Sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde izlediğimiz Batman Çarşısı’nda bir yaban domuzunun koşuşturduğu görüntüleri, ilk bakışta tuhaf, hatta biraz da ürkütücü gelebilir. Ancak asıl garip ve şaşırtıcı olan, domuzun orada olması değil; onu oraya getiren sürecin artık sıradanlaşmasıdır.
Akşam saatlerinde şehrin en işlek caddelerinden birine inen bu hayvanın, önüne çıkanları devirerek panik içinde kaçış görüntüleri beni derinden üzdü.
Daha önce tilkileri, su samurlarını… Şimdi de bir domuzu görmeye başladık Batman yerleşim alanlarında.
Her yeni canlının yerleşim yerlerinden edilerek şehre inmesi sonucunda, onları suçlayan bir dille aynı soruyu soruyoruz: “Burada ne işleri var?”
Aslında bu soruyu, hayvanları haksızlığa uğramış, mağdur edilmiş bir şekilde sormamız gerekir: Biz onların yaşam alanlarında ne arıyoruz?
Hiçbir yaban hayvanı şehir merkezine mecbur bırakılmadıkça, çaresiz kalmadıkça gelmez; itilip sürüklenerek gelmek zorunda bırakılır.
Doğada:yakılan ormanlar,tahrip edilen yeşil örtü,baraj suları altında bırakılan vadiler,kurutulan bataklıklar,yok edilen sazlıklar ve tel örgülerle çevrilip tarıma açılan meralar…
Tüm bunlar, doğanın gerçek yapısını, şeklini ve görüntüsünü değil, dengesini de bozmaktadır.
Bir zamanlar bu topraklarda mutlu bir şekilde yaşayan, özgürce dolaşan canlılar için artık güvenli bir alan kalmayınca, yönlerini çaresizce insan yerleşimlerine çeviriyorlar.
Domuzların son dönemde bağ ve bahçelere zarar verdiği yönündeki şikâyetler de bu tablonun bir parçasıdır. Doğal besin zinciri bozulduğunda bazı türler kontrolsüz biçimde artarken, bazıları sessizce yok oluyor elbette. Ekosistemdeki bu kırılma, yalnızca hayvanların değil, insanın da yaşamını doğrudan etkiliyor.
Kimi zaman bu artışın arkasında bilinçsiz ya da kasıtlı insan müdahaleleri de olabiliyor. Ama hangi nedeni ele alırsak alalım, ipin ucu yine insanın doğayla kurduğu ilişkiye dayanıyor.
Doğa, eko-kırımla yönetilebilecek bir sistem değil; aksine ince dengeler üzerine kurulu bir bütündür. O bütünün herhangi bir halkasını zayıflattığınızda, etkisi en beklenmedik yerden karşınıza işte böyle çıkar.
Batman Çarşısı’nda koşan bir domuz, bu zincirin kopan halkalarından sadece birisidir.
Bu yüzden mesele, bir “şehirde görülen yabani hayvan” haberi olmaktan çok daha büyük. Bu, doğanın bize gönderdiği açık bir uyarı: Ya bu bütünlüğü korumayı öğreniriz ya da onun dengesizliğinin sonuçlarıyla yaşamaya devam ederiz.
Anlayacağınız, Batman Çarşısı’nda domuzun ne işi var sorusunu sorarken önce aynayı yüzümüze çevirmeliyiz.
Gerçek şu ki biz, canlıları yaşam alanlarından ettik. Onun için şimdi aramızdalar; yani ne domuzun ne de başka yaban hayvanının bir suçu yoktur.