?>

Evde kalmış erkek sayısı artıyor

Recep Kavuş

7 ay önce

Batman Müftülüğü’nün taziye saatleriyle ilgili düzenleme girişimi günlerdir gündemi meşgul ediyor.
Aslında müftülüğün bu adımındaki temel niyet, taziye evlerinde verilen yemeklerin ve uzun süren ikramların önüne geçmektir.

Eğer bu uygulama hayata geçerse hem israfın önüne geçilmiş olacak hem de aileler üzerindeki ekonomik yük bir nebze azalmış olacak.

Doğrusunu söylemek gerekirse, günümüz ekonomik şartlarında sadece taziyeler değil, düğünler de aileler için büyük bir külfete dönüşmüş durumda.

Artık birçok aile evladının mürüvvetini görmeyi arzulasa da “düğünün maliyeti” o kadar büyümüş ki, nice gençler sevdiğine kavuşamadığından “evde kalmış” damgasını yemek zorunda kalıyor.

Geçmişte “evde kalmış kızlar” denilirdi.
Şimdi ise bu söz erkekler için söylenmeye başlandı.
Günden güne evde kalan erkek sayısı artmaktadır.
Çünkü ekonomik yükün büyük kısmı damat tarafının omzunda olduğundan, erkekler evlenecek ekonomik güçleri bulamıyor.

Düğün salonu kiraları, altın takıları, gelinlik, mobilya, beyaz eşya derken bir evliliğin maliyeti 3 ila 5 milyon lira arasına çıkmış durumda.

Bu rakam, genç bir erkeğin mutluluk hayallerine değil, borç yüküne giden bir yol gibi duruyor.
İşin acı yanı şu: Evlilik çağını geçmiş birçok genç, “Ya geçinemesem, ya da işsiz kalırsam?” endişesiyle evlenmeye cesaret edemiyor.
Oysa İslam dini, evliliği sadece bir birliktelik değil, aynı zamanda imanın yarısı olarak görür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Evleniniz, çoğalınız. Çünkü ben kıyamet günü sizin çokluğunuzla övüneceğim.” buyurmuştur.

Başka bir hadis-i şerifte ise “Nikâh benim sünnetimdir; kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 2) buyurarak evliliğin İslam’daki önemini açıkça ortaya koymuştur.
İslam, gençlerin evlenmesini kolaylaştırmayı emreder.
Düğünleri israfın, şatafatın, gösterişin merkezi haline getirmek ise bu sünnetin ruhuna aykırıdır.
Bugün birçok gencin evde kalmasının temel nedeni ekonomik engellerdir.

Altın takma zorunluluğu, gösterişli düğünler, konvoylar, pahalı salonlar… Oysa sadelik bereket getirir; niyetin samimiyeti evliliği güçlü kılar.

Düğünlerde israfın ve fuzuli harcamaların önüne geçmek için sadece müftülüklere değil, aşiretlere, kanaat önderlerine ve yerel yöneticilere de büyük görevler düşüyor.
Düğünlerdeki şatafata ve israfa “dur” denilerek gençlerin yuva kurması kolaylaştırılmalı.
Müftülükler sadece taziye saatlerini düzenleme ile değil, “evlilik ile ilgili prosedür ve gelenek kültürünü sadeleştirme” yönünde de adımlar atmalı.
Evliliğin önündeki en büyük engel para olmamalı.
Çünkü bir yuvayı ayakta tutan şey ne altın ne de lüks eşyadır; sevgi ve sabırdır.
Unutmayalım: Evlilik sadece iki kalbin birleşmesi değil, iki ailenin kaynaşması, toplumun güçlenmesidir.

Eğer biz gençlerin evlenmesini kolaylaştırmazsak, yalnızlık toplumu olmaya doğru hızla gideriz.

Bugün gençler evlenemiyor çünkü sistem onları borca, israfa ve gösterişe zorluyor.
Oysa İslam, sade ve bereketli bir nikâhı yüceltiyor.
Unutulmamalıdır ki evlilik, hem İslam dininin gereklerinden hem de toplumsal ve kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasında önemli bir rol oynar.
Aile içinde gelenekler, ahlaki ilkeler ve inançlar yaşatılarak toplumun kimliği korunur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI