?>

Atatürk parkı şehrin nefesi ve hafızasıdır

Recep Kavuş

4 gün önce

Batman'ın kalbi konumunda bir noktada yer alan Atatürk Parkı, yalnızca bir yeşil alan ve spor yapılacak yürüyüş yolunun bulunduğu bir park değil, Batman'ımızın hafızasıdır.

Birkaç kuşağın, yüz binlerce insanın çocukluğunun geçtiği, ilk pikniklerini yaptığı, dostlarıyla buluştuğu, nefes aldığı ortak yaşam alanıdır.

Bugün beton yapıların arasında sıkışıp kalan Batman'ın en önemli yeşil alanlarından biri olan Atatürk Parkı'nın geçmişine baktığımızda, aslında şehrin gelişim hikâyesini de görürüz.

1969 yılında dönemin Belediye Başkanı Mustafa Ramanlı tarafından halkın hizmetine açılan park, ilk yıllarında daha çok ormanlık bir alan görünümündeydi. İnsanlar burada top oynar, aileler piknik yapar, çocuklar özgürce koşup eğlenirdi.

1980'li yıllarda büfeler, çay bahçeleri ve çeşitli sosyal alanlarla park daha hareketli bir kimlik kazandı. Yaz aylarında kurulan lunaparklar ise birçok Batmanlının hafızasında unutulmaz anılar bıraktı.

1985 sonrasında Atatürk Parkı, yalnızca bir yeşil alan olmaktan çıkıp sosyal yaşamın merkezlerinden biri hâline geldi. Ancak yıllar içinde yapılan düzenlemelerle parkın yapısı da değişmeye başladı. Duvarlar örüldü, tel örgüler çekildi, işletmeler çoğaldı ve halkın ortak kullanım alanı olan park, giderek daha fazla ticari anlayışın etkisine girdi.

2001 yılında parkın Diyarbakır Caddesi tarafında inşa edilen Yılmaz Güney Sineması uzun yıllar hizmet verdi. Daha sonra yaşanan yangının ardından yıkılan yapı, yerini bugün Yılmaz Güney Meydanı olarak bilinen alana bıraktı.

2010 yılında dönemin Belediye Başkanı Nejdet Atalay tarafından gerçekleştirilen düzenlemeler ise parkın tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Belediye lojmanları yıkılarak park alanına dâhil edildi, işletmeler kaldırıldı, duvarlar yıkıldı ve park yeniden halkın doğrudan kullanımına açıldı. Bu adımlar kamuoyunda geniş destek buldu.

Park adeta bir özgürlük alanına, halkın nefes alacağı bir alana dönüştü. Bu alanda sergiler, fuarlar, basın açıklamaları ve resmî bayramlaşmalar yapılır; adeta kentin nabzı burada atar.
Ancak Atatürk Parkı'nın hikâyesi bununla da sınırlı kalmadı. 2020 yılında parkın arkasındaki bazı kamu lojmanlarının ve kurum alanlarının parka dâhil edilmesi yönünde kararlar alındı. Ardından bu alanların bir bölümünün cami yapımı için tahsis edilmesiyle yeni bir tartışma başladı.

Başlangıçta yalnızca belirli bir alanın kullanılacağı ifade edilse de süreç içinde projenin genişlediği yönünde eleştiriler gündeme geldi. Batman Çevre Gönüllüleri Derneği başta olmak üzere çeşitli çevreler, park içerisinde ek yapılaşmaların arttığını, bazı ağaçların kesildiğini ve kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediğini savundu.

Bu tartışmaların haklı ya da haksız yönleri elbette farklı açılardan değerlendirilebilir. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Atatürk Parkı, Batman'ın en önemli kamusal yeşil alanlarından biridir.
Bugün cami inşaatı büyük ölçüde tamamlanmış durumda ve park yeni bir kimliğe kavuşuyor. Fakat asıl üzerinde durulması gereken konu, bundan sonra ne yapılacağıdır.

Atatürk Parkı'nın 55 yılı aşkın geçmişine baktığımızda, neredeyse her yönetimin park üzerinde bir değişiklik yaptığı görülüyor. Kimi zaman duvarlar örülmüş, kimi zaman yıkılmış; kimi zaman işletmeler açılmış, kimi zaman kaldırılmış; kimi zaman yeni yapılar inşa edilmiş, kimi zaman alanlar yeniden düzenlenmiş.

Fakat bütün bu süreçlerde eksik kalan önemli bir konu var: Halkın düşüncesi ve görüşü.
Şehrin ortak kullanım alanlarıyla ilgili alınacak kararlar yalnızca yöneticilerin değil, o şehirde yaşayan insanların da söz sahibi olduğu süreçlerle şekillenmelidir. Çünkü Atatürk Parkı herhangi bir kurumun, bir siyasi anlayışın değil, bütün Batmanlıların ortak değeridir.

Bu nedenle bundan sonra parkla ilgili hazırlanacak her proje, yapılacak her düzenleme ve atılacak her adımda öncelik kamu yararı olmalıdır. Yeşil alanlar korunmalı, ağaçlar son çare olarak dahi düşünülmemeli, betonlaşma yerine doğanın güçlendirilmesi esas alınmalıdır.

Batman'ın zaten her geçen gün biraz daha betona teslim olduğu bir dönemde, Atatürk Parkı gibi kentin nefes alma yeri ve hafızası olan alanlar, geleceğe bırakılacak en değerli miraslardan biridir.
Atatürk Parkı kimliği, hafızası ve Batman'ın nefesidir. Bu nefesi korumak ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI