Hatice Türkan’ın sosyal medya hesaplarını takip edenler, gazetemiz ofisinde yaşanan şok gelişmeyi duymuştur.
Belki duymayanlar vardır, o yüzden önce bu şok gelişmenin ne olduğunu hatırlatayım…
Batman Sonsöz Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni ve yazarı Hatice Türkan’ın 50 küsur ayakkabısından birinin teki meğerse kaybolmuş!
Hatice Hanım bu yüzden günlerdir bu işle meşgul.
Köşe yazısı ve haber yazmaya ara vermiş.
Geceleri doğru dürüst uyuyamıyormuş.
Sinir katsayısı tavan yapmış.
Yurt içi seyahatlerini iptal etmiş.
Çay ve sigara tüketimi artmış.
Bir süredir yemek yiyemiyormuş.
Sokak kedileriyle bile ilgilenemiyormuş.
Sadece ve sadece bir konuya odaklanmış, kayıp ayakkabısının tekini bulmak!
Hatice Hanım, ayakkabısının tekini bulabilmek için tüm sosyal medya hesaplarında paylaşım yapmış.
Ayakkabısının fotoğrafını paylaşıp “Ayakkabımı bulanlar insanlık namına gazeteye getirsin” notunu da düşmüş.
Gazete çalışanları, konuyu kapatmak için “Biz sana aynısından alalım, bu iş kapansın” teklifinde bulunuyor ancak Hatice Hanım bu teklifi şiddetle reddediyormuş.
“O ayakkabının teki neredeyse gelecek” diyor, başka da bir şey demiyor.
Hatice Hanım’ın beyanına göre ayakkabı, gazete ofisinde, oturduğu koltuğun arkasındayken kaybolmuş.
Hatice Hanım, yüksek topuklu, sivri burunlu krem rugan kundurasını bulabilmek için denemedik yol bırakmamış.
Gazetenin patronu hariç, tüm Batman Sonsöz çalışanlarını sorguya çekercesine sorgulamış.
İlk olarak gazetenin sokak röportajlarını yapan Serhat’a “Ayakkabıyı röportaj yaptığın kişilere karşı kendini korumak için almış olmayasın?” diyerek çantasını didik didik etmiş.
Sonra, gazetenin internet editörü Necdet’i hedef tahtasına koymuş. Ancak Necdet’in yakın zamanda ağır bir hastalık geçirmesi nedeniyle “Bu hâliyle ayakkabının tekini alması mümkün değil” deyip onu sorgulamamış bile.
Gazete tasarımcısı Hüseyin’e ise sinirli sinirli bakarak “Ayakkabımın tekini nereden bulursan bul, getir” demiş. Hüseyin de bütün gazeteyi altüst etmiş, komşu ofislere gidip “Krem bir kadın ayakkabısı gördünüz mü?” diye sormuş. Ama sonuç yine sıfır…
Her sinirlendiğinde olduğu gibi, Hatice Hanıma sade bir Türk kahvesi yapmış.
Gazetede Hatice Hanım’ın tek vazgeçemediği dostu Yusuf ise haberi alır almaz telefonunu kapatmış ve günlerdir gazeteye uğramamış. Hatice Hanım da sürekli “Yusuf nerelerde?” deyip duruyormuş.
Oğlunun düğününden kalan borç listesiyle dertli ve meşgul olduğu için Alican’ın bu işin içinde olmayacağını düşünmüş, ona karışmamış…
Osman ise Hatice Hanım ne zaman “Ayakkabımın teki nerede?” dese, nereden bulduğu belli olmayan bir tek ayakkabıyı uzatıp, “Bu mu ayakkabınız?” diyormuş. Bu durum Hatice Hanım’ın kafasını daha da karıştırmış.
Son çare olarak, gazetenin güvenlik kameralarının incelenmesine karar verilmiş. Bu iş için görevlendirilen 3 kişi günlerdir kamera kayıtlarını izliyormuş. Ama şu ana kadar ayakkabıyla ilgili hiçbir bulguya rastlanmamış. Sanırsınız o ayakkabı kanatlanıp uçmuş gitmiş!
Gazetedeki arama sonuç vermezse, Hatice Hanım arayışını tüm şehre yayacakmış.
Hatta ayakkabıyı bulana, ayakkabının fiyatının 3 katı kadar ödül vereceğini söylemiş.
Umarız bir an önce ayakkabının teki bulunur ve gazetedeki emekçiler derin bir nefes alır.
Çünkü günlerdir Batman Sonsöz Gazetesi’nin tek gündemi Hatice Hanım’ın ayakkabısı olmuş.
Aldığım duyumlara göre, ayakkabının tekini alan zanlılar listesine beni de katmış. Bu sayede şimdiye kadar kendisi hakkında yazdığım yazıların intikamını almayı planlıyormuş.
Kamera görüntülerini izleyenlere de sürekli, “İyi bakın, Recep Kavuş gazeteye en son ne zaman gelmiş?” diye sorup duruyormuş. Benimle ilgili hiçbir açık bulamayınca, beni zan altında bırakmanın yollarını arıyormuş.
Zaman zaman Hatice Hanım aleyhinde yazılar kaleme alınca, hayranları ve destekçileri bana sitem ediyor, beni hedeflerine koyuyor.