Ticaretten, eğitime ve istihdama kadar geniş bir etki alanı yaratabilir. Fakat bunun için organizasyonun birkaç kurumun dar katılımıyla değil, kentin tüm dinamiklerinin ortak aklıyla şekillenmesi gerekir.
Ama her nedense her yıl aynı kurumların baş başa verip fuarın kapsamını belirlemede önemli bir eksiklik. Batman’da onlarca sivil toplum örgütü, dernek, sanatçı, kültür ve sanat evi, akademisyen, girişimci ve gençlik merkezi varken; bu sürecin dar bir organizasyonla şekillenmesi fuarın “tüm Batmana mal edilmesi” engelliyor.
Yer seçimi de bunun bir göstergesidir. Valilik önündeki caddenin bir ay boyunca kapalı kalması şehir içi trafiği aksatırken, alternatif alanlar hiç tartışılmıyor. Oysa örneğin valilik otoparkı, Ahmet Güneştekin ile Sağlık Müdürlüğü arasındaki sokak gibi alanlar değerlendirilebilir.
Fuarlarda yıllardır aynı tablo ile karşılaşıyoruz:
Kupon dağıtımları yöntemi ile öğrenci ziyaretleri sayesinde ilgi oluşturma, sınırlı sayıda yayınevi, halkın beklentilerine cevap vermeyen yazar davetleri, imza günleri ve söyleşiler.
Gastronomi fuarı ise çoğu zaman yerel lezzetlerin değil, dışarıdan gelen markaların indirim pazarına dönüşüyor olması.
Tekstil fuarında da giyim mağazalarındaki satış düzeninin benzerinin bu kez fuar reyonlarında tekrar edilmesi.
Oysa bir fuar;
Öncelikle yerel giyim ve gıda markalarını öne çıkaran, Batmanlı sanatçı ve yazarlara değer verip merkeze alan, Kendiliğinden fuara ilgi uyandıracak özgün etkinlikler ve sahiplenmeyi oluşturmak gerekir. Fuarlar sadece kalabalık toplamakla değil, o şehrin tamamına mal edilmesi ve iz bırakan deneyimler yaşatmakla fayda sağlar.
Bu neden ile sekiz yıldır tekrarlanan aynı anlayış ve tarz, artık değişmelidir.
Eğer Batman bu fuarları sadece “etkinlik takvimi” olarak görmek yerine kentin geleceğine yön verip önünü açmak olarak ele alınırsa sosyal, ekonomik hem kültürel anlamda büyük bir sıçrama yaşayabilir.
En önemlisi de; amaç sadece fuar organizasyonu gerçekleşmek değil, fuarı Batmanlıların ortak heyecanına dönüştürmek ve tüm Batmanlılara mal etmek olmalıdır.