Şehir içi ulaşım, bir kentin sadece kısa mesafeli bir yolculuğu değil, aynı zamanda insan ilişkilerinin, sabrın ve ortak yaşam kültürünün de aynasıdır. Bu açıdan bakıldığında dolmuş ve minibüs esnafının üstlendiği, verdiği hizmet birçok açıdan önem arz etmektedir. Sabahın ilk ışıklarında başlayarak günün büyük bölümünü trafikte geçiren, ekonomik zorluklarla mücadele eden ve aynı zamanda yüzlerce insanı güvenle taşımaya çalışan bu emekçilerin işi gerçekten kolay değildir.
Artan akaryakıt fiyatları ve genel ekonomik koşullar, minibüs işletmecilerini en çok etkileyen unsurların başında gelmektedir. Bu nedenle zaman zaman dile getirdikleri ücret artışı taleplerini anlamak gerekir. Geçim derdiyle direksiyon başına geçen bir esnafın zam talebiyle sesini duyurması da en doğal hakkıdır.
Ancak şehir içi ulaşım gibi doğrudan toplumu ilgilendiren bir alanda, sadece esnafın değil, vatandaşın da beklentileri olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim halkın da dolmuş hizmetlerine dair ciddi beklentileri ve eleştirileri söz konusudur. Şehir içi ulaşımda faaliyet gösteren minibüs sürücülerinin özellikle kurallara uymamaları, zaman zaman yaşanan düzensizlikler ve hizmet kalitesindeki standart eksikliği, vatandaşın memnuniyetini olumsuz etkilemektedir. Bu memnuniyetsizlik ise doğal olarak yolcu kaybına yol açıyor. Oysaki sürdürülebilir bir kazanç için en önemli unsur, memnun müşteridir.
Bugün şehirde faaliyet gösteren birçok dolmuş hattına bakıldığında, hizmet anlayışı açısından neredeyse birbirinin aynısı bir tablo görülüyor. Oysa her hattın, her kooperatifin kendi içinde bir kalite standardı geliştirmesi, kaliteli hizmet yarışı ile fark yaratması ve bunu sürdürülebilir hâle getirmesi gerekiyor.
Yeni seçilen Minibüsçüler Odası Başkanı Mehmet Tekin yönetiminin bu noktada halktan gelen talep ve eleştirileri dikkate alması büyük önem taşıyor. Bir kere şehir içi ulaşımın daha sağlıklı işlemesi için bazı temel kuralların titizlikle uygulanması şarttır. Sürücülerin seyir hâlindeyken telefonla konuşmaması, yolcu indirip bindirme işlemlerini sadece duraklarda yapmaları, gereksiz beklemelerle trafik akışını aksatmamaları artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Aynı şekilde ayakta yolcu alınmaması, araç kapasitesine uyulması, hız kurallarına riayet edilmesi ve engelli vatandaşların rahatça ulaşım sağlayabileceği düzenlemelerin yapılması hem insani hem de hukuki bir sorumluluktur.
Bununla birlikte hijyen ve temizlik konusu da göz ardı edilmemelidir. Toplu taşıma araçlarının temizliği, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bir meseledir. Ayrıca kartlı ödeme sistemine geçiş gibi modern uygulamalar da hem hizmet kalitesini artıracak hem de ulaşımı daha düzenli hâle getirecektir.
Öte yandan vatandaşlara da önemli görevler düşüyor. Şehir içi ulaşımın daha düzenli ve sürdürülebilir olması için toplu taşıma araçlarının daha fazla tercih edilmesi gerekiyor. Özel araç kullanımının azaltılması hem trafik yoğunluğunu düşürecek hem de dolmuş esnafının ekonomik olarak ayakta kalmasına katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde kurallara sadece sürücülerin değil, yolcuların da riayet etmesi; iniş-biniş düzenine dikkat edilmesi, sürücüyü zorlayacak davranışlardan kaçınılması ortak yaşam kültürünün bir gereğidir.