?>

Üretim yeri Batman, marka adresi İstanbul!

Recep Kavuş

6 ay önce

“Üretim yeri Batman ama ürün İstanbul menşeli”

Olur mu demeyin…

Fabrika Batman’da olunca maalesef oluyor.

Bu şehir kendi değerlerine sahip çıkmadığı gibi, kendi ürettiği ürüne de güvenmiyor.
Batman’da üretilen mallara, markalara ve emeğe karşı yıllardır süregelen bir mesafe var.
Bunun en somut örneğini sahada çalışan pazarlamacılar anlatıyor.
30 yıldır bu işi yapan bir gıda ürünleri pazarlamacısı diyor ki:

“Marketlere ürün satmaya gittiğimde, üretim yeri Batman olunca esnaf imtina ediyor”

İşte tam da bu yüzden Batman’da üretilen birçok ürün, İstanbul’da üretilmiş gibi gösteriliyor. Ambalajda İstanbul yazınca sorun olmuyor, Batman yazınca ürünün kalitesiyle ilgili soru işaretleri oluşuyor.
Bu tablo, Batman’ın kendi yerel üreticisine karşı ne kadar mesafeli davrandığını acı bir şekilde ortaya koyuyor.

Oysa işin gerçeği şu:

Batman’da üretilen birçok marka bölgede, hatta Türkiye genelinde alıcı buluyor. Ama iş Batman’a gelince aynı ürün rafta yerini almıyor.

Batmanlı, Batman’a güvenmiyor, sahiplenmiyor.

Hâlbuki Batman sanayisi her geçen gün gelişiyor, büyüyor.
Farklı sektörlerde faaliyet gösteren fabrikalar yalnızca Türkiye pazarına değil, yurt dışına da ihracat yapıyor.

Buna rağmen “Batman üretimi” algısı bir türlü kırılamıyor.

Üreticiye sahip çıkılmadığında ise sonuç kaçınılmaz oluyor:
Ya o üretici şarteli indiriyor ya da çareyi başka şehre taşınmakta buluyor.

Geçmişi hatırlayalım…

Bir dönem Batman’da Limpaş vardı. Şekerleme, tahin, helva, lokum…
Kırkın üzerinde ürün üreten ciddi bir fabrikaydı.
GAP Halı vardı, sonra Mir Halı oldu; Avrupa ülkelerine halı ihraç ediyordu.
Süt Ak hayvansal ürünler üretiyordu.

Eda Peçete temizlik ve kâğıt ürünlerinde faaliyet gösteriyordu.

Bugün hangisi var?

Hiçbiri.

Neden mi?

Çünkü sahiplenilmediler, desteklenmediler, bin bir engelle karşılandılar ve birer birer kayboldular.

Aradan yıllar geçti ama tablo hâlâ değişmedi.
Esnaf da tüketici de bir ürün aldığında, üretim yeri Batman yazıyorsa mesafeli duruyor.
Batman’ın bir türlü vazgeçemediği kötü bir alışkanlık bu.

Sırf bu yüzden birçok firma ürünlerinin merkezini İstanbul olarak gösteriyor.

Çünkü üretim yeri İstanbul olunca sorun olmuyor, Batman olunca oluyor.
Bu durum, Batman’da markalaşmanın önündeki en büyük engellerden biridir.

Tekstilde olduğu gibi birçok sektörde Batman’daki fabrikalar ağırlıklı olarak fason üretim yapıyor. Özellikle tekstil sektöründe yüzlerce fabrika var ama Batman’ın isim yapan bir markası hâlâ yok. Türkiye’nin en bilinen giyim markaları Batman’da üretiliyor ama paketlenip başka firmaların etiketiyle piyasaya sürülüyor.

Katma değer, marka gücü ve kazanç Batman’da kalmıyor.
Oysa kendi markasını yaratan bir şehir, yalnızca üretimden değil, markadan da kazanır.
Marka demek; daha yüksek kâr, daha fazla istihdam, daha güçlü bir şehir ekonomisi demektir.

Batman kendi markasını oluşturabilse; fason üretimle elde ettiği gelirin katbekat fazlasını kazanabilir, gençlere iş kapısı açabilir, göç veren değil göç alan bir sanayi kentine dönüşebilir.

Elbette Batman’da üretimde istisnalar da var.

Tüm zorluklara rağmen markalaşmayı başaran ve dünyaya açılan Batman firmaları da mevcut:
Al Alçı, Lavi, MV Prefabrik, Sunvit Seramik ve Kolzet, Dondurmacı Amca, Hasankeyf Kuruyemiş, Petrol Fırın, Batman Un, Raudi Mobilya, Lomosmatik Deterjan, Fer Panel…
Batmanlıların yeterince sahiplenmemesine rağmen Türkiye genelinde aranan markalar arasına girdiler.
Bu firmalar öz güçleriyle bu aşamaya gelip Orta Doğu ve Avrupa pazarına açıldılar.
Diğer firmalar da yeterince sahiplenilip desteklenirse, eminim Batman sanayide ikinci Gaziantep olur.
Bunun için mutlaka yerel sahiplenme, güven ve bilinç gereklidir.
Batman kendi ürettiğine inanmadıkça, kendi markasına sahip çıkmadıkça; üretim yeri Batman olan ürünler hep başkasının etiketiyle satılmaya devam edecek.
Ve Batman, başkalarının markalarını büyüten ama kendi markasını yaşatamayan bir şehir olmaktan kurtulamayacaktır.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI