?>

Esnafın oyu tamam peki ya vaziyeti?

Recep Kavuş

4 ay önce

Batman esnafı uzun zamandır hatırlanmadığı, ziyaret edilmediği bir dönem yaşıyordu.
Ta ki oda seçimleri kapıya dayanana kadar…

Seçim süreciyle birlikte birdenbire esnafın kapısı çalınmaya başladı. Sadece başkan adayları değil; onları destekleyen dostlar, akrabalar, fikirdaşlar, siyasiler…

Üç aylık seçim maratonunda durmaksızın biri gitti, biri geldi. Hiçbir dönemde verilmediği kadar vaatler verildi.
Seçim günü oylar kullanıldı, sandıklar kapandı, başkanlar seçildi.
Seçim sona erdi ama esnafın sorunları hâlâ yerinde duruyor…

Hem de türlü türlü sorunlar.

Benim Batman Sonsöz Gazetesinde köşe yazarı olduğumu bilmeyen üç ayrı esnafa, işim gereği uğradım. Üçü de aynı ekonomik çıkmazın içinde, aynı feryatla veryansın ediyordu.

Gözleme almak için girdiğim iş yerinde, işletme sahibi kadın “dert anlayan biri” olduğumu sezmiş olacak ki, benim “Bir kartın var mı? Bazen önceden sipariş için arayayım,” dememle hemen söze girdi. Kartı uzattı ama ardından ekledi:

“Gerçi bu gidişle kapatacağım. Kira, vergi, elektrik, un, yağ… Kazancım yetmiyor. Her gün maliyeciler, Tarım-Gıda, belediye zabıtası kapıda. Niye fiş kesmedin? Niye paravan yok? Tabela vergini ödedin mi? Sanki burası gözleme dükkânı değil, fabrika! Müşteriyle ilgilenmekten çok denetçilerle uğraşıyorum”
Bir başka gün, Belde Mahallesi’nde lastiğime saplanan bir çivi yüzünden bir lastikçiye girdim.

Dert yine aynıydı:

“Vergiye tabi olmak zorunda kaldım, yazar kasa aldım, muhasebeci tuttum. Genel sağlık sigortasındaydım, Bağ-Kur’a geçtim. Primler yüksek, ödemezsen sağlık hizmeti yok. Ev kira, dükkân kira… Üç çocuk okuyor. Borç içindeyim. Ben bu iş yerinde artık kendimi emanetçi gibi görüyorum. Bırakmayı düşünüyorum”

Tüm kurallara harfiyen uyan bir başka imalatçının iş yerine uğradım; kapalıydı. Neden kapalı olduğunu sorduğumda, denetçilerin korkusundan iş yerini açmadığını söyledi.
“İsmini vererek karşılaştığı sorunlarını köşemde anlatayım” dedim.

Neredeyse yalvardı:

“Aman ne olur yazma! Haftada bir denetime geliyorlar. Her seferinde bir bahane buluyorlar. Eften püften gerekçelerle, uyarmadan, eksikliğimi gidermeye fırsat vermeden daha önce tek kalemde 100 bin liranın üzerinde ceza yazdılar. Siz sorunlarımı yazarsanız bu kez tamamen kapatırlar”

Tam da bu tabloyu dinlerken, gazetemizde şu haberi okudum:
Batman Defterdarlığı, kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında yılbaşında il genelinde yaygın ve yoğun denetimler yapmış. 127 iş yeri incelenmiş. Kafe, restoran, tatlıcı, kuruyemişçi…
Fiili hâsılat tespiti, belge düzeni, ödeme kaydedici cihaz kontrolleri…

Defterdar Muhittin Şenses “Amacımız ceza kesmek değil, gönüllü uyumu artırmak” diyor.

Söz güzel.

Niyet doğru.

Ama sahadaki tablo bambaşka.

Esnaf günü kurtarmanın derdinde…

Kirayı, Bağ-Kur primini, vergiyi, toptancıya olan borcu nasıl ödeyeceğini düşünüyor.
Denetimler ise dört bir yandan yakın markajda. Kimse dönüp de “Bu esnaf ne halde?” diye sormuyor.
Seçimden seçime kapısı çalınan esnafın oyu “tamam”…

Odalar aidat ve belge parası alma peşinde, devlet kurumları daha çok satıştan ve cezadan elde edilecek gelirin peşinde.

Batman Esnafının önemli bir kesimi ise can çekişiyor.

Oda seçimleri bitti.

Şimdi sıra, esnafın sorunlarına gelmeli.
Günü kurtarmaya çalışan esnaf, eften püften gerekçelerle cezalara maruz kalıyor. Kiralar uçuşta.

Yeni seçilen oda başkanlarına düşen görev açık: Seçim öncesi olduğu gibi sahaya inmeli, esnafın kapısını tekrar çalmalı. Sorunları tespit edip tek tek çözüm üretmeliler.

Çünkü Batman Esnafının derdi çok, yükü ağır, gücü her gün azalıyor sorunlardan. Ve bu yük, sadece denetimle, aidat almayla değil; anlayışla, destekle ve adaletle hafifler.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI