?>

Batman’ın yaralarına dokunan bir panelin ardından

Recep Kavuş

1 ay önce

Batman’da zaman zaman görmezden gelinen, kimsenin yeteri kadar üzerinde durmadığı, belki de bilinçli şekilde yok sayılan, kimi zaman konuşulmaya dahi çekinilen can alıcı sorunlar var.

Oysa bu sorunlar kapımızın önünde değil, artık evimizin içinde. İşte tam da bu yüzden Timoklular Derneği’nin düzenlediği panel, sıradan bir etkinlik olmanın ötesine geçti; adeta toplumun kanayan yaralarına parmak basıldı.

Akademisyenlerin, din alimlerinin, aralarında BATSO ve Baro’nun, Çevre Gönüllüleri Derneği’nin ve Çalışan Gazeteciler Başkanı’nın da bulunduğu birçok STK temsilcisinin konuşmacı olarak katılımıyla “farkındalık” ve “bilinçlendirme” başlığıyla gerçekleştirilen panelde; akademisyenlerden din alimlerine, oda başkanlarından sivil toplum temsilcilerine kadar geniş bir katılım vardı. Ancak asıl önemli olan, konuşulanların ağırlığıydı. Dernek Başkanı Avukat Ferhat Bayındır’ın “Topluma zarar veren sorunlarla mücadele edeceğiz” sözü, aslında panelin ana omurgasını oluşturuyordu.

Yaklaşık üç saat süren bu buluşmada dile getirilenler, Batman’ın bugününü ve ne yazık ki yarınını da ilgilendiriyor.

Kuşkusuz panelde en çarpıcı başlıklardan biri bağımlılık meselesiydi. Uyuşturucu kullanım yaşının 9’a kadar düştüğünün ifade edilmesi, bir şehir için değil, bir toplum için alarmdır.
Cezaevlerinin yarısının madde bağımlılarıyla dolu olması ise sorunun sadece bireysel değil, sistemsel olduğunu açıkça gösteriyor.

Sorunun kökenine inildiğinde ise karşımıza hep aynı eksiklikler çıkıyor: iletişimsizlik, ilgisizlik ve maneviyat boşluğu. Aile içinde çocukla kurulamayan sağlıklı iletişim, genci dışarıya ve çoğu zaman yanlış çevrelere itiyor. Oysa çocuk en çok ailesini örnek alır. Bu nedenle “iyi örnek olun” çağrısı, panelin en sade ama en güçlü mesajlarından biriydi.

Sadece uyuşturucu değil; yasa dışı bahis, sanal bağımlılık ve siber suçlar da gençleri hedef almış durumda. Kart ve hesap kiralama gibi yöntemlerle binlerce gencin geleceği karartılıyor. Küçük bir kazanç uğruna girilen bu yolun sonu, çoğu zaman adliye koridorları ve cezaevleri oluyor.

Bir diğer önemli başlık ise toplumun konuşmaktan çekindiği konular: fuhuş ve tefecilik. Panelde açıkça ifade edildiği gibi, fuhuş bireysel bir tercih değil, toplumsal bir çöküşün sonucudur. Aynı şekilde tefecilik de sözde “paraya sıkışana yardım” kisvesi altında insanları esarete sürükleyen sessiz bir suçtur.

En tehlikelisi ise bu suçların artık sıradanlaşmaya başlamasıdır.
Tüm bu sorunların yanında çevre meselesi de unutulmadı. Petrol kirliliği, su kaynaklarının zarar görmesi, doğaya karşı ilgisizlik… Bunlar belki hemen fark edilmiyor ama geleceği sessizce tehdit ediyor.

Panelin belki de en önemli sonucu, şu gerçeği bir kez daha hatırlatmasıydı: Bu sorunlar sadece güvenlik güçleriyle çözülemez. Toplumun tamamının sorumluluk alması gerekiyor. Aileden okula, sivil toplumdan kamu kurumlarına kadar herkes bu mücadelenin bir parçası olmak zorunda.

Çünkü konuşulmayan her sorun büyür. Görmezden gelinen her yara derinleşir.
Timoklular Derneği’nin attığı bu adım önemli. Ama bununla yetinilmemeli. Asıl mesele, bu tür farkındalıkların sahaya yansıması; sokak sokak, mahalle mahalle bir bilinç hareketine dönüşmesidir.
Unutmayalım; maneviyatını ve gençliğini kaybeden bir toplum, geleceğini de kaybeder.
YAZARIN DİĞER YAZILARI