Geçtiğimiz günlerde köşemde kaleme aldığım Batman’da Yiğit Kuru Ekmeğe Muhtaç başlıklı yazımda, kentimizde gittikçe derinleşen yoksulluğa dikkat çekmiştim.
Yazıma yoğun geri dönüşler aldım.
Bedava ekmek dağıtılan belediye büfeleri ve askıda ekmek için fırınlar önünde oluşan kuyruklar, Batman'da binlerce insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yazıma gelen mesajlar, yorumlar ve birebir görüşmelerde; şehrimizde sosyal adaletsizlik, gelir dağılımı ve istihdam konularında önemli tespitler yer alıyordu.
Bu yazıda, Batman’da derinleşen yoksulluk ve diğer tarafta varlık içinde yaşayanlarla ilgili olarak hem bana gelen görüşlere hem de kendi gözlemlerime yer vermek istiyorum.
Batman, Türkiye’nin en genç nüfusa sahip şehirlerinden biridir.
Gençliğiyle, enerjisiyle, potansiyeliyle güçlü bir şehir profili çizen Batman, sahip olduğu zenginliklere ve potansiyele rağmen ne yazık ki iki farklı sosyal yapının çelişkileriyle dikkat çekiyor.
Bir yanda lüks villalarda, pahalı arabalarla kral hayatı sürenler, diğer yanda akşam evine bir somun ekmek götürmenin derdine düşmüş binlerce aile…
Bu çarpıcı manzara yalnızca yoksulluğu değil, gelir dağılımı adaletini de sorgulamamıza neden oluyor.
İki Batman ile karşı karşıyayız.
Eğer bir şehirde insanlar askıda ekmek kuyruğuna giriyorsa ama aynı şehirde başka biri ekmeğin fiyatını bile bilmiyorsa, orada gelir dağılımında bir adaletsizlik var demektir.
Bugün Batman’daki tabloya baktığımızda, gelir dağılımındaki uçurum giderek derinleşiyor, zengin daha zengin, fakir daha muhtaç hale geliyor.
Devletin, yerel yönetimlerin ve siyasilerin bu durumu doğru analiz edememesi ve gerekli önlemleri almaması nedeniyle, sosyal yardımların ve politikaların etkisi azalıyor, bir kesim her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor.
Oysa Batman, sanayi, enerji ve tarım gibi üç büyük alanda zengin potansiyele sahip.
Ancak bu potansiyel, vatandaşın ekonomik durumuna yansımıyor.
Yatırımlar yetersiz; ya da yapılıyormuş gibi gösterilerek belli çevrelerin kontrolünde şekilleniyor.
Petrolün ilk bulunduğu 1950’li yıllardan bu yana Batman’da bu alanda kayda değer bir yatırım yapılmış değil.
Kentte hâlâ tarımsal üretime dayalı ciddi yatırımlar yok.
Örneğin, tekstil kenti denilen Batman’da bırakın konfeksiyonu, bir iplik fabrikası dahi bulunmuyor.
Bu nedenle özellikle gençler işsiz, üniversite mezunları geçici işlerde çalışıyor, kadın istihdamı ise neredeyse yok denecek kadar az.
Bu sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda büyük bir sosyal problemdir.
Peki, bunun için ne yapılmalı?
Batman’ın kalkınması ve yoksullukla mücadelede geliştirilen politikalar bir kere yetersiz.
Öncelikle yerel istihdamı artıracak somut yatırımlar yapılmalı.
Meslek edindirme kursları yaygınlaştırılmalı, kadın kooperatifleri desteklenmeli.
Tarım, el sanatları ve küçük ölçekli üretim alanlarında yerel üretim ağları kurulmalı.
Gençlerin geleceğe umutla bakabilmesi için sadece “iş” değil, bir yön, bir amaç ve bir hedef verilmelidir.
Batman’ın öncelikli olarak iş ve ekmek sorununa el atılması gerekiyor.
Çünkü bugün kuru ekmeğe muhtaç bırakılan bir genç, yarının umudunu kaybetmiş bir kuşağı temsil ediyor olacak.
Bu nedenle yoksullukla mücadele, yalnızca günübirlik kuru ekmek ya da yardım kolileriyle değil; emekle elde edilen, yeterli kazanç politikalarıyla mümkündür.
Şayet bir kentte, kamu gelir eşitsizliği nedeniyle servetine servet katan bir kesim varsa, öte yanda alın teriyle geçinmeye çalışan ama geçinemeyen bir halk yaşıyorsa, orada açlık sadece fiziksel değil, sistemde ve vicdanda da bir sorundur.
Bu, o yerde gelir adaletinin olmadığı anlamına gelir.
Bugün Batman’daki yoksulluk, yalnızca ekonomik bir çöküş değil; aynı zamanda bir sosyal ve adalet sorunudur.
Eğer birileri parası çok diye daha çok kazanıyorsa, yoksulluk sınırındakiler askıdaki ekmekle doyuyorsa, orada kimilerinin karın açlığı, kimilerinin ise vicdan açlığı vardır.
Gerçek tokluk, sadece mideyle değil; vicdanla olur.
Batman, bu yoksulluğu ve gelir adaletsizliğini hak etmiyor.
Batman’ın yoksulluğu kader değil, yıllardır yanlış yönetimlerin, adaletsiz bölüşümün ve çaresizliğin bir sonucudur.
Batman Halkı, alın terinin karşılığını almayı, ailesiyle mutlu ve umutlu bir geleceği hak ediyor.
Ekonomik ve sosyal refah için bir an önce kapsamlı ve kalıcı adımlar atılmalıdır.