?>

Batman’da mutfakların yolu neden unutuldu!...

Recep Kavuş

5 ay önce

Batman şehrin kuruluşuyla birlikte lokanta kültürü de gelişmiş, kentimizde bir dönem adeta ünlü aşçıların yemek pişirdikleri lokantaların şehri olmuştur.

Batman’ın lokantaları oldum olası meşhurdur.

Bu tanınırlıklarında petrol sektörünün ve onunla birlikte gelişen nakliyeciliğin payı büyüktür.

Çocukluk hafızamda Hacıoğlu, Kazım Usta, Cuma Usta, 81 Özlem, Urfalı Lokantası gibi mekânlar yer alır. Bugün geriye bakıldığında ise bu isimlerden yalnızca Cuma Usta Lokantası ayakta kalabilmiştir.

Lokantacılık hâlâ Batman’da önemli bir sektördür. Yaklaşık 50 civarında lokanta ve lahmacun–pide salonu, buna yakın sayıda dönerci, ayrıca yemek hizmeti veren kafelerle birlikte toplamda 200’e yakın işletme yemek sektöründe faaliyet göstermektedir.

Normalde bu tür işletmeler; iş gezisi için gelenlere, turistlere ya da şehirde çalışıp ev kuramamış, ailesinden ayrı yaşayanlara hizmet eder. Batman’da ise durum tam tersidir. Lokantalar, evi barkı olan, mutfağı kurulu ailelere daha çok hizmet verir hale gelmiştir.

Yemek fiyatlar yükselmesine rağmen Batmanlılar lokanta yemeklerinden bir türlü vazgeçmiyor.
Oysa lokantalar her gün, her öğün yemek yenilecek yerler değildir. Daha çok evde o gün yemek pişmediğinde, bir değişiklik olsun diye ya da özel misafir ağırlanırken tercih edilmesi gereken mekânlardır.
Bugün gelinen noktada Batmanlılar adeta evlerindeki mutfağın yolunu unutmuş gibidir.

Ev yemeği hem daha sağlıklı hem de daha lezzetli olmasına rağmen çoğu kişi lokantayı tercih ediyor.

Evlerde yemek vakti geldiğinde neredeyse her ev aile bireylerinden “fire” veriyor.

Kimi yemeği beğenmediği için, kimi de bunu alışkanlık haline getirdiği için mutfaktan uzak duruyor.
Lokantalarda boş masa görülmesine aldanmamak gerekir; çünkü çoğu kişi eve ya da iş yerine sipariş veriyor. Eğer dışarıdan yiyenlerin tamamı mekânlara gitseydi, oturacak yer bulunamaz, kuyruklar oluşurdu.

Bugün lokantalarda çalışan personel kadar, dışarı servis yapan çalışanlar ve kuryeler de var. Gece gündüz demeden sipariş yetiştiriliyor. Bu gidişle yakında evlerdeki mutfaklar tamamen kapanacak gibi görünüyor.

Elbette mutfakların unutulmasının tek nedeni lokanta alışkanlığı değil.
 Eşlerin her ikisinin de çalışması, kadın rolünün toplumda değişmesi gibi birçok etken var.

 Geçmişte erkek evin geçimini sağlarken, kadın ev içindeki işleri yürütürdü. Zamanla “kadın hizmetçi değildir” yaklaşımının yanlış yorumlanması, mutfak ve ev işleri konusunda ciddi bir kafa karışıklığına yol açtı. Bu durum gerekli olan bir kültürel dönüşümden çok, yanlış bir kopuşu beraberinde getirdi.

Eskiden üç öğün olan yemek düzeni bugün kahvaltı ve akşam yemeğine düşmüş olmasına rağmen,  birçok evde çeşitli bahanelerle yemek pişirmeme alışkanlığı başladı.
Ev yemeği kokuları artık birçok sokaktan gelmiyor. Gittikçe dışarı yemeğine bağımlı aşırı bir tüketim toplumu haline geliyoruz.

Kendi yemeğini pişirip artanı bir sonraki öğüne bırakan bir toplumdan, önündeki yemeğin yarısını tabakta bırakıp çöpe gitmesine göz yuman ve sürekli tüketen bir topluma doğru hızla ilerliyoruz.

Avrupa’yı ve Uzak Doğu ülkelerini görenler bilir; oralarda lokantalar bu denli yaygın ve sürekli açık değildir. Akşam saatlerinden sonra çoğu kapalıdır. Batman’da ise lokantalar neredeyse 7/24 açık. Milletin mutfağı lokantalar olmuş durumda. Bu ise yanlış bir tercih ve yanlış bir alışkanlıktır.

Eskiden evde bazı nedenlerden dolayı yemek pişmezse bile insanlar ekmek-soğan yer, yine de mutfağından beslenirdi. Şimdi ise insanlar sadece mutfaktan değil, evlerinden de uzaklaşıyor. Yatıdan yatıya eve gidiliyor. Bu alışkanlık özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bu kafa yapısıyla ne sağlıklı bir ev kurulur ne de evin sorumluluğu alınabilir.

Bu nedenle bu alışkanlığı bir an önce terk etmek gerekir. Evlerin mutfaklarında güzel sohbetler eşliğinde yenilen yemekler sadece karın doyurmaz; aile yapısını da ayakta tutar. Ailenin birliğinin, önemli meselelerin konuşulduğu yer mutfaktır. Mutfak ve ev yemeği deyip geçmemek gerekir. Çünkü mutfak terk edildiğinde , ailenin birbiri ile  bağları zayıflar ve ev sessizliğe bürünür.

Anlayacağınız bir evin mutfağında yemek pişmiyorsa o evde huzurda, birlik beraberlikte berekette yoktur. 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI