Bazı bankalar var ki elini versen kolunu kaptırırsın.
Fırsat diye sunulanlar meğerse her birisi tuzakmış.
Örneğin, bankada esnek hesap açmak veya yüksek limitli kartlar aslında birer tuzaktır.
Sıkıştığınızda bankaya borçlanmanız veya nakit yerine kredi kartı kullanmanız, yaşamınızı kolaylaştıran bir araç olarak görünse de aslında ciddi anlamda mağduriyetlere neden olmaktadır.
Özellikle de ekonomik sıkıntı içerisinde bulunan dar gelirli, yoksul, öğrenci, işsiz insanların çoğu, bankaların tuzakları nedeniyle borç batağına düşmektedir.
Bankalar, yeni iş kuran, nakite sıkışan, evlenen veya eğitim için anında nakit para ya da kredi kartları sayesinde taksitli ödeme seçeneğini cazip hâle getiriyor.
Diğer taraftan esnaflar, yüksek limitli para gereksinimi için kredi kartını kullanmak zorunda kalabilmektedirler.
Özellikle bankaların ısrarla nakit kredi ve kredi kartını cazip göstererek müşterileri bankaya çekmeleriyle birçok kişi banka müşterisi oluyor.
Burs alan öğrenciden tutun, en basit işte çalışan, iş kuran herkesin bir banka hesabı açması zorunludur.
Hasta bakım parası, çiftçiye ödenen destek gibi her işlem için mutlaka bir bankada hesabınız olması gerekir.
Bankaya zorunlu olarak gitmek zorunda kalırsanız, banka çalışanları sırf prim kazanmak ve performanslarını yüksek göstermek için sadece hesap açmak için geleni öyle kafaya alıyorlar ki çoğu kişi neyi kabul ettiğini, neye imza attığını bile bilmiyor.
Bir arkadaşın, özel bir banka görevlisinin iki müşteriye yaptığı dayatmalara şahit olmuş ve dayanamayıp banka görevlisine bağırmış.
Banka görevlisi, BES (Bireysel Emeklilik Sistemi)’nin ne olduğunu bilmeyen bir yaşlıya, “Sizi BES’e yazıyorum, bir de otomatik ödeme yazıyorum” demiş.
Yedi bin lira kredi çekmeye gelen bir öğrenciye de “Size esnek hesap da açayım, lazım oldukça kullanırsınız” teklifinde bulununca arkadaş, “Yaşlı amca ne bilsin BES nedir? Öğrenci çektiği krediyi bile belki ödeyemez, talebi yokken neden esnek hesap açıyorsunuz?” deyince banka görevlisi güvenliği çağırıp “Bu şahıs görevimi yapmamı engelliyor” demiş.
Neyse ki, Allah’tan arkadaşın uyarısıyla yaşlı amca ve öğrenci özel banka görevlisinin tekliflerini kabul etmeyip tuzağa düşmekten son anda kurtulmuşlar.
Daha nice böyle gereksiz ve tuzak sayılacak teklifler, müşterilere cazipmiş gibi sunuluyor ama sonrasında bunların birer tuzak olduğu anlaşılıyor.
70 yaşını geçmiş bir gariban emekliye ve okul harçlığını bulamayan bir öğrenciye bile bu yapılıyorsa, kim bilir diğer müşterilere neler yapılıyor...
Kredi çekme ve kredi kartı kullanımlarında tüketicilerin büyük bir çoğunluğu plan ve programsız bir şekilde bankalarla ilişki kuruyor.
Kredi ve kredi kartı borçlarının ödenmemesi durumunda bankalar yüksek faiz alıyor.
Borcunu ödeyemeyenlerin ise kredi sicilleri bozuluyor; evlerine, mal varlıklarına haciz bile geliyor.
Bankaların yarattığı mağduriyetlerin haddi hesabı yok.
Hayatımızın olmazsa olmazı hâline gelen bankalar olmadan, kamuda işlem yapmak, çalışmak neredeyse imkânsız.
En basitinden bir ehliyet, kimlik veya pasaport almaya gittiğinizde bile önce belge parasını bankaya havale etmeniz gerekiyor.
Binanın ortak gideri, öğrenci harçları, elektrik, su, telefon ücreti…
Her ödeme banka hesapları üzerinden yapılmakta.
Bu kadar bankalarla haşır neşir olunca da bazen insana cazip gelen bazı önerileri kabul etmek zorunda kalabiliyorsunuz.
Bu yüzden de bankaların tuzaklarına karşı uyanık olmak gerekir.
Olabildiğince borçlanmamak ve kredi kartı kullanmamak gerekir.