Batman’da her hasat dönemi yaklaşırken aynı sıkıntı ve aynı merak yaşanıyor: “Bu yıl buğdayın kilosu kaç lira olacak?”
Aslında çiftçinin merak ettiği ve onu sıkıntıya sokan asıl soru şu: “Bu yıl emeğinin karşılığını alabilecek mi?”
Bir yıl boyunca tarlada alın teri döken üretici sadece ürün yetiştirmiyor; artan maliyetlerle, borçlarla, belirsizlikle ve yalnız bırakılmışlık hissiyle de mücadele ediyor.
Geçen yıl 45 lira olan motorinin bugün 72 liraya dayanması bile çiftçinin nasıl büyük bir yükün altında olduğunu göstermeye yetiyor.
Gübreye, ilaca, tohuma ve biçerdöver ücretlerine gelen yüzde 70’lere varan zamlar üreticinin belini bükmüş durumda. Çiftçi şimdi kara kara maliyetleri düşünüyor.
Geçen yıl tonu 13 bin 500 lira olarak açıklanan buğday fiyatı, bugün serbest piyasada yaklaşık 16 lira civarında işlem görüyor. Ancak çiftçinin devletten beklentisi en az 20 lira ve üzeri. Çünkü maliyet hesabı ortada. Eğer ürün fiyatları girdiler kadar artmazsa, çiftçi bir yıl daha zarar ederek üretime devam etmek zorunda kalacak.
Şimdi bölgemizde hasat kapıda. Urfa ve Mardin taraflarında 10-15 gün içerisinde, Batman’da ise yaklaşık 20 gün sonra biçerdöverler tarlaya girecek.
Ancak hâlâ 2026 yılı hububat alım fiyatlarının açıklanmamış olması üreticiyi tedirgin ediyor. Çiftçi, ne kazanacağını bilmeden hasada hazırlanıyor.
Oysa devletin görevi sadece fiyat açıklamak değil, çiftçinin önünü görmesini sağlamaktır. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım planlarını önceden netleştirmesi, ürün teslimlerinde yaşanan kuyruk ve bürokrasi çilesini bitirmek için şimdiden gerekli önlemleri alması gerekiyor.
Çünkü üretici her yıl aynı eziyeti yaşıyor. Harmanda bayram yapması gereken çiftçi, ürününü değerinde satabilecek mi diye kara kara düşünüyor. Günlerce ofis önlerinde sıra beklemek zorunda kalıyor. Üstelik ürün yüklü kamyonların her geçen gün taşıma maliyeti daha da artıyor.
Bu sorunların bu yıl tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin şimdiden alınması şart.
Bu yıl yağışların bereketli geçmesi nedeniyle yüksek rekolte bekleniyor. Bu aslında büyük bir fırsat. Eğer doğru fiyat politikası uygulanırsa hem üretici rahatlayacak hem de ülke ekonomisi kazanacak. Ancak yüksek rekolte bahane edilerek fiyatlar baskılanırsa, çiftçi yine emeğinin karşılığını alamayacak.
Tarım sadece ekonomik bir mesele değildir; aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir. Üreticinin tarladan kopması demek, gelecekte dışa bağımlılığın daha da artması demektir. Bugün çiftçiyi ayakta tutamazsak, bu kriz yarın tüm toplumu etkileyecek büyük bir soruna dönüşebilir.
Çiftçilerin büyük kısmı bugün zor durumda. Bankalara, piyasaya ve esnafa borçlu. Üretmeye devam edebilmesi için sadece destek açıklamaları yetmez; gerçekçi alım fiyatları ve sürdürülebilir politikalar gerekir. Çünkü bu ülkenin üreticisi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor.
Bu yıl diğer yıllardan farklı olmalı.
Çiftçi, ürünü kamyona yüklü halde günlerce Ofis’in önünde kuyrukta beklememeli.
Çiftçi, parasını bir an önce alabilmek ve kuyrukta beklememek için ürününü tüccara düşük fiyattan satmaya mecbur bırakılmamalı.
Belki de o zaman yıllardır alın terinin karşılığını alamayan çiftçinin yüzü gerçekten güler.
Çiftçi bu yıl harmanda bayram yapmalı; çünkü bu, onun en doğal ve insani hakkıdır.