?>

Okullarda yaşanan şiddet olaylarının nedenleri

Recep Kavuş

2 ay önce

Önce Siverek'te, ardından Kahramanmaraş'ta okullarda yaşanan şiddet olayları ile birlikte canlarımızı yitirdik, yüreğimiz yandı.
Şiddete başvuranlar adeta çıldırmış; kendisini de dünyayı da yakacak kadar öfkeli olmasından dolayı öğrenciler, öğretmenler ve veliler tedirgin.

Henüz 14-15 yaşında bir çocuğun yüreğinde nasıl bu kadar öfke birikir, nasıl eli tetiğe gidecek kadar gözü döner?

Tabii bunların birden çok sebebi var. Özellikle internette şiddeti özendiren oyunlar, toplumdaki silah sevgisi ve bireysel silahlanma, televizyon dizilerindeki mafya ve çeteleri özendirme, maneviyatsızlık gibi birçok neden ve sebep sayabiliriz.
Öğrencileri bunalıma sokan eğitim sistemi, özellikle liseye geçiş sınavları.

Kendini başarısız görme, aşağılanma duygusu, akran baskısı, alay edilme, kişinin kendini değersiz görmesi ve intikam duygusu… Uyuşturucu ve bağımlılık yaratan, sinir sistemini yok eden madde kullanımı, okullarda aidiyet duygusunun ve arkadaşlık ortamının zayıflaması, okul girişleri ve etrafında güvenlik zafiyeti… Toplumu saran şiddet sarmalı…

Ülkede geçmişte yaşanan çatışmalar, sokaklarda çeteleşme ve özenti, gelecek kaygısı… Öğrenciler arasındaki sınıfsal farklılıklar arasındaki uçurum… Sebepleri say, say bitmez yani.
Diğer bir tarafta, çocuklarımızı bu kadar öfkeli, yalnız ve kırılgan hâle getiren eğitim sistemi.
Okulların korku mekânı hâline değil de bilgi yuvası hâline gelmesi için acil tedbirlere ihtiyaç var.
Şayet şiddet okul kapısından içeri giriyorsa, sorunu sadece kapıda aramamak lazım.
Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta ardı ardına yaşanan silahlı okul saldırıları, hepimize temel bir sorunu yeniden hatırlattı.
Okullar neden artık çocukların ve öğretmenlerin en güvenli alanı olmaktan çıktı?

Bir öğrencinin ya da eski öğrencinin eline silah alıp okul kapısından içeri girebildiği bir yerde mesele yalnızca güvenlik kamerası, kapı dedektörü ya da okul polisi değildir. Asıl mesele, o çocuğu o noktaya getiren pedagojik, psikolojik ve toplumsal çöküşlerdir.

Son dönemde okullardan gelen haberler için artık “münferit” dememek lazım.
Öğrenciler arasında şiddet, öğretmenlere yönelik saygısızlık, okul çevresinde artan güvensizlik… Bunların her biri ayrı ayrı alarm verdiğini her iki olaydan sonra net bir biçimde anlamış olduk.
Olaylar henüz çok sıcak, birçok eve ateş düştü.

Ancak şu gerçeği göz ardı etmemek lazım: Okullarda yaşanan şiddet olayları sadece öğrencilerin değil, ailelerin, eğitim sisteminin ve hatta toplumun genel yaklaşımının bir sonucudur.

Aileler çocuklarına sınır koymakta zorlanıyor, eğitim sistemi disiplin ile özgürlük arasında denge kuramıyor, toplum ise her geçen gün daha fazla duyarsızlaşıyor.
En ağır yük ise öğretmenlerin omuzlarına bırakılmış durumda.
Bir yandan eğitim vermeye çalışan, diğer yandan güvenliği sağlamak zorunda kalan öğretmenler çoğu zaman yalnız bırakılıyor. Otoritesini kullanmaya çalışan eğitimci suçlanıyor, sessiz kalan ise çaresizliğe itiliyor. Bu çelişki sürdükçe, okullarda düzenin sağlanması mümkün değildir.
Daha da vahimi, bu olayların neredeyse toplumda normalleşmesidir.

Şiddetin normalleştiği, saygının zayıfladığı bir eğitim ortamından sağlıklı bir toplum çıkmasını beklemek gerçekçi değildir. Bugün görmezden gelinen her sorun, yarın çok daha büyük bir krize dönüşecektir.

Artık bir karar vermek zorundayız: Ya bu gidişatı ciddiye alıp köklü adımlar atacağız ya da geçici çözümlerle sorunu geçiştirmeye devam edeceğiz.

Aslında çözüm bellidir.

Disiplinin yeniden tesis edildiği, öğretmenin güçlendirildiği, ailelerin sorumluluk aldığı ve okulların gerçek anlamda güvenli alanlara dönüştüğü bir sistem kurulması gerekir.
Aksi hâlde, okullardaki şiddet olaylarının önüne geçilemez.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI