?>

Taziye evleri saat uygulaması şimdilik sümen altı

Recep Kavuş

6 ay önce

Batman’da taziye evleri, yas sahibi ailelerin yükünü hafifleten en önemli dayanışma alanlarından oluşan mekânlardır. Batman’da 40’ı belediyeye, 10’u ise şahıslara ait olmak üzere toplam 50 taziye evi, kentin dört bir yanında büyük bir ihtiyacı karşılıyor.

Üstelik bu evler yalnızca mekân değil; kadın–erkek bölümleri, yemekhane, mescit, abdest yerleri, merkezi soğutma ve ısıtma sistemleri, ücretsiz yemek, su, çay ikramı gibi birçok hizmetle Türkiye'nin pek çok iline örnek olabilecek nitelikte. Tüm temizlik, bakım ve enerji giderleri de belediye tarafından üstleniliyor. Hal böyle olunca, bu hizmetlerin belediye için ciddi bir mali ve idari yük oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.

İşte bu yüzden, belediyeye ait taziye evleri için saat sınırlamasına gidilmesi düşüncesi bir süre önce gündeme geldi. Bu konuyu gündemleştiren Batman İl Müftüsü Ahmet Durmuş’un din görevlileri, muhtarlar ve kanaat önderleriyle yaptığı istişare toplantısının ardından toplumda oluşan tepkiler, tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.
Kimileri taziye saatlerinin sabah 09.00 ile akşam namazı öncesi arasında sınırlandırılmasını makul bulurken kimilerine göre bu uygulama geleneğe, inanca ve toplumun yas kültürüne aykırıydı. Tepkiler yükselince konu şimdilik sümen altı edilmiş görünüyor.

Yetkililerle yaptığım görüşmelerde, “kararın henüz verilmediğini, istişare sürecinin tamamlandığını” ifade ettiler. Yani bizim bundan anladığımız, meselenin şimdilik askıda olduğu ve akıbetinin belirsizliğini koruduğudur.

Taziye evleri ile ilgili saat kısıtlaması sorunu askıya alındığına göre, saat düzenlemesinden önce çözülmesi gereken daha temel sorunlar var. Örneğin, temizlik ve ikram hizmetlerini yürütecek personel bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Belediye, personel ve bütçe yetersizliği nedeniyle bu hizmeti veremiyor. Oysa bir taziye evinin devamlılığı için çay ocağını çalıştıracak, su–çay servisini yapacak, geniş alanın temizliğini sağlayacak en az 4–5 kişiye ihtiyaç duyuluyor.

Taziye evlerinin yarısından fazlası neredeyse sürekli dolu olduğuna göre, belediyenin bu ihtiyacı tamamen karşılaması en az 150 personel istihdam etmesi anlamına geliyor ki bu da büyük bir külfet.

Bu noktada, belediyenin yükünü azaltacak ve taziye evlerinin işleyişini güçlendirecek bir öneri tekrar gündeme getirilebilir: Bir dernek veya vakıf kurulması. Geçmişte Mezarlıklar Müdürlüğü için kurulan MEZDER örneği oldukça başarılı sonuçlar vermişti. Benzer bir yapı yeniden aktif hale getirilerek hem mezarlıklardaki hem taziye evlerindeki pek çok hizmet üstlenilebilir. Hayırseverlerin bağışlarıyla taziye evlerinin giderlerinin önemli bir kısmı karşılanabilir. Hatta zamanla taziye evlerindeki tüm hizmetlerin dernek tarafından üstlenilmesi bile mümkün. Böyle bir yapı kurulursa taziye sahiplerinin gönüllü bağışlarıyla sistem daha da güçlenir; belediyenin maddi yükü azalır, hizmet çeşitliliği artar.

Belediye bu yönde bir adım atmazsa en azından temizlik sorununa kalıcı bir çözüm getirebilir. Camiler için çalışan mobil temizlik ekiplerinin benzeri taziye evleri için de kurulabilir. Ya da İŞKUR üzerinden bu sorun çözülebilir.

Taziyelerin genellikle 21.00’de sona ermesi, tüm evlerin gece saatlerinde temizlenebilmesi için uygun bir zaman aralığı sağlıyor. Bu hizmet, temizlik şirketleri aracılığıyla ihale edilerek de sürdürülebilir hale getirilebilir.
Taziye evlerindeki bir diğer sorun ise zaman zaman imam bulunmaması. Müftülükle yapılacak iş birliğiyle emekli imamların, müezzinlerin veya mahalle imamlarının belirli bir düzenle taziye evlerinde görevlendirilmesi bu sorunu kolayca çözer. Ayrıca bakım–onarım ihtiyaçlarının belediye atölyeleri tarafından periyodik kontrollerle giderilmesi mümkün; bunun için ayrı bir ekip kurulmasına bile gerek yok.

Özetle, taziye evlerinin işleyişini daha düzenli, daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir hale getirmek mümkün. Yeter ki gerekli adımlar atılsın, öneriler değerlendirilsin. Çünkü taziye evleri yalnızca bir mekân değil; bir toplumun dayanışma geleneğinin en görünür yüzü. Bu yapının güçlenmesi herkesin yararınadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI