Yıllarca ülke gündeminden düşmeyen Erken Yaşta Emeklilik (EYT) yasası, büyük bir mücadele sonucunda yürürlüğe girince bir zafer elde edilmiş gibi yüz binler sevinmişti. Yüz binlerce kişi gibi, 25 yıl boyunca özel sektörde çalışan Bayram da bu yasa sayesinde emekli olmuştu.
Ancak emeklilik, onun için bir dinlenme dönemi değil, yeni bir mücadelenin başlangıcı olacağını bilmiyordu.
Bayram, emekli olmadan önce asgari ücretle çalışıyordu. Emekli olunca eline geçen kıdem tazminatını biriken borçlarına harcadı. Bağlanan emekli maaşı ise ne yazık ki asgari ücretin bile altındaydı. Geçinemediği için tekrar özel sektörde çalışmak zorunda kaldı. Emekli maaşından, çalıştığı için kesinti yapılıyor; yeni işinden de asgari ücret alıyor. Yol ve yemek masrafları ise tamamen kendi cebinden çıkıyor.
Her gün işe giderken Batman gibi bir yerde bile ciddi ulaşım maliyetiyle karşı karşıya. Eve öğle yemeğine uğradığında gidiş-geliş için günlük 150 TL’ye yakın harcıyor. Tasarruf etmek için kimi zaman kilometrelerce yolu yürüyerek kat ediyor. Ancak onunla son karşılaştığımda, iş çıkışı pazardan aldığı patatesi, soğan torbalarını yürüyerek eve gideceğinden taşıyamıyordu. "Bugün yürümesem, yarın çocuğa okul harçlığı veremem," diyerek hesap kitap yapıyordu. Patates, soğan poşetlerini iş yerinde bırakıyor; şehir içi ulaşımı kullanacağı bir gün eve götürecek mecburen.
Emekli olduktan sonra köşesine çekilip dinlenmesi gerekirken, takati kalana kadar çalışmaya mahkûm edilen Bayram’ın hikâyesi, aslında milyonlarca emeklinin ortak hikâyesi.
EYT’li Bayram için ekonomik zorluklar yüzünden her gün bayram değil ne yazık ki; çünkü geçim sıkıntısı onun gibiler için günbegün artıyor. Ve Bayram gibi, birçok emekli bayram günlerini bile bayram gibi yaşayamıyor. Artan enflasyon, düşük maaşlar ve geçim derdi, bayramı her gün daha çok geçim açısından endişelendiriyor.
Bayram, ikinci bir iş bulabildiği için şanslı sayılabilir. Ama sağlık durumu el vermeyen ya da iş bulamayan milyonlarca emekli var bu ülkede. En basitinden, Batman’da kimi emekli kahvehaneye gidip bir çay içemiyor. Kimi, şehir içi ulaşım parasını bile denkleştiremiyor. Uzakta yaşayan torununu göremiyor, sevdiklerinin mezarını ziyaret edemiyor. Çünkü toplu taşıma ücreti bile onlar için lüks hâle geldi.
Bu gelir dağılımı tablosunun değişmesi gerekiyor. Sadece EYT’liler değil, tüm emeklilerin ekonomik haklarının iyileştirilmesi artık bir zorunluluk. Emekliler bir ömür çalıştı; şimdi hak ettikleri gibi dinlenerek, gezerek hayatı yaşayabilmeleri gerekiyor. Bayramlar, herkes için bayram gibi olmalı.
Unutulmamalıdır ki; bir ülkenin huzuru, ekonomik refahı, emeklilerinin yüzündeki tebessüm kadardır.
Emeklinin dünyasını görmeden ülkedeki ekonomik tabloyu anlayamazsınız.Emeklinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı ve sorunlar çözülmeden de ülkede ekonomik istikrar ve refah sağlanamaz.
2025 yılı itibariyle Türkiye'de açlık sınırı ve emekli aylıkları arasındaki mesafe şimdiki şekilde açılmış durumda. Açlık sınırı, dört kişilik bir aile için temel gıda harcamalarını ifade eder ve verilere göre Ekim 2025 itibariyle açlık sınırı 15.000 - 17.000 TL civarındadır. Tabii bu rakam, sadece temel gıdaya erişim için gereken minimum düzeydir; barınma, ulaşım, sağlık, eğitim, giyim, su, elektrik, telefon gibi ihtiyaçlar bu hesaba dahil değildir.
Özel sektörde çalışıp, Bağ-Kur veya SGK’dan emekli olanların en düşük emekli aylığı 14 bin, en yüksek 19 bin TL civarındadır. Bu para hangi ihtiyaca yetsin?
Bu rakamla Bayram ve onun durumunda olanlar nasıl geçinsin peki?
Tabii ki mevcut şartlar göz önüne bulundurulduğunda geçim, emekli için çok ama çok zor.